Showing posts with label yenilikçilik. Show all posts
Showing posts with label yenilikçilik. Show all posts

Tuesday, August 25, 2009

Microsoft “Geleceğin Okulu”na Yakından Bakış

Biliyorsunuz Microsoft, Philadelphia’da kablosuz dizüstü bilgisayarla ders yapılan, kişiselleştirilmiş eğitimin verildiği “Geleceğin Okulu”nu pilot okul olarak 2007’de hayata geçirdi. Bu okulun açılması, Microsoft’un 21. yüzyılda eğitimin niteliğini değiştirecek ve öğrencilerin küresel bilgi ekonomisine daha iyi uyum sağlamasını temin edecek dev bir adım atması demekti. Geçen zaman içinde okul kendini ispatladı ve küresel bir başarı hikayesi olarak örnek gösterilmeye başlandı. Hedef, “Geleceğin Okulu”ndaki başarılı eğitim modellerini dünyanın her tarafına yaymak ve dünya çocuklarının eğitimine anlamlı katkı yapabilmek. Misyon, 21. yüzyılın dijital ve küresel ekonomisinde fark oluşturabilecek yetkinlikte gelecek nesil dünya vatandaşlarını yetiştirebilmek. Yenilikçi modeli dünyaya yaymak, hükümetlere ve toplumlara bu konuda danışmanlık vermek için Microsoft, “Microsoft Worldwide Innovative Schools” programını başlattı. Ayrıca “Microsoft Yenilikçi Öğretmenler Platformu” kuruldu. Gelin kısaca bu okula yakından bakalım ve ortaya konan yenilikçi eğitim modelini yakından inceleyelim.

63 milyon dolara mal olan “Geleceğin Okulu”nun amacı 21. yüzyılın yenilikçi öğrenme modellerini geliştirmek ve 21. yüzyılın öğrenme topluluklarının hizmetine sunmak. Okula giriş ücretsiz ve kura ile belirleniyor; giriş sınavı yapılmıyor. Okula kabul edilen öğrencilerin ortak paydası düşük gelir seviyesinden ve dezavantajlı sosyoekonomik sınıftan gelmeleri. Teknoloji, müfredat geliştirmeden ödev takibine eğitimin ve öğrenmenin her kademesinde etkin olarak kullanılıyor. Dersler çoğunlukla internetten ve interaktif ortamda işleniyor. Her öğrencinin laptopu var ve dijital ortamda bireye özel uygulamalı eğitim veriliyor. Her öğrenci öğrenmenin sorumluluğunu kendisi üstleniyor. Öğrencilerin keşfetme ve merak duygusu sürekli tetikleniyor. Her öğrenci siberuzayda bilgiye erişmeyi, bilgiyi yorumlamayı ve anlamlandırmayı öğreniyor. Kütüphane, kişiselleştirilmiş ve dijital bir öğrenme merkezi olarak tasarlanmış. Öğrencilere derslerde fikirlerini özgürce söylemeleri için izin veriliyor. Ev ödevleri de öğretmenlere internetten gönderiliyor. Tüm eğitim sürecini aileler online olarak kontrol edebiliyor. Soruları doğru yanıtlayan öğrencilere daha üst seviye bilgiler veriliyor, yanlış cevap verenlerin laptopu ise öğretmene “konuyu yeterince anlamamış” mesajı gönderiyor ve o çocukla özel ilgileniliyor. Müfredat çocuğun seviyesine, ihtiyaçlarına ve ilgi alanlarına göre belirleniyor. Dersler, 9.15’te başlıyor zira Microsoft, 9.15'den önce başlamanın performansı düşürdüğünü savunuyor.

Geleneksel ezberci eğitimde öğrencilerin problem çözme ve eleştirel düşünmede başarısız olduğunu savunan yönetici Grover oluşturdukları farkı şöyle özetliyor: “Öğrencilerimizi 21. yüzyıla hazırlıyoruz. Hızlı, kaotik, teknoloji yoğun, birbirine bağımlı, dijital bir dünyada çalışmak ve yaşamak için öğrencilerimize gereken yeni ve ileri yetkinlikleri sağlıyoruz. Dijital okur yazarlık, problem çözme, etkin iletişim, kritik düşünme, hiper-tekst bağlantılar kurma, kompleks sistemleri kavrama, entegre düşünme gibi.. Öğrencilerimizin hayat boyu öğrenmeleri için onlara her an ve her yerde öğrenme imkanları tanıyoruz. Onların farklı düşünme becerilerini, kendilerine özgü yeteneklerini ve etkin iletişim becerilerini geliştirmeleri için onlara hayatın içinde öğrenme, proje üretme, kendini dünyaya ifader etme ve topluma katkıda bulunma forsatları sunuyoruz.”

Microsoft bu deneyimin ışığında 21. yüzyılın okulunu ve eğitim modellerini tasarlamak isteyenler için tavsiyelerde bulunuyor. Geleceğin okulunda eğitimciler, öğrenciler, personel, anne-baba, uzmanlar, iş dünyası ve mezunlar gibi tüm paydaşlar arasında sürekli iletişim, işbirliği, fikir alışverişi ve yardımlaşma sağlamalı. Bunun yanısıra Microsoft, 21. yüzyılın öğrenme topluluklarını oluşturmak için şunları tavsiye ediyor:

· Teknoloji erişimini bütün öğrencilere ulaşacak şekilde genişletin.
· Teknolojiyi müfredatı geliştirmek ve güncelleştirmek için kullanın. Müfredatı dijital ortama geçirin.
· Teknolojiyi kullanarak geleceğin akıllı sınıflarını sıfırdan tasarlayın.
· Küresel bilgi ekonomisinde rekabet edebilecek mezunlar yetiştirmek için öğrencilerinizin hem dijital hem küresel yetkinliklerini geliştirin.
· Öğrenci merkezli eğitime geçmek için teknolojiyi kullanın. Eğitimi öğrencinin ilgi ve ihtiyaçlarına göre kişiselleştirin ve adape edin.
· Ezbercilikten proje merkezli uygulamalı eğitime geçin. Kritik düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirmek için öğrencilere proje yaptırın.
· Müfredata çok fazla konu yüklemek yerine ilginç, güncel ve önemli birkaç konuya odaklanın. Bilgi yığmayın. Öğrencilere hayat boyu kullanabilecekleri kritik yetkinlikler kazandırın.
· Öğrenmeyi esnek ve sürekli hale getirin. Öğrenciler öğrenme aktivitelerini her yerde yedi gün 24 saat boyunca kendi hızlarına ve ilgi alanlarına göre yapabilsinler.
· Dijital iletişim ve işbirliği için güçlü öğrenme toplulukları oluşturun.
· 21. yüzyılın çok boyutlu yetkinlik ve performans değerlendirme araçlarını ve kriterlerini kullanın.
· Daha az zaman ve para kullanarak okullarınızı daha etkin, hızlı ve verimli hale getirin.

Microsoft’un “Geleceğin Okulu” projesindeki kritik başarı faktörleri ise şöyle sıralanıyor:

· Etkin İşleyen Hedef, Performans ve Motivasyon Sistemi: Herkesin aynı hedefleri, heyecanı ve vizyonu paylaşması, ortak başarı kriterlerinin belirlenmesi, kollektif performansın en iyi şekilde ölçülmesi, düzenli hedef takibi, geri kalma ve sapmaların süratle düzeltilmesi, ilerlemelerin ve başarıların herkesle paylaşılması.

· Tüm Paydaşların İlgili, Uyumlu ve Bütünleşmiş Bir Öğrenme Topluluğu Olarak Davranmaları: Geleceğin okulunda yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler, anne-babalar, mezunlar, okul-aile birliği, çalışanlar, iş dünyası, sosyal kuruluşlar dahil bütün paydaşlar okulun vizyonuna, hedeflerine, değerlerine sahip çıkmalı. Tüm paydaşlar arasında hem teknolojik düzeyde hem de sosyal ve insani boyutta sürekli ve düzenli iletişim ve bilgi akışı sağlanmalı. Bunun için dijital araçlar, elektronik sistemler, bültenler, vizyon toplantıları, eğitimler beraberce kullanılmalı. Tüm paydaşlar ortak vizyon için beraber çalışmalı ve kafa-kalp birliği ve işbirliği içinde olmalı. Herkes öğrenmeyi, üretmeyi, anlamlı katkıda bulunmayı ömür boyu sürdürmeli ve birbirine bu konuda destek olmalı.

· Yenilikçi, Güncel, Dijital ve Uygulamalı Müfredat: Geleceğin okulunda müfredat küresel bilgi ekonomisinde gerekli ve sürdürülebilir olan yetkinlikleri kazandırıyor. Müfredat teknolojideki ve küresel platformdaki yeniliklere göre sürekli güncelleniyor. Müfredat ayrıca dijital platformda ve öğrencinin özel seviyesine ve ilgi alanlarına göre kişiselleştiriliyor. Konular ezberlenecek konulardan ziyade öğrencilerin ilgisini çekebilecek uygulamalı ve interdisipliner konular. Mesela, öğrenciler teknolojiyi, tasarımı, sanatı ve eğitimi entegre ettikleri projelerinde çocuklar için eğitici fonksiyonları ve eğlenceli arayüzü olan cep telefonları tasarlıyorlar. Öğrenciler sosyal inovasyon projeleri kapsamında Afrika’daki kardeş okuldaki arkadaşlarına 100$ laptop hediye ediyorlar ve onlarla beraber kültürler arası işbirliğine dayalı eğitim projesi başlatıyorlar. Çocuklar hayatın içerisinde farklı disiplinlerden öğrendiklerini uygulamalı projelerle gerçek katma değere dönüştürüyorlar. Her öğrencinin hayallerini ve projelerini dünya ile paylaştığı online bir dijital proje portfoyü ve bloğu var. Eğitim tamamen öğrenci merkezli ve öğrencinin bütün potansiyelini kullanmasını hedefliyor. Öğretmen ile öğrenci arasında birebir ve sürekli bir ilişki var. Geleceğin Okulunda uygulamaya konan ve dünyaya açılan online derslerden biri de dünyadaki bütün orta ve lise öğrencileri için hazırlanan “Küresel Ekonomide Kariyer Yönetimi” dersi. Michigan Üniversitesi ve Microsoft’un beraber hazırladığı 20 saatlik bu multimedya derste küresel bilgi ekonomisinin nasıl değiştiği, geleceğin işlerine nasıl hazırlanmak gerektiği, meslek seçimi, kendini keşfetme, iş kurma gibi konular ele alınıyor.

· Eğlenceli, Teknolojik, Esnek, Modüler Sınıflar: Geleceğin okulunda sınıflar kuru ve tekdüze değil, esnek ve modüler olarak tasarlanıyor. Her öğrencinin laptopu, CD’leri, Internet hesabı, Internet sayfası, e-öğrenme portalı var. Her sınıfta multimedya imkanları, Internet, data projektör, sunum cihazları, video kayıt imkanları ve teknolojik eğitici oyuncaklar yer alıyor. Sınıflarda öğrenci sıraları hafif, esnek ve yeniden düzenlenebilir modüller halinde tasarlanmış. Bütün sınıflar takım çalışmasına, sunum yapmaya, video çekimine, ve dijital işbirliğine uygun. Dersle ilgili her tür materyal, video, ve kaynaklar dijital ortamda öğrencinin dikkatine sunuluyor. Okulun fiziksel şartları öğrencilerin sürekli ve değişen öğrenme ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde düzenlenmiş. Her öğrenci 7 gün 24 saat boyunca istediği konuyu istediği zaman, istediği yerde, ve istediği hızda çalışabiliyor. Ayrıca her öğrencinin sanal, esprili ve dijital bir asistanı/yol göstereni var. Bütün okul sürekli bir öğrenme laboratuvarı olarak tasarlanmış. Kampüs olarak tasarlanan okulda sosyal paylaşım ortamları, teknoloji cafe, sanat atölyesi, dijital tasarım ve medya atölyesi, çocuk parkı, jimnastik salonu ve açık büfe kafeterya bulunuyor.

· Eğitim Yenilik ve ARGE Merkezi: Geleceğin okulunda zümre çalışmaları yıl içinde, hayatın içinde, her hafta sürekli ve modüler olarak yapılıyor. İhtiyaca göre araştırma yapılıyor ve müfredat sürekli güncelleniyor. Her sabah erken gelen öğretmenler en az bir saatlerini kendilerini yenilemeye, öğrenmeye, yenilik üretmeye, araştırmaya ve proje üretmeye ayırıyorlar. Toplantılar sadece öğrenme ve gelişim amaçlı yapılıyor ve farklı disiplinlerden öğretmenler öğrendikleri yenilikçi yöntemleri ve güncel bilgileri birbirleriyle paylaşıyorlar. “Eğitimi nasıl entegre hale getirebiliriz? Çocuklara dijital, sosyal ve kreatif yetkinlikleri nasıl kazandırırız? Onları değişen dünyaya ve küresel platforma nasıl hazırlayabiliriz? Farklı dersleri buluşturan ve sentezleyen projeler nasıl yaptırabiliriz? Sanat ve bilimi, tasarım ve teknolojiyi, medya ve inovasyonu nasıl buluşturabiliriz?” gibi sorulara cevap arıyorlar. Her hafta öğretmenler için bir profesyonel gelişim atölyesi (workshop) düzenleniyor. Okula alanında uzmanlaşmış liderleri, profesyonelleri, ve girişimcileri davet ediyorlar. Bu uzmanlar önce öğretmenlere, sonra bütün öğrencilere çarpıcı, vizyoner ve uygulamalı bir eğitim veriyorlar. Ayrıca okulun öğretmenleri yılın belli zamanlarında yoğun bir kongre, seminer, gelişim atölyesi ve yenilikçi zümre/ARGE çalışmasına giriyorlar. Geleceğin Okulu’nun öğretmenleri ayrıca yenilikçi uygulamalarını dünyadaki öğretmenlerle paylaşmak için Microsoft Yenilikçi Öğretmenler Programını (Microsoft Innovative Teachers Program) başlattı.

· Profesyonel Eğitim Liderliği: Geleceğin okulunda yönetici, müdürlük yapmıyor. Her şeyden önce o bir baş öğretmen, kendisi de derse giriyor. Kendisi de sürekli öğreniyor ve davranışlarıyla herkese örnek oluyor. Vaktinin çoğunu eğitim projeleriyle, teknolojinin etkin kullanılması ve eğitimin kalitesini yükseltmek için geçiriyor. Anne – babalarla, iş dünyasıyla, mezunlarla, toplumla ve öğretmenlerle sürekli bir iletişim halinde. Stratejik düşünüyor ve okulun stratejik avantajlarını kullanarak küresel alanda eğitimde bir marka olması için her dakika uğraşıyor. Kendisi de derslere giriyor ve eğitim programlarını sürekli güncellemek ve geliştirmek için uğraşıyor. Okula bölgenin ve ülkenin en iyi profesyonellerini davet ediyor, onların birikimini okula açıyor, onlarla ömür boyu işbirliği geliştirmeye çalışıyor. Finanstan anlıyor ve okulun etkin ve verimli çalışması için elinden geleni yapıyor. Sürekli projeler üreterek okulun toplumla ve iş dünyasıyla sürekli işbirliği ve iletişim halinde olmasını sağlıyor. Okulun özgün misyonunu, eğitim felsefesini, öğrenme kültürünü, 21. yüzyıl vizyonunu her platformda paylaşıyor ve temsil ediyor. En son teknolojiyi kullanarak yenilikçi pedagojik yöntemlerin bizzat öncüsü ve uygulayıcısı oluyor.

http://www.microsoft.com/education/schooloffuture.mspx

Wednesday, August 19, 2009

Yarının Yenilikçi Eğitim Projeleri Başlatmak

2008 TED Konferansında TED Ödülü’nü kazanan Dave Eggers, Amerika’da devlet okullarında eğitimin kalitesini arttırma hedefini kafaya takmış.

TED Ödülü’nün özelliği şu: Bir idealinizi dünya ile paylaşıyorsunuz ve TED size bu idealinizi gerçekleştirmek için 100 bin dolar veriyor. Daha da önemlisi, TED kaynaklarını ve networkunu size açıyor.

Dave Eggers’ın amacı da vatandaşları bölgelerindeki devlet okuluna katkıda bulunmaya teşvik etmek ve davet etmek.

“Once Upon A School” (Bir Zamanlar Bir Okul) projesinin amacı devlet okullarını idealizm ile, yeni bir enerji ile, kreatif düşünce ile ve sosyal yenilik projeleri ile geliştirmek, masal güzelliğine ulaştırmak.

Bu amaçla açılan portalda okullarda uygulanan ve dünyaya örnek olabilecek yaklaşık 250 sosyal yenilik projesi var. http://onceuponaschool.org/.

Her eğitimcinin siteyi incelemesini tavsiye ederim. Ortaya konan yenilikçi projeler size geniş bir perspektif, taze bir enerji, eğitim adına yeni bir umut ve bol sayıda kreatif fikir sağlıyor.

Mesela, bir okulda çocuklar teknoloji laboratuvarlarını gezdikten ve elektronik cihazların nasıl çalıştıklarını öğrendikten sonra sonra eski elektronik eşyaları okula getiriyor, parçalarına ayırıyor, yeniden birleştiriyor ve eğlenceli şekilde kendi aletlerini tasarlıyorlar.

Başka bir okulda çocuklar çocuk hastanesini ziyaret ediyorlar, orada gönüllü çalışarak hasta çocuklara yardım ediyor, onlarla arkadaşlık geliştiriyorlar. Benim en beğendiğim projelerden bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum:

· Nepal’de açılan çocukların yeteneklerinin ve güçlü yönlerinin tesbit edildiği, geliştirildiği, kariyer yönlendirmenin yapıldığı ve çocuklara özel koçluk sağlanan “Hayal Merkezleri”.

· Kenya Nairobi’de sokak çocukları için açılan Öğrenme, Girişimcilik ve Para Kazanma merkezleri, onlara hayat boyu kullanabilecekleri temel becerileri, okuma yazmayı, el işleri yapmayı, dikiş dikmeyi, takı yapmayı, ürün geliştirmeyi öğretiyor. Çocuklar hem ustalardan zanaat öğreniyorlar, hem beceri geliştiriyorlar, hem iş kuruyorlar, hem ailelerine para kazandırıyorlar.

· Bir öğretmen ilkokulda çocuklara kreatif düşünceyi, stratejik düşünmeyi, potansiyellerini keşfetmeyi, aklın gücünü öğretmek için kullanılmayan bir sınıfı satranç tahtası şekline getiriyor. Öğrenciler renkli giysiler tasarlayıp giyerek farklı satranç taşları oluyorlar ve oyun oynarken hayatı keşfediyorlar.

· Bir okul bilimi çocuklara sevdirmek için her bir bilim dersinin bütün materyallerini ayrı bir eğlenceli bilim kutusuna topluyor. Her bilim aktivitesinde uygulama, oyun, proje üretme, video ve sunum da oluyor. Gönüllü anne babalar da ayda bir gün işyerlerinden izin alarak misafir eğitimci olarak uzmanlık geliştirdikleri alanlarda çocuklara bilim/sanat/tasarım dersleri veriyor. Proje sonucunda okulun bilim olimpiyatı başarısı yüzde 200 artıyor.

· California’da bir okul yılın bir gününü hizmet ve sosyal sorumluluk günü ilan ediyor. O gün bütün öğretmenler, bütün öğrenciler ve bütün çalışanlar toplum için hayırseverlik projeleri yapıyorlar. Bir günde toplanan bağışlarla yüzden fazla çocuğa burs sağlanıyor, bir multimedya lab kuruluyor, ve bölge okullarına 75 bilgisayar bağışlanıyor. En önemlisi, her çocuk erken yaşta bir mum yakmayı ve topluma katkıda bulunmayı öğreniyor.

· Bir girişimci, evlat edindiği sokak çocuğuna girişimciliği öğretiyor ve iş kurmasını sağlıyor. Başarılı olunca da bölgesindeki okuldaki gençlere girişimcinin düşünme şeklini, becerilerini ve mantığını öğretmeye karar veriyor. Sabah bir saat erken gelen gönüllü gençlere gerçek girişimcilik projeleri yaptırıyor ve onların kendi işlerini kurmasını sağlıyor. Başarılı olmuş girişimciler ile öğrenciler buluşturuluyor ve usta-çırak ilişkisi içinde onlardan ders alıyorlar. Her genç yaratıcı fikirler üretmeyi, iş planı yapmayı, iş planını sunmayı, sermaye bulmayı öğreniyor. En iyi iş planları ve iş fikirleri ödüllendiriliyor.

· Amerika’da organik ve taze ürünlerle kaliteli yemek yapan dünyaca ünlü bir restoranın sahibi, çocukların okullarda sağlıksız ve donmuş yemekleri düşünmeden ve acele ile yediklerini gözlemliyor. “Yemek yemek çok değerli bir insan deneyimidir. Çocuklarımız adabı, ahlakı, ekolojiyi, sürdürülebilirliği, iyi insan olmayı, çevreyi korumayı, doğal dengeyi sofrada öğrenirler” diye düşünüyor ve restoran olarak çocuklara taze, lezzetli, organik öğle yemeği sağlıyor. Fast food akımına karşı “yavaş yemek” hareketini kuruyor ve yöredeki çiftçilerle beraber yemekte kalitenin, sürdürülebilirliğin, tazeliğin mücadelesini başlatıyor.

· Bir beden eğitimi öğretmeni “İçeride Çocuk Kalmasın” kampanyası ile çocukların oyun alanlarına, parklara, doğaya çıkmalarını ve bol bol spor yapmalarını teşvik ediyor. Amaç çocukların daha sağlıklı yaşamalarını, spor alışkanlığı kazanmalarını, şişmanlık, oburluk, bilgisayar ve TV bağımlılığı gibi tehlikelerden uzaklaşmalarını sağlamak. Ailelerle beraber her pazar okul piknikleri ve doğa gezileri düzenleniyor. Piknikleri çocuklar aileleri ile beraber organize ediyor. Çocuklar için bahar ve yaz spor kampları, oyun kampları, turnuvalar düzenleniyor. Takım çalışması ve iletişim dersleri dışarıda çimenlerde veya parklarda yapılıyor. Ağaç ve yeşil sevgisi doğanın içinde kazandırılıyor. Her çocuk mutlaka kendi ismiyle ağaç dikiyor. Her çocuğa toprak veriliyor, ekmesi ve sebze yetiştirmesi sağlanıyor.

· Bir okul çocuklara yemek yapmayı öğretmek ve sağlıklı yeme alışkanlığı kazandırmak için iki haftada bir çocukları gruplar halinde gönüllü velilerin evine götürüyor. Veli, çocuklara sebzeleri-meyveleri, malzemeleri yıkamayı, vitaminleri, yemek hazırlamayı öğretiyor. Sonra çocuklar hep beraber yaptıkları yemeği yiyor. Kendileri yemek yaptıkları için çok daha iştahla yiyorlar. Öğrenciler yemek yapma ve ev işlerine yardım etme becerisi kazanıyorlar. Bu ev dersleri, bahçe işleri, sebze yetiştirme, tamir yapma, ağaç dikme, çiçek yetiştirme, ev dekorasyonu, temizlik gibi konularda da yapılıyor.

· Bir balıkçı, okulundaki öğrencilere uygulamalı olarak her yıl bot yapmayı ve balık tutmayı öğretiyor. Botu hep beraber yapıyorlar ve açık arttırmayla okul yararına satıyorlar. Çocuklar el becerilerini, marangozluğu, balıkçılığı öğreniyorlar.

· “Mindgym” adı verilen programda çocuklar güncel olaylara, haberlere, insan davranışlarına sosyal bilimleri kullanarak farklı açılardan bakmayı öğreniyorlar. Sorgulama, eleştirel düşünme, problem çözme becerileri çocuklara örnekler ile kazandırılıyor. Programda tiyatrolar ve videolar da yoğun olarak kullanılıyor. Çocuklar tiyatro yaparak olayları ve insan davranışlarını yorumluyorlar. Çocuklar beyni farklı çalıştırmayı, gözlem yapmayı ve insan psikolojisini uygulamalı olarak öğreniyorlar.

Wednesday, August 12, 2009

BİR İDEAL, HAYAL VE UFUK TURU: TÜRKİYE İÇİN SIFIR MERKEZ GELİŞİM MODELİ

Geçtiğimiz yıllarda tarihlerden 19 Mayıs iken kaleme aldığım bir ideal, hayal ve ufuk turu..
Türk gençliği olarak bizler hepimiz Türkiye’yi canımızdan çok seviyoruz. Hepimiz Anadolu’ya ve bu topraklara gönülden bağlıyız. Türkiyeli olduğumuz için onur ve mutluluk duyuyoruz. Hepimiz Atatürk’in çizdiği vizyonda durmadan ilerlemeye kararlıyız. Hepimiz ülkemizin geleceğine katkıda bulunmak ve toplumsal sorumluluk üstlenmek için hazırız. Bayrağı ve emaneti devralmak için kendimizi en iyi şekilde hazırlıyoruz. Türkiye’mizin dünyada hak ettiği konumu bulması için elimizden geleni yapmaya söz veriyoruz. Ülkemizin geleceğine güvenle, inançla ve ümitle bakıyoruz.

Çocukluğumuz Özal devrinin izlerini taşıyor ve bizler liberal bir dönemde büyüdük; ama söylendiği gibi topçu ve popçu bir nesil değiliz. 68 Kuşağı kadar veya 80 öncesi gençliği kadar idealistiz, bilinçliyiz ve vatanımızı seviyoruz. Ama farklı görüşler taşıyan arkadaşlarımızın da bizim kadar memleket sevdalısı olduğunu biliyoruz. “Ötekiler” yok artık; aynı gemide yaşayan bizler varız. Artık devleti, idareyi ele geçirme paranoyalarından, çatışmalardan, önyargılardan, korkulardan, nefretlerden, şikayetlerden uzağız ve uzak olmak istiyoruz. Türk-Kürt, Alevi-Sünni, sağcı-solcu, AKPli-CHPli, küreselci-ulusalcı, şucu veya bucu; hepimiz ortak paydada Türkiye’mizi, Anadolu’muzu, Cumhuriyetimizi seviyoruz. İşte 19 Mayıs. Her tür ayrım anlamını kaybediyor ve biz birbirimizi kucaklıyoruz. Çoğul kimlikler taşıyoruz ve bundan memnuniyet duyuyoruz. Aynı anda içimizde milliyetçi, liberal ve sosyal demokrat eğilimler hissedebiliyoruz. Hem muhafazakar hem devrimci yönlerimiz var. Düz değil saçaklı mantık kullanıyoruz. Kolay çözümlere, kısa cevaplara ve sloganlara şüpheyle yaklaşıyoruz. Fanatizmi, cehaleti, ezberi ve şiddeti eleştiriyor ve sorguluyoruz. Öte yandan tutarlı ilkelerimiz, değerlerimiz var ve fikirlerimizi, düşüncelerimizi sonuna kadar savunuyoruz. Birbirimizi anlamaya ve diyalog kurmaya uğraşıyoruz. Kapılar açmaya ve köprüler kurmaya uğraşıyoruz. Hayata ve ülkemize farklı pencerelerden bakmaya çalışıyoruz. Enerjimizi ve dikkatimizi pozitife yoğunlaştırmak istiyoruz.

Türk gençliği olarak ülkemiz adına ideallerimiz var. Rüyalarımız var. Umutlarımız var. Hedeflerimiz var. Stratejilerimiz var. Hayallerimiz var. Bizler hayallerimizin çocuklarıyız.

21. yüzyılda yeni bir Türkiye hayal ediyoruz. Daha gelişmiş, zengin, aydın, mutlu bir Türkiye. Demokratik, çoğulcu, laik, çağdaş bir Türkiye. Doğu ve Batı arasında köprü olmuş, Avrasya'da güven, denge ve istikrar unsuru bir Türkiye. Avrupa Birliği’nin en genç, en dinamik, en barışçıl, en güçlü üyesi. Kendisiyle, halkıyla ve çevresiyle barışık; kabuğunu kırmış bir Türkiye. Çağıyla hesaplaşmış, çağı yakalamış ve aşmış bir Türkiye.

Bir gün gelecek bizim de evrensel olarak güçlü bir ekonomimiz, teknoloji üretiminde rekor kıran bir özel sektörümüz, etkin işleyen bir devlet sistemimiz, dünya çapında bilim üreten üniversitelerimiz olacak. Bu gün uzak gelecekte değil. Bu gün bize umduğumuzdan daha yakın. Tarihin çarklarında Türkiye’nin tarihi bir sıçrama rampasında bulunduğunu hissediyoruz. Sistem dinamikleri ve disiplinler arası bilimler Türkiye’nin hızla yukarıya doğru çıkmakta olduğunu söylüyor. Geleceğe ilişkin raporlar ve tahminler Türkiye’nin ilerlemesinin devam edeceğini ve hızlanacağını vurguluyor. Gönülden inanıyoruz ki 21. yüzyılda yeni bir Türk Rönesansı yaşanacak. Kültürel, ekonomik, teknolojik, bilimsel, sosyal, toplumsal gelişmelerin bileşkesi bir göz kamaştırıcı bir Rönesans.

Tabii bu hiç kolay olmayacak. Bunun çabasız, uğraşsız, dertsiz, hedefsiz, projesiz, emeksiz, hayalsiz, vizyonsuz olabileceğine ihtimal vermiyoruz. Medeniyet inşa etmede mürekkep, gözyaşı, alın teri gerektiğinin bilincindeyiz. Siyasi partilerimizle, devlet kurumlarımızla, şirketlerimizle, üniversitelerimizle, sivil toplum örgütlerimizle, halkımızla topyekün bir hedef birliği, vizyon birliği, organizasyon birliği ve işbirliği gerçekleştirebilirsek Türkiyemiz küresel platformda hak ettiği yeri alacak. Neden almasın ki? Yeni dünyada yerimizi almak için yeterli girişimcilik ruhumuz, tarihsel potansiyelimiz ve insan kaynağımız fazlasıyla hazır bulunuyor.

Günümüzde değişim; çok boyutlu, dinamik ve kompleks bir süreçler zincirine dayanıyor. Makro sistemlerin değişmesini istiyorsak mikro sistemlerden işe başlamalıyız. Türkiye’nin değişmesi ve gelişmesi, kurumlarımızın değişmesi ve gelişmesine bağlı. Kuantum değişimi başarabilmemiz için tüm kurumlarımızda uzun vadede çok boyutlu ilerlemeler ve köklü reformlar gerekiyor:

· KOBİ’lerde, şirketlerde, iş dünyasında
· Devlette, bürokraside, orduda ve siyasette
· Medyada ve basında,
· Üniversitelerde, sivil toplumda
· Sağlık, eğitim ve adalet sistemlerinde

Sistemlerin değişmesi için kurumların, kurumların değişmesi için de insanların değişmesi gerekiyor. Değişim bireyden başlıyor. Değişim içimizden başlıyor. Senden, benden, bizden, Ahmet Bey’den, Ayşe’den, Mustafa’dan başlıyor. Değişim gençlerden başlıyor. Değişimin anahtarı yeni nesil. 19 Mayıs gençleri ve daha sonra 23 Nisan çocukları.

Türkiye’mizi 21. Yüzyıla taşıyacak değişim ve gelişimin liderleri ve aktörleri Türk gençleri olacak. Bugünün ve yarının gençleri. Peki Türk gençliği olarak bu konuda ne kadar hazırız? Bilgimiz, vizyonumuz, yetkinliklerimiz itibarıyla bize verilen ağır emanet ve görevleri üstlenmeye ne kadar hazırız? Ortaya koyabileceğimiz bir strateji, vizyon ve misyon bildirgemiz var mı? Ülkemiz için nasıl bir vizyon ortaya koyacağız? Bu vizyona yürürken hangi değerlere ve prensiplere sahip olacağız?

19 Mayıs 2005 tarihinde özel olarak kaleme alınan bu makalenin temel amacı bu konularda disiplinler ötesi bir beyin fırtınası başlatabilmek ve bu konulara kafa yoran genç arkadaşlarımız için taze bir fikir platformu oluşturabilmektir.

Şimdi “Türkiye’nin geleceği ve bu geleceği kurmada Türk gençleri olarak bizim rollerimiz, görevlerimiz, katkılarımız, ilkelerimiz” hakkında disiplinler arası bir ufuk turuna çıkacağız. Bu yolculukta amacımız Türkiye’mizin geleceğine dair çok boyutlu bir değişim ve gelişim vizyonu ortaya koyabilmek. Bu bildirgeyi “Türk Gençliğinin Türkiye Vizyonu” konusunda ortaya konan küçük bir katkı olarak değerlendirebilirsiniz. İşte 19 Mayis 2005 manifestomuz:

1) KALİTE, SORUMLULUK, ETİK, MORAL DEĞERLER:
Bireysel ve kurumsal düzeyde yaptığımız her işte ve her alanda toplam kaliteyi yakalayacağız. Devlette, özel sektörde, üçüncü sektörde, toplumsal yaşamda hukuk ilkelerini, ahlaki değerleri, etik kuralları, evrensel kalite standartlarını hakim ve üstün kılmak için var gücümüzle uğraşacağız. Mesleğimizde en iyiyi ve en mükemmeli yakalayacağız. Sosyal ve toplumsal platformda sorumluluk üstleneceğiz. Yeşil, doğa, sürdürülebilirlik için mücadele edeceğiz. İnsan hakları, demokrasi ve özgürlük gibi evrensel değerlere saygılı olacağız. Gelenek ve gelecek arasında köprü kurabilmek için uğraşacağız. Yaşam kalitesini ülkemizde her alanda arttırmaya çalışacağız. Hz. Muhammed gibi doğru, güvenilir ve dürüst olmaya çalışacağız. Yolsuzluğa, ahlaksızlığa, yalana geçit vermeyeceğiz. İlkeli, dürüst, ahlaklı, sorumlu ve örnek olacağız.

2) İNSAN, SEVGİ, EĞİTİM VE İLETİŞİM:
Türkiye’nin kalkınmasında en önemli faktörün iyi eğitilmiş insan gücü olduğunu bilerek bulunduğumuz her kurumda insana önem vereceğiz ve insana yatırım yapacağız. İnsan kaynaklarına yatırıma, eğitim düzeyinin arttırılmasına ve iletişim kalitesine her zaman önem vereceğiz. Sağlık, eğitim ve hizmet sektörleri başta olmak üzere her sektörde insan memnuniyetini esas alacağız. Çalıştığımız kurumların müşteri odaklı ve hizmet odaklı olması için uğraşacağız. Gençlere uygun kariyer planlaması yapılması, eğitim fırsatları ve istihdam olanaklarının sağlanması, parlak yeteneklerin keşfedilmesi ve geliştirilmesi için mücadele edeceğiz. İnsani gelişimi temin etmek için demokrasi, düşünce hürriyeti, insan hakları, kültür, sivil toplum, adalet, sağlık ve eğitim alanlarında atılım peşinde olacağız. Ailemizde, çevremizde, iş yaşamımızda, toplumsal platformda ve özel hayatımızda sevgiyi yeşerteceğiz. Birlik ve beraberliğe önem vereceğiz. Şeyh Edebali’nin tavsiyesine uyup insanı yaşatacağız ki devlet yaşasın. Yunus Emre gibi Yaradılanı Yaradandan ötürü seveceğiz. İnsana insan olduğu için değer vereceğiz. Herkese gülümseyeceğiz, herkese selam vereceğiz. Yardımsever, sevgi dolu, empatik, ilgili, hassas, nazik ve samimi olacağız.

3) MOTİVASYON, ÇALIŞMA, BAŞARI, ÜRETİM VE VERİMLİLİK:
Türk gençleri olarak bizler Türkiye'nin umudu ve geleceğiyiz. Başarmaya mecburuz. Başka alternatifimiz yok. Sıradan ve sürüden olmayacağız. Yaptığımız işlerin kalitesiyle kişisel markalar oluşturacağız. Dünya standartlarıyla yarışacağız. Bilimin aydınlığını rehber olarak alacak, az uyuyacak ve çok çalışacağız. Ülkemizi küresel platformda en güzel şekilde temsil edeceğiz. Hangi engeller önümüze çıkarsa çıksın motivasyonumuzu ve umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Tüm sektörlerde profesyonelleşme ve kurumsallaşmaya önem vereceğiz. Kurumlarda liyakat, bilgi, yetenek, tecrübe ve yetkinliklere değer vereceğiz. Yetkinlik esaslı işe alma, performans değerlendirme, ve ödüllendirme sistemlerin devlet kurumlarında ve özel kurumlarda uygulanması için öncülük yapacağız. Üretime dayalı ekonomik, ticari ve sektörel kalkınma için uğraşacağız. Avrupa Birliği şartlarına hızla uyum sağlayacak ve bu standartları geride bırakacağız. İş dünyasında Sakıp Sabancı, Vehbi Koç ve Üzeyir Garih gibi çalışkan, disiplinli, azimli, sabırlı, kararlı, profesyonel, girişimci ve üretken olacağız.

4) KÜLTÜR, SANAT, ANLAM VE DİL:
Türkiye’nin gelişmesinde sanatın, kültürün ve dilin önemini ve rolünü unutmayacağız. Hayatımızda kültür ve sanat her zaman önemli yer tutacak. Sanata, şiire, edebiyata, müziğe, resime, tarihe, kültüre karşı saygılı, duyarlı ve ilgili olacağız. Toplumun her kesiminde sanat duyarlılığının ve sivil toplum ruhunun oluşması için aktif mücadele vereceğiz. Sanatı ve sanatçıyı maddi manevi destekleyeceğiz, teşvik edeceğiz. Türk müziğinin, sporunun, sinemasının, tiyatrosunun, sanatının, kültürünün, edebiyatının, şiirinin ve dilinin gelişmesi, yayılması ve evrensel standartlara ulaşması için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Anne kucağı kadar sıcak ve içten, anne sütü kadar saf ve temiz Türkçemizi öksüz bırakmayacağız. Mehmet Akif’e de, Nazım Hikmet’e de aynı anda saygı duyacağız. Nasreddin Hocamızı, Karagöz ve Hacıvatımızı unutmayacak ve yaşatacağız. Bazen Zülfü Livaneli’nin, Arif Sağ’ın dostluk türkülerini; bazen Sezen Aksu’nun, Barış Manço’nun Tarkan’ın aşk şarkılarını; bazen de Zeki Müren’in, Müzeyyen Senar’ın yanık nağmelerini mırıldanacak, özlemle iç çekecek ve kendimizden geçeceğiz.
Markalaşma ve tasarım anlayışının, evrensel pazarlama stratejilerinin ve reklamcılık ilkelerinin turizmde, medyada, sanatta, özel ve devlet kurumlarında uygulanması için öncülük yapacağız. Kurum kimliğine, sivil topluma, estetiğe, tasarıma, iletişime önem ve değer vereceğiz. Hayatı anlamını, kendimizi, iç derinliklerimizi arayacak ve keşfedeceğiz. Grup ve toplum içinde kendimizi ifade etmekten; farklılığımızı, bireysel özelliklerimizi ve orijinalliğimizi ortaya koymaktan çekinmeyeceğiz.

5) BİLİM, TEKNOLOJİ, BİLGİ, ARAŞTIRMA VE ÖĞRENME:
Türkiye’nin 21. yüzyılı yakalamasının bilim ve teknolojiye yatırım yapmaktan geçtiğini biliyoruz. Teknoloji üretmedikçe üçüncü dünya liginde kalmaya mahkum olduğumuzu da. Thomas Freedman’ın “Lexus ve Zeytin Ağacı” kitabında anlattığı modern üretime, teknolojiye, bilime yatırım yapan Lexus ülkeleri arasında Türkiye’yi de görmek istiyoruz. Sıçrama yapabilmek için Türkiye’nin önünde en önemli seçeneğin teknoloji üretmek olduğunu görüyoruz. Bunun için ise bilim- icat- yenilik- tasarım- teknoloji- üretim- pazarlama- satış -finans zincirinin kurulması gerektiğini biliyoruz. Bunun için makro planda üniversite - iş dünyası - hükümet altın üçgeninin entegre olarak beraber çalışması için elimizden geleni yapacağız. Mikro planda ise disiplinler arası takım çalışması, planlama, vizyon, ödül sistemi ve çok çalışma ile başarıya ulaşacağız. Araştırma ve geliştirmeye yeterince pay ayırarak; iş dünyası, üniversiteler, ve devlet işbirliğiyle; Amerika, Japonya, Almanya, Kanada, Hollanda ve Güney Kore gibi çok boyutlu teknoloji üretimini gerçekleştireceğiz. Knowhow üretecek; patent ve copyright hakları elde edecek ve dünyaya satacağız. Bilişim, e-business ve e-devlet konusunda girişimleri hayata geçireceğiz. Gelecekte çok önem kazanacak Genetik, Biyoteknoloji, Mikroelektronik, Malzeme Bilimi, Yazılım alanlarında teknolojik atılım projeleri üreteceğiz. Bugünün rekabetçi dünyasında, "öğrenmeyi terk edenin gelişmesi mümkün değildir" anlayışı ile sürekli öğreneceğiz ve kendimizi geliştireceğiz. Bilginin eşsiz derinliğine dalacağız. Merak eden, araştıran, sürekli öğrenen bireyler olacağız. Bilgiyi stratejik kullanacak ve stratejik bilgi üreteceğiz. Onlarca, yüzlerce özgün fikir üretecek ve beyin fırtınaları yapacağız. Fikir ve bilgi paylaşım platformları kuracağız. Çok okuyacak, çok yazacak ve çok düşüneceğiz.

6) GÜVEN, BAĞLILIK, TARİH ŞUURU, ANADOLU DUYARLILIĞI:
Birinci vazifemiz olarak Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa edeceğiz. Kuvva-i Milliye ruhunu, Çanakkale destanını, Kurtuluş Savaşı fedakarlıklarını, şehitlerimizi, gazilerimizi, bu vatan için dökülen kanları unutmayacağız. Atamızın bıraktığı emanetlere, mirasa, ilkelere, prensiplere, devrimlere sahip çıkacağız. Türkiye’nin jeopolitik konumu çerçevesinde dış politikada, savunmada ve milli güvenlikte uzun vadeli, kalıcı stratejiler geliştirmesi ve atılımlar gerçekleştirmesi için üzerimize düşen vatandaşlık görevlerimizi yerine getireceğiz. Vatanımızı ve milletimizi çok seveceğiz. Toprağımızı, kültürümüzü, geleneğimizi, dilimizi, dinimizi, değerlerinmizi unutmayacağız. Yaratıcı’ya, annemize, babamıza, ailemize, akrabalarımıza, dostlarımıza, arkadaşlarımıza vefalı olacağız. Toplumsal yaşamda dualist, rekabetçi, çatışmacı Batı paradigmaları yerine (sermaye-emek, şirket-sendika..) Doğu paradigmalarına dayalı (Ahilik triad sistemi: usta – çırak – lonca) Anadolu sistemleri kurarak huzura, dayanışmaya, dengeye, diyaloğa ulaşacağız. Yemeyip yedirme, çıkarını gözardı edip yardım etme, zekat ile vermenin ve paylaşmanın mutluluğunu yaşama gibi Anadolu’nun köklü değerlerini yeniden yaşatacağız. Ulusal tarihimizi, kültürel mirasımızı, irfan atlasımızı, evrensel olan dinimizi, öz değerlerimizi, toplumsal hazinelerimizi daha fazla tanıyacak ve anlayacağız. 26 farklı medeniyetin genlerini taşıyan Anadolu’muzun kültürel ve tarihsel mirasına sahip çıkacağız. Hititler’in eşitliğini, Urartular’ın özgürlüğünü, Truvalılar’ın kardeşliğini yeniden keşfedeceğiz. Anadolu’nun yardımlaşma ve dayanışma kültürünü yeniden hayata geçireceğiz. Kah Uğur Arslan gibi Deniz Feneri kurarak, kah Tayfun Taliboğlu gibi BamTeline dokunarak Anadolu yollarına düşecek; Anadolu insanıyla ve onun engin şefkatiyle, basiretiyle, misafirperverliğiyle buluşacağız. Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlu, Gaffar Okkan, Kemal Erimez, Uğur Mumcu gibi halk kahramanlarının arasına karışacağız. Sadakat, güvenilirlik, tutarlılık, sorumluluk, sözünü tutma, inanç, dostluk, kardeşlik, fedakarlık, destek, biz bilinci, tarih şuuru, aidiyet, paylaşım gibi değerler bu yolda bizim vazgeçilmezlerimiz olacak.

7) YENİLİKÇİLİK, VİZYON, DEĞİŞİM, ESNEKLİK VE İCAT:
Yeni çağda sistemci düşünmeyi, saçaklı mantığı, bütüncül bakış açısını kullanacağız. ARGE (Araştırma ve Geliştirme) süreçlerinin KOBİ’lerde, sektörlerde, şirketlerde, devlette, sağlık ve eğitim sistemlerinde uygulanması için buna maddi kaynak, bütçe ve personel ayıracağız. Biyoteknoloji, genetik, Internet, malzeme bilimi, telekom gibi kritik teknolojilerde atağa geçilmesi için bütün bilgimizi, vizyonumuzu ve emeğimizi ortaya koyacağız. Risk sermayesi ve melek sermayesi kullanılmasını teşvik edecek; teknoparkların ve think tank kuruluşlarının açılması için uğraşacağız. Teknoloji geliştirme konusunda hiç olmazsa en az cep telefonu edinme konusundaki hassasiyetimiz kadar hassasiyete sahip olacağız. 30 sene sonrası için projeksiyonlar çıkaracak, Cumhuriyetimizin 100. yılında 2023’te ülkemizin eğitimi, teknolojisi, ekonomisi, toplumu nerede olacak bunları tartışacağız. Azimle, istekle, umutla, aşkla, inançla, gayretle çalışacak ve geleceği kurgulayacağız. İkinci Aydınlanma çağının bütüncü, holistik ve sistemci bakış açısına göre geleceği kurgulayacağız. Kuantum Fiziği’ndeki Potinbağ Teoremine uygun olarak toplumun tüm kesimlerinin vazgeçilmez olduğunun bilincine varacağız. Toplumsal platformda her kesimin birbiriyle ilişkili olduğu devingen, dinamik, eşitlikçi ve sağlıklı demokrasi ağlarına (network) yer açacağız. Hakkari’de kanat çırpan bir kelebeğin Edirne’de fırtınaya sebep olabileceğini kavrayacağız. İnsan sistemlerinin dinamik ve sürekli değişen sistemler olduğunu aklımızdan çıkarmayacağız. Türkiye’ye özgü ekonomik, sosyal, psikolojik ve teknolojik modeller üreteceğiz. Bu özgün ve orijinal modellerde evrensel ile yereli, Batıyı ve Doğuyu, yani bilgiyi ve bilgeliği birleştireceğiz. Pozitif düşünecek; potansiyellere, fırsatlara, çözümlere odaklanacağız. Ümitlilik, vizyon, değişim, gelişim, isteklilik, umut, esneklik, hayal gücü, icat, keşif, ilham, pozitif düşünce, açıklık, yenilikçilik bu yolda bizim rehberlerimiz olacak.

8) LİDERLİK, GİRİŞİMCİLİK, EKONOMİK ZENGİNLİK VE GELİŞME:
Girişimcilik ruhunun ve liderlik anlayışının iş dünyasında, KOBİ’lerde, şirketlerde, Anadolu Kaplanlarında, devlette, sağlık ve eğitim sistemlerinde hayata geçirilmesi için uğraşacağız. Genç girişimcilerin ve liderlerin önünü açacağız. Sosyal yenilik üretebilecek sosyal liderler yetiştireceğiz. Yurtiçinde, yurtdışında ve dünyanın farklı ülkelerinde lobi, eğitim, bilim, sivil toplum, yatırım, ticaret faaliyetleri başlatılması için destek vereceğiz ve öncü olacağız. Bu girişimlere maddi-manevi (zihinsel, fiziksel ve duygusal) destek vereceğiz. Fakirliğe, ayrılığa ve cehalete savaş açacağız. Reel sektöre, girişimcilere, ihracatçılara ve KOBİlere teşvik için kredi, sermaye ve destek sağlanması için mücadele vereceğiz. Etkin devlet sistemine ve güçlü ekonomiye geçiş için (gelir dağılımı, siyasi istikrar, mali yapı, vergi sistemi, sermaye piyasası, etkin bürokrasi alanlarında) reformlar gerçekleştireceğiz. Cesaret, kararlılık, girişimcilik, adalet, hak, hürriyet, irade, dayanıklılık, cömertlik gibi değerlerin savunucusu olacağız. Atılımcı, yenilikçi, girişimci ve cesur olacağız.

9) DİYALOG, HOŞGÖRÜ, ÇEŞİTLİLİK, BARIŞ VE DEMOKRASİ:
Diyalog, katılımcılık, hoşgörü ve karşılıklı saygı anlayışının ve ilkelerinin iş dünyasında, medyada, basında, devlette, siyasette ve toplumun her kesiminde uygulanması ve hayata geçirilmesi için çalışacağız. Evrensel hoşgörü, diyalog, huzur, saygı, barış, denge ve uyumu tesis etme yolunda Atatürk’ümüzün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini takip ederek çevremize güven ve istikrar yayacağız. İstanbul’un ve diğer metropollerimizin çok kültürlü, çok kimlikli, kozmopolit, altyapısı sağlam, beyin göçü alan küresel cazibe merkezileri ve dünya kentleri haline gelmesi için uğraşacağız. Türkiye’nin her girişimi ve hamlesiyle Doğu ve Batı arasında gerçek bir kapı, köprü ve diyalog merkezi olmasına katkıda bulunacağız. Anadolu geleneğinde çok önemli bir yeri olan tasavvuf felsefesinin temelindeki hoşgörü ve ahengi yeni yüzyıla taşıyacağız. Hacı Bektaş Veli ve Mevlana Celaleddin Rumi gibi manevi liderlerin açtıkları yolda farklılıkları bir zenginlik kaynağı, tanışma, kaynaşma ve diyalog kurma unsuru olarak göreceğiz. Çeşitliliğin getirdiği zenginliği organizasyon kültürlerine ve takım çalışmasına yansıtacak ve dünya çapında başarılara imza atacağız. Uzun vadeli ve kalıcı başarı için farklılıkları bir arada etkili olarak yöneteceğiz. Sabretmesini bileceğiz; bileceğiz ki vaktinden önce çiçek açmaz. Birarada yaşama ve gelişme tecrübesini yaşamış Anadolu ve İslam bilgeliğinden dersler alacağız. Kültürümüzün özündeki sevgi, hoşgörü ve diyalog ilkelerini hayata geçireceğiz. Mevlana’nın ifade ettiği gibi “bir ayağımız her zaman dairenin merkezinde olacak, diğer ayağımız da dairenin etrafında 72 milletle beraber pergel gibi dolaşacak.” Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi, şefkat ve merhamette güneş gibi, başkalarının kusurunu örtmede gece gibi, hiddet ve asabiyette ölü gibi, tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi, hoşgörürlükte deniz gibi olacağız. Ya olduğumuz gibi görünecek, ya da göründüğümüz gibi olacağız.

SONUÇ YERİNE:
19 Mayıs, enerji demek. Gençlik demek. Umut demek. Hayal demek. Gelecek demek. Dinamizm demek. 19 Mayıs’lar, hayallerle, projelerle, vizyonla, planlarla güzel. Bu makalede 19 Mayıs 2005’ten tarihe ve geleceğe not düşmek istedik. Türkiye için dokuz boyutlu bir gelişim ve değişim vizyonu ve yol haritası çizmeye çalıştık. Gideceğimiz yolda Türk Gençliği olarak neler yapmamız gerektiğinin altını çizdik. Bunu yaparken de SIFIR MERKEZ © (ZeroCentered) metodolojisini ve felsefesini kullandik. Gideceğimiz yolun ne kadar çetin olduğunu, sorumlulularımızın ne denli ağır olduğunu fark etmişsinizdir.

Bütün bunlar sadece hayal olmasın. Hamaset edebiyatı olarak kalmasın. Bunlar, uğrunda kişisel çıkarlarımızı feda edeceğimiz ülkülerimiz olsun. Elde edebilmek için hayatımızı vereceğimiz kutsal amaçlarımız olsun. Gelecek nesillere bırakacağımız mirasımız olsun. Gerçekleştireceğimiz ulusal yeminimiz olsun. Siyasi partilerimizle, devlet kurumlarımızla, şirketlerimizle, üniversitelerimizle, sivil toplum örgütlerimizle, halkımızla, medyamızla el ele verip bunları başarabilirsek, Atatürk'ün bizden beklediklerini nihayet 2000'li yıllarda O'na sunmuş olacağız. Türk Gençliği olarak gelecek 19 Mayıs’larda bizim Atamıza verebileceğimiz en anlamlı ve en güzel armağan da bu yolda gayret göstermek ve bunları gerçekleştirebilmek olacaktır.

Thursday, July 23, 2009

A’DAN Z’YE 21. YÜZYILIN YENİ ORGANİZASYONU

21. yüzyılda organizasyonlar farklı bir görüntüye bürünecekler. Çok boyutlu dev değişim dalgalarının ortasındayız. İşte organizasyonlarda yeni paradigmalar ve A'dan Z'ye 21. Yüzyılın Organizasyonlarının özellikleri:

Açık: Açık iletişime sahip, hiyerarşi yerine takım çalışmasına önem veren, rütbeler ve kademeler yerine takım üyeleri barındıran

Barışçıl: Küresel barışa katkı, sosyal sorumluluk, toplumsal katkı, diyalog, küresel işbirliği, kültürler arası iletişim konularına öncelik veren ve çözüme katkıda bulunan

Cesur: Atılım gücü, risk alabilme, inisiyatif, risk alabilme, kriz yönetimi, risk yönetimi, uzun vadeli yatırım yapma, ve stratejik düşünme yetkinliklerine sahip olan
Çevreci: Ekolojik dengeyi korumaya, çevre bilincine, sürdürülebilirliğe, yeniden dönüşüme, yeşil süreçlere, doğa dostu ürünlere saygı duyan

Dengeli: İnsanın fiziksel, duygusal, sosyal, ruhsal, zihinsel yönlerine önem veren ve potansiyellerini dengeleyen

Esnek: Esnek çalışma saatleri, evden çalışma gibi pratikleri benimseyen

Farklı: Farklılaşma, rakiplerden farklı olma, ürünlerde farklılaşma, sıradışı yöntemler
benimseme, orijinal ve sıradışı düşünme, kreatif düşünme yetkinlikleri olan

Global: Küresel liderler yetiştiren, sınırlar ötesi üretim ve küresel pazarlama yapan, ihracatla dış pazarlara açılan

Heterojen: Farklılıklara yer veren, farklı unsurlardan oluşan, farklılıkları zenginliğe çevirebilen

Ilımlı: Farklı görüşlere saygılı, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve eşitlikçi yaklaşımlar benimseyen

İnsancıl: Hümanist yaklaşım benimseyen, empati kültürü yeşerten, insana saygı duyan, çalışanlara değer veren

Kozmopolit: Farklı kültürleri, dilleri, dinleri, ırkları, kimlikleri buluşturan; farklılıkları zenginliğe dönüştüren

Lider: Sektöründe öncü, girişimci, risk alan, bölgesel kalkınmayı tetikleyen

Markalaşmış: Küresel bir marka olan, marka üretme gücü ve potansiyeli olan, markalaşmış ürünleri olan

Network: Küresel işbirlikleri olan, network yaklaşımını benimseyen, kitlesel işbirliğini kullanan, network merkezli inovasyon üreten

Organik: Dinamik, canlılığını sürdüren, kaostan düzen çıkaran, canlı sistemler gibi kendini yenileyen

Öğrenen: Öğrenen organizasyon ilkelerini uygulayan, ARGE fonksiyonuna ve stratejik araştırmaya önem veren

Pozitif: Motivasyon, umut, hayal, erdem, canlılık, azim, ahlak gibi pozitif değerleri yeşerten

Referans: Alanında kalitenin ölçüsü haline gelmiş, toplam kalite felsefesini, kaizen ilkesini uygulayan, sektöründe kuralları koyan

Sanal: Uzaktan öğrenmeyi, e-öğrenmeyi, Internet bazlı süreçleri, web tabanlı teknolojileri, dijital bilgi teknolojileri stratejik olarak kullanan

Şampiyon: Küresel, milli ve bölgesel başarılar kazanan, rekabetçi, sektöründe lider

Takım: Dayanışma ruhuna ve yardımlaşma kültürüne sahip, takım ruhuna ve üyeler arası uyuma önem veren

Uyumlu: Değişime adapte olan, hızlı, strateji geliştiren ve yeniliklere uyum sağlayan

Üretken: Prodüktivite, verimlilik, zaman yönetimi, kaynak yönetimi, toplantı yönetimi konularında açılımcı

Vizyoner: Geleceği gören, sektöründe vizyon çizen, vizyoner yöneticilerin önünü açan

Yenilikçi: Sosyal yenilik üretimine öncelik veren, yenilikçi ürünler ve hizmetler sunan

Zirveleşen: Etik değerlere, ruhsallığa, ahlaka, sosyal sorumluluğa önem veren

Monday, July 20, 2009

MONTREAL EXPO 3I: INSPIRATION, IMAGINATION, INVENTION

Sizlere bu yazımda tasarım, sanat ve bilimin sentezlendiği yeni eğitim modellerinden ve yetenek olimpiyatlarından bahsedeceğim. Tasarım ve yenilik dünyasında son gelişmelere, IDEO firmasına ve TED konferanslarına da değineceğiz.

22 Mayıs 2009’da Montreal’de ilk kez Expo 3i adında uluslararası entegre bir bilim-sanat-tasarım olimpiyatı düzenledik. Bir avuç idealist eğitimci 2008 sonlarına doğru bir vizyon ortaya koydular.

10’dan fazla ülkeden yüze yakın finale kalan öğrenci, eteklerindeki marifeti döktü ve kreatif yeteneklerini diğer çocuklarla paylaştı. Mali’den, Nijerya’ya, Moğolistan’dan Fransa’ya, Amerika’dan Irak’a dünya milletlerinin çocukları dizayn şehri Montreal’de buluştu.

İşte yarışmanın CTV'de haber videosu: http://www.youtube.com/watch?v=B776n49edc0

UNICEF, Montreal’i dizayn şehri ilan etmişti ve biz de Montreal’in markasını dünyada tasarım mükemmelliği konusunda öne çıkarmak istiyorduk. Bunun için de Expo 3i’yi bir eğitim seferberliği projesi olarak ilk kez bu yıl başlattık. Bu dev proje olimpiyatı Montreal’de Ecole Sogut adlı Türk okulunu açan Quebec Horizon Vakfı tarafından organize edildi. Montreal Belediyesi, Quebec hükümeti, Quebec eğitim bakanlığı, TD Bank, CTV, Concordia ve McGill Üniversiteleri projemiz için seferber oldular ve maddi manevi desteklerini esirgemediler.

Expo 3i proje olimpiyatı farklı disiplinleri ve kategorileri bir araya getirdi: Endüstriyel tasarım, sosyal bilimler, uygulamalı teknolojiler, çevre bilimleri, kısa film, resim ve infografi.

İlkokuldan liseye her yaştan ve 50 okuldan yüz genç ve çocuk başarılarını, heyecanlarını, ideallerini paylaşırken, gözlerindeki heyecanı ve ışığı görmeliydiniz. Küçücük dimağlar nasıl büyük ideallere ve yüreklere sahipler, parlak fikirler üretiyorlar, projelerini nasıl heyecanla anlatıyorlar görmeliydiniz. Hele ilkokul öğrencilerinin yaratıcı fikirlerine hayran kaldım. Kültürler arası sandviçten akıllı biberona kreatif fikirlerin resmi geçidi hisseli harikalar kumpanyası gibiydi.

Film jürisi olarak katıldığım CTV’nin sponsor olduğu kısa film festivalinde dünyanın yedi farklı ülkesinden gelen çocuk filmlerini izledik. Irak’tan gelen film hepimizin gözlerini yaşarttı. Irak Selahaddi Eyyubi Koleji’nden gelen filmde Kürt, Sünni, Türkmen, Arap kökenli Iraklı gençler, Irak futbol takımının attığı gol ile coşuyorlar, ama bombalar patladığında gerçeğin acı yüzüyle karşılaşıyorlar. Nijerya ve Mali’nin açlık, yoksulluk ve ayrılık temalı filmlerinde bir kuru ekmek uğruna mücadele eden Afrikalı çocukları izledik. Kanada Laurier McDonald High School’dan gelen filmde okul içi şiddet eleştirisi yapılıyordu. Amerika’dan Houston Science Academy’den gelen film yetim çocuklarla ilgili sosyal sorumluluk mesajı içeriyordu. Toronto Nil Academy ise John Lennon’un barış şarkısına klip çekmişti. Bu muhteşem filmleri filmin yönetmeni ve oyuncusu çocuklarla beraber, CTV medyası eşliğinde beraber izlemek ve yorumlamak büyük bir ayrıcalıktı. Filmler, dünya barışı ve geleceğimiz açısından bana gerçekten umut verdi.

Expo 3i 2009 geride kaldı ama bu organizasyon her sene daha da büyüyerek ve küresel hale gelerek devam edecek. Montreal, her yıl dünya çapında bilimsel, yenilikçi, tasarımcı düşüncenin sergilendiği, en iddialı okullardan genç takımların keşiflerini ve hayallerini paylaştıkları Expo 3i platformuna ev sahipliği yapmaya devam edecek. Hedefimiz önümüzdeki yıllarda Montreal Expo 3i’yi tasarım, bilim ve sanat alanlarında genç yeteneklerin küresel cazibe merkezi haline getirmek.

Gençlerin ve çocukların bilim, sanat, ve tasarım alanlarında çığır açan yenilikler üretmelerine ve sınırsız yetenek geliştirmelerine imkan sağlamak amacıyla başlatılan Expo 3i, “dizayn şehri Montreal”in eğitim alanında da gurur kaynağı olacak. Üniversiteler, iş dünyası, tasarım dünyası, medya, devlet ve okullar her yıl tasarım için bir araya gelecekler.

İlkokuldan liseye dünyanın dört bir tarafından Montreal’e akın eden öğrenciler bu platformda en güzel kreatif yeteneklerini ve tasarımlarını konuşturacaklar, filmlerle, posterlerle, projelerle, sanat eserleriyle, teknoloji ürünleriyle, sosyal çözümleriyle kendilerini ifade edecekler. Montreal’in, Kanada’nın ve dünyanın tasarım alanında önde gelen profesyonelleri, liderleri, tasarımcıları, eğitimcileri, mühendisleri her yıl bu platformda Expo 3i’de tasarımın nabzını tutacak ve çocuklarımıza yol gösterecekler.

Burada kritik başarı faktörümüz teknoloji, bilim, tasarım, ekonomi, sanat ve sosyal bilimleri aynı potada harmanlamak. İdealimiz, geleceğin en iyi genç bilim adamlarının, sanatçılarının, tasarımcılarının önünü açmak, onlara yeteneklerini ve projelerini sergileme fırsatı sağlamak, onların sektör liderleriyle buluşmasını sağlamak.

Expo 3i markası; üç sözcüğe ve üç giderek değeri artan 21. yüzyıl becerisine vurgu yapıyor:

· İlham (Inspiration)
· Hayal gücü (Imagination)
· Keşif (Invention)

Bu yeni becerilerin ortak özelliği tasarım düşüncesine (“design thinking”) ve kreatif yeteneklere dayanıyor olmaları

İşte vizyonumuz: 21. yüzyılın en önemli bilimsel, teknolojik, sosyal, ve sanatsal ilerlemeler ve keşifleri; bilim-sanat-tasarım senteziyle gerçekleşecek. İnsan ihtiyaçlarını öne alan ve sosyal problemlere entegre çözüm getiren bütüncül tasarımlar hayatımızı değiştirecek.

21. yüzyılda kreatif düşünme, entegre düşünme, ve sürekli öğrenme, gençlerimiz ve çocuklarımız için en önemli yetenekler olacak. İnsana dair problemlerin çözümünde tasarım becerileri giderek daha fazla önem kazanacak.

Expo 3i, klasik bir bilim olimpiyatı değil. Sadece bilimi değil sanatı, tasarımı, estetiği ve sosyal düşünceyi de kapsıyor. Amaç, öğrencilerin hayata dair bütüncül çözümler geliştirebilmelerini sağlamak. Amaç, öğrencilerin bilim ve sanatı; teknik ve estetiği buluşturarak özgün çözümler ve hizmetler geliştirmelerini teşvik etmek.

HER İŞYERİ GOOGLEPLEX OLSA..

21. yüzyılı şekillendiren motor gücü, hayal gücü ve yenilikçilik olacak. Deneyim ekonomisinde iş hayatı sanki giderek bir tiyatroya dönüşüyor; bilgi ise hayal gücüne. Katma değerin yeni adı, özgünlük ve farklılık. Estetik değer ölçüleri; ticareti, kültürü, kollektif bilinci ve toplumsal yaşamı yeniden şekillendiriyor. Organizasyonlar, iş dünyasını, iş yapma şekillerini ve süreçlerini yeniden sıfırdan tasarlıyorlar. Google, Pixar ve Apple gibi 21. yüzyıl şirketleri, çalışanlarının kreatif yeteneklerini kullanmak için kampüslere dönüşüyor. İşyerleri Googleplex’te olduğu gibi birer sosyal yenilik, tasarım, ve inovasyon laboratuvarı haline geliyor.

TAVSİYEM: TED KONFERANSLARINI TAKİP EDİN!

21. yüzyılda bilim, sanat, ve tasarım dünyası kökten değişimlere sahne oluyor. Bu değişimin dinamiklerini anlamak için sadece TED konferanslarını takip etmeniz yeterli. (http://www.ted.com/). TED, teknoloji (Technology), eğlence (Entertainment) ve tasarım (Design) sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor. TED, dünyanın en büyük ve en yenilikçi medya, tasarım, sosyal yenilik, inovasyon ve teknoloji kongresi olma özelliğini taşıyor. Her yıl California’da toplanan yaklaşık 5000 kişi 3-4 gün boyunca her biri 18’er dakika süren uçuk kaçık sunumları dinliyor. 18 dakika süren bu sunumları 100’e yakın bilim adamı, guru, sanatçı, tasarımcı, teknoloji uzmanı, girişimci yapıyor.

TAVSİYEM: IDEO FİRMASINI YAKINDAN İNCELEYİN!

Bu arada mutlaka takip etmenizi önerdiğim bir şirket var: IDEO. Dünyada tasarım düşüncesini belki de en iyi hayata geçiren firma bu. Stanford'da Graduate School of Design'ı kuran David Kelley'nin müthiş başarılı firması. IDEO'nun başarı öyküsünü merak ediyorsanız mutlaka şu kitabı okuyun: "The Art of Innovation" (Tom Kelley ve Jonathan Littman). IDEO'nun başarısı aynı zamanda ABC NEWS tarafından bir haber dosyası ve belgesel haline getirildi. McGill'de derslerde öğrencilerimizle paylaştığımız bu harika eğitim videosunda IDEO ekibi 5 gün içerisinde alışveriş arabalarını sıfırdan yeniden tasarlıyorlar. Müthiş eğlenceli ve ilham verici bir video. Sizin için videonun Youtube bölümlerini buldum, prensip olarak bu siteye video ve sunum eklemiyorum, ama aşağıdaki üç linkten bu harika programı izleyebilirsiniz:

DÜNYANIN EN İYİ TASARIM FİRMASI IDEO'NUN BAŞARI SIRLARI

BİRİNCİ BÖLÜM: http://www.youtube.com/watch?v=z6z-3ejvvGE&feature=channel_page
İKİNCİ BÖLÜM: http://www.youtube.com/watch?v=THz6kbcgw9E&feature=channel_page
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: http://www.youtube.com/watch?v=qTf18QAEkcY&feature=channel_page

Şimdi iş dünyasından eğitim dünyasına geri dönelim ve tasarım düşüncesi dijital platformlar ile buluştuğu zaman yaşanan değişime bakalım:

Internet, telekom ve mobil teknolojilerinde yaşanan köklü değişimler, hiç kuşkusuz eğitim dünyasını derinden etkiliyor. 21. yüzyılın yeni eğitim ve öğrenme ekosistemlerinde beş özellik (5K veya 5C) önem kazanıyor (Karakas, 2009):

1) Kreatif düşünce (Creativity)
2) Küresel ve teknolojik bağlanabilirlik (Connectivity)
3) Kitlesel ve dijital işbirliği (Collaboration)
4) Kümelenme – Teknolojik kümelenme (Convergence)
5) Katılım – Toplumsal katılım (Community)

Bu değişimler yeni bir dünyanın habercisi. Bu dünyaya Hayat 2.0 adını verebiliriz. Dijital bir nesil yetişiyor. Lale devri çocukları değil “Google devri çocukları”ndan bahsediyoruz. Küresel beyin Internet’te, sanal ve interaktif ekosistemlerde bilgi üreten, bilgiyi paylaşan, eğlenen, arkadaş edinen, alışveriş yapan, dünya ile iletişime geçen, hayallerini dünyaya açıklayan, üreten bir Internet neslinden bahsediyoruz. Web 2.0 platformlarında öğrenen, eğlenen, bilgi üreten, blog yazan, chat yapan, wikilerde proje üreten, Google ile küresel bilgiye bir tıkla ulaşan, TV’den çok YouTube izleyen, Twitter ile haberleşen, Facebook ile arkadaşlarıyla iletişim kuran bir nesilden bahsediyoruz.

Dijital nesil, yerli malı haftaları kutlayarak yetiştirilemez. “Üç tarafımız denizlerle, dört tarafımız düşmanlarla çevrili” anlayışından acilen uzaklaşmalıyız. Küresel iletişim çağında YouTube yasaklamak hiçbir problemi çözemez. Milli eğitim politikamızı acilen ezbercilikten ve çağdışılıktan kurtarmalıyız. Öğrencilerimiz için işbirliğine, proje üretimine ve takım çalışmasına dayalı kreatif öğrenme deneyimleri tasarlamalıyız.

Monday, July 6, 2009

FAHRİ'NİN 41 LİSTELERİ: DÜNYANIN EN YENİLİKÇİ 41 ŞİRKETİ 2009


41 kere maaşallah:) Bu yazımda 2009’da yenilikleriyle, inovasyon stratejileriyle, farklı fikirleriyle özellikle gözüme çarpan ve hoşuma giden 41 şirketi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu liste benim subjektif değerlendirmelerimle şekillenmiştir. Bu şirketleri yakından takip ediyorum; sizin de takip etmenizi öneriyorum. Zira bu şirketler geleceği tasarlayan ve sektörlerini şekillendiren lider firmalar.

Her yıl zaten dünyanın en yenilikçi şirketleri Fast Company, Business Week, ve Wired gibi platformlar tarafından belirleniyor. Bu listelere göz gezdirdiğinizde yılın en iyi çıkış yapan ve küresel platformda dikkatleri üzerilerine toplayan şirketleri görebiliyorsunuz. Daha önemlisi, bu şirketlerin yenilik stratejilerini inceleyebiliyorsunuz. Bu listeyi hazırlarken yukarıdaki listeleri inceledim, ama sonunda ortaya çıkan liste tamamen benim subjektif beğenilerimi ve analizlerimi yansıtıyor. Fahri’nin 2009 en yenilikçi şirket listesine geçmeden önce bu şirketlerin ortak özelliklerine bakalım.

Bu şirketlere baktığımızda bazı ortak motifler görüyoruz. Şirketinizi yenilikçi hale getirmenin sırrı bu altın prensiplerde gizli! İşte yenilikçi şirket olmanın stratejileri:

1. KÜRESEL YETENEK CAZİBE MERKEZLERİ: Bu şirketler dünyanın en iyi yeteneklerini, en zeki insanlarını çekiyorlar. Bu şirketler küresel yetenek cazibe merkezleri. Bu şirketler yaratıcı insanlara değer veriyor ve onların önünü açıyorlar.

2. ÇILGIN PROJELER VE FİKİR GİRİŞİMCİLİĞİ: Bu şirketler çalışanlarının yenilikçi fikirler üretmeleri için onlara her türlü fırsatı sağlıyor ve onların “fikir girişimcisi” olarak çalışmalarını teşvik ediyorlar. Çığır açacak yeni ve çılgın fikirler için her tür ortam, esneklik, bütçe ve teşvik sağlanıyor. Bu firmalarda farklı yenilikler bir arada kullanılıyor ve sektörün önünü açacak yeni ürünler ve hizmetler sürekli geliştiriliyor.

3. HAYALLERİ OLAN İNSANLARIN TAKIM ÇALIŞMASI: Çalışanlar bu firmalardan son derece memnunlar, firmanın parçası olmaktan gurur duyuyorlar. Bu firmalarda hayallerinin peşinden giden çılgın ve enerjik insanlar dolu. Firmalar son derece esnek ve özgürlükçü, sanki kampüs ortamı gibi. Ne hiyerarşinin buz kalıpları var, ne birbirinin ayağına çelme takmaya çalışan statüko bekçileri. Herkes harika bir takımın parçası ve birbirini sürekli destekliyor. Her çalışan, en sevdiği işi yapıyor ve en iyi yeteneklerini kullanıyor.

4. RİSK ALMA VE YENİLİKÇİLİK KURUM KÜLTÜRÜNÜN PARÇASI: Bu firmalar, risk almaktan ve yapılmayanı yapmaktan korkmuyor. Bu firmaların çok farklı alanlarda birbirinden ilginç potansiyel vadeden projeleri var. Projelerin bir kısmı patlasa dahi, başarılı olanlar firmayı şahlandırmaya yetiyor. Bu firmalar, her birimin yeni kurulan bir şirket kadar dinamik ve yenilikçi davranmalarını sağlıyor.

5. SÜREKLİ ARGE DESTEĞİ VE AÇIK İNOVASYON: Bu firmalar, yenilikçi uygulamalarıyla bütün dünyanın dikkatini çekmeyi başarıyor ve yaptıklarını çok iyi tanıtıyorlar. Ayrıca, bu firmalar inovasyon için şirket dışından insanlardan, partnerlerinden, müşterilerinden, paydaşlarından sürekli fikir alıyor ve değerlendiriyorlar. Bu firmalar inovasyonu firmanın duvarlarının dışına çıkarıyor ve küresel beyinden besleniyorlar. Firmanın dışından sürekli bilgi ve fikir akışı bu kurum kültürlerinin vazgeçilmez parçası.

6. MARKAYA BAĞLANAN AKTİF MÜŞTERİLER: Bu firmalar, müşterilerine sıradışı deneyimler yaşatıyor, onların markaya ve firmaya aşkla bağlanmalarını sağlıyorlar. Ayrıca, müşterilerden firmaya sürekli bilgi ve fikir akışı sağlanıyor. Müşteriler tasarım, inovasyon ve üretim aşamalarına aktif olarak katılıyorlar.

7. GRUP DEHASI VE KOLEKTİF KREATİF DÜŞÜNCE: Bu firmalar grup dehasını ve kollektif kreatif düşünceyi destekliyorlar. Çalışanların sürekli öğrenmelerini, yenilik üretmelerini, fikir ve proje üretmelerini, takım çalışması yapmalarını teşvik ediyorlar. Çalışanların entellektüel sermayesine ve profesyonel yetkinliklerine sürekli yatırım yapıyorlar.

8. KÜRESEL KRİZDE İNOVASYONA YATIRIMI ARTTIRMA: En önemli ortak motiflerden biri de şu: Bu firmalar küresel kriz ortamında inovasyona daha çok önem veriyor ve daha fazla fon ayırıyorlar. Bu firmalar, ARGEye ve inovasyona çok ciddi bütçeler ayırıyorlar ve bu paranın uzun vadede firmaya çok daha fazla getirisi olacağını biliyorlar. “Bu krizde ayakta kalalım yeter, ne inovasyonu!” demiyorlar. Tam tersine inovasyonu krizden kurtulmanın en önemli reçetesi olarak kullanıyorlar.

41 kere maaşallah diyerek listeyi açıklıyorum:) İşte Fahri’nin 2009 en yenilikçi şirket listesi ve her şirketin uyguladığı stratejilerden benim gözüme çarpanlar:

1) GOOGLE: Android, Cgrome, Google Book, Google Scholar gibi yüzlerce ürün, hizmetiyle Google, yeryüzünün en sihirli ve imrenilen fikir ve proje laboratuvarı olmaya devam ediyor. Google inovasyon modelini incelemek için başlıbaşına ayrı makale yazmak gerek. Konuyla ilgileniyorsanız McGill’de verdiğim derslerde okuttuğum Harvard Business Review’da yayınlanan “Reverse Engineering Google’s Innovation Machine” makalesini okumanızı öneririm (Iyer ve Davenport, 2008).

2) APPLE: Dahi çocuk Steve Jobs’un sağlık riskine rağmen Apple, iPod ve iPhone gibi moda ürünleri, Mac Book Air gibi trend oluşturan mükemmel tasarımları, dijital müzikte rakipsiz iTunes melodileri ile faaliyet gösterdiği bütün alanlarda çığır açmaya devam ediyor.

3) TOYOTA: Etkili üretim stratejileri, sürekli gelişim felsefesi, yakıt verimliliği, iQ ultrakompak arabası, Prius gibi yeşil otomobilleri, estetik ve fonksiyonel otomobilleri ile Toyota otomobil sektöründe ve bu sektördeki tasarım inovasyonunda dünya lideri.

4) INTEL: Intel, çipte onda bir pil ömrü tüketen son bombası Atom’u piyasaya sürdü – ki bu iPhone ve Blackberry’ler için yeni bir çığır açacak.

5) AMAZON: Jeff Bezos’un ARGEye geçtiğimiz 10 yılda 4 milyar dolar ayıran amiral gemisi Amazon, film indirmeden Kindle elektronik okura yepyeni alanlara yelken açmaya devam ediyor.

6) IDEO: Küresel platformda tasarım düşüncesini yaygınlaştıran tasarım gurusu David Kelley’in bu konuda danışmanlık veren en yenilikçi tasarım danışmanlık firması. Firma, girdiği her alanda çığır açıyor ve sistemleri dönüştürüyor.

7) PIXAR: Steve Jobs’ın çocuğu, Disney’e bağlı faaliyet gösteren animasyon firması. Toy Story, Monsters, A Bug’s Life, Finding Nemo, The Incredibles, Cars, Ratatouille, Wall E gibi müthiş yenilikçi ve eğlenceli filmlere imza atan Pixar, sanat ve teknolojiyi buluşturmak için kolektif dehayı kullanıyor.

8) CISCO: Dev bir şirket, ama dinamik manevra kabiliyeti kazanmak için her biriminin yeni kurulan şirket gibi davranmasını istiyor. Küresel iş planı yarışması düzenleyen Cisco, 104 ülkeden birbirinden ilginç 2500 iş fikri ve planı çekti. Kazanan proje milyar dolarlık iş kapasitesi açabilir.

9) FACEBOOK: 180 ülkeden 150 milyon insana hizmet veren dev firma, bulunduğu bölgede çılgın oyun günleri düzenliyor.

10) NOKIA: E71den N97ye akıllı cihazlar geliştirmeye devam eden Nokia’nın asıl hedefi, multimedya alanında komple hizmet veren ve video-oyun-müzik alanında lider olan dev bir firmaya dönüşmek.

11) STARBUCKS: Müzik piyasasına giriş yapmasından Starbucks kartına kadar bir dizi yeniliğe imza atan Starbucks’ın asıl başarısı kahve içilen mekanı müşterilerin kendi evi gibi hissedebilecekleri, sohbet edecekleri, kitap okuyacakları sıcak bir mekana çevirmek.

12) MICROSOFT: Ofis uygulamalarını Internet ortamına taşımaktan, Microsoft Geleceğin Okulu’nu açmaya kadar Microsoft, dünyayı etkileyen adımlar atmaya devam ediyor.

12) PROCTOR & GAMBLE: Lafley’in inovasyon modelini değiştirip inovasyonu firma sınırlarının dışına taşımasıyla P&G kuantum sıçrama yaptı. “Araştırma Geliştirme” (R&D) modeli yerini “Bağlanma Geliştirme” (Connect & Develop) modeline bıraktı. P&G’deki inovasyon fikirlerinin yüzde ellisinden fazlası firmanın dışından geliyor.

13) HULU: Fox ve NBC’nin birleşerek ortaya koydukları, online videonun standardını yükselten, televizyon şovları ve filmlerin ücretsiz izlenebildiği popüler web portalı.

14) HP- HEWLETT PACKARD: Küresel hizmet firması EDS’yi satın alan HP, Dreamcolor notebook’tan sezgisel dokunmatik uygulamalara kadar bir dizi yeniliği başarıyla uyguladı.

15) IBM: IBM, sadece bilgisayar dünyasında değil iş dünyasının tüm alanlarında ve süreçlerinde inovasyonda öncü konumunu sürdürüyor. IBM’in meşhur “Küresel İnovasyon Manzarası” (Global Innovation Outlook) kitapçıklarını herkese tavsiye ederim.

16) GE- GENERAL ELECTRIC: “Ecomagination” müthiş başarı grafiğini 2009’da da sürdürdü. Kendisiyle dalga geçen tek dev şirket GE’nin kendiyle ilgili esprilerini 30 Rock dizisinden takip edebilirsiniz.

17) BMW: Lüks otomobilin yenilikçi ve lider markası BMW; müşterilerini duygusal olarak etkileyen, yenilikçi teknolojiye, mükemmel kaliteye, tavizsiz mühendisliğe ve harika tasarıma önem veren firma olmayı sürdürüyor.

18) SONY: 50 yıldır teypten transistör radyoya, Walkman’den Playstation’a DVD player’dan dijital kameraya günlük hayatı renklendiren pek çok buluşun öncüsü Sony, tüketici elektronik sektöründen çıkıp eğlence, telekom, mobil iletişim, yayıncılık ve medya sektörlerine açılıyor.

19) NINTENDO: Taşınabilir DS sistemiyle, Wii çalarıyla, en çok satan oyunlarıyla Nintendo, yine kitleleri çekmeyi başardı. Harper Collins ile anlaşan Nintendo, 100 klasiği kendi ürettiği cihazlarda erişilebilir hale getirdi.

20) DISNEY: Dünyanın en kreatif yazarlarını, film yapımcılarını, video oyun tasarımcılarını, yönetmenlerini bünyesinde toparlayan Disney, yine harikalar diyarı.

21) eBAY: eBay’de inovasyonun sırrı müşteri datasını ve müşterilerin tercihlerini kullanarak onların problemlerini sıradışı yollarla çözmeye çalışmak. Online açık arttırma sistemi başlı başına mükemmel işleyen bir inovasyon. eBay’den artık hayal edebileceğiniz her ürün satılıyor. Müşteriden her saniye sürekli bilgi akışı geliyor ve bu bilgi stratejik avantaja dönüştürülüyor. Ebay, “contextual inquiry” denilen müşterileri doğal ortamda sürekli inceleyen ve gözlemleyen bir araştırma yöntemi kullanıyor. eBay, kullanıcı arayüzü mühendisliğinde de bir numara.

22) SAMSUNG: Samsung’un son açılımı TV’den çamaşır makinesine tüm ürünlerini daha az enerji harcayan ve daha yeşil dostu haline getirmek. Samsung, biyo-nano ve dijital teknolojilere de büyük yatırım yapıyor.

23) IKEA: Hem estetik, hem ucuz, hem de fonksiyonel ev mobilyası ve ürünleri üretmek çok zor ve IKEA yeryüzünde bunu en iyi başaran firma. Ikea, insanların yaşam stillerinin tasarımcısı ve sanatçısı olmayı iyi biliyor.

24) RIM: Kanada’nın telekom gururu, Balsillie ve Lazaridis’in gözbebeği ve Blackberry efsanesinin merkezi RIM, kablosuz teknolojil çözümlerinde lider olmaya devam ediyor.

25) NIKE: Nike, şirketi yenilikçi yapmak için her ürün kategorisinde ve alanda girişimci minik şirketler kurmuş. CEO bir tasarımcı. Nike’ın yeni açılımı 2011’de ürettiği 250 milyon çift ayakkabıdan her birini sürdürülebilir standartlara getirebilmek.

26) TWITTER: Gücü basitliğinde saklı. Felaket yönetimi gibi acil durumlar için, müşteri hizmetleri için, sıcak haberleri iletmek için, dakikalık online toplantılar için, hızlı bilgi ve link paylaşımı için biçilmiş kaftan.

27) MOTOROLA: Ed Zander’ın kaptanlığında dizayn ve inovasyon köklerine dönen Motorola, Razr ve Q gibi yeni nesil teknolojiyi yansıtan modellerle yenilikçiliğini ispatlamaya devam ediyor.
28) UNILEVER: 2008’de ARGEye 927milyon€ harcayan, ARGEde 6000’den fazla insan çalıştıran, her yıl 350’yi aşkın patent başvurusunda bulunan, dünya çapında 20 bin patenti kayıtlı bulunan dünya devi. Unilever Bilim Ödülü’nden sağlıklı beslenme tercihlerine inovasyonda küresel bir fenomen.

29) LOREAL: Kozmetik ve dermatoloji araştırmalarında dünya lideri olan Loreal’in 18 araştırma merkezi, 13 değerlendirme merkezi bulunuyor. Her yıl 5000 formülün geliştirildiği bu dev laboratuvar, küresel platformda “sorumlu inovasyon”un öncüsü.

30) HARLEY DAVIDSON: Sadece motorsiklet değil bir yaşam felsefesi tasarlayan ve sadık marka toplulukları oluşturan yenilikçi firma

31) ACCENTURE: İletişim, elektronik, yüksek teknoloji, medya ve eğlence sektörlerinde müşterilerinin yenilik üretmesine öncülük yapan ve bu alanlarda iş çözümleri üreten danışmanlık firması. Hizmet yeniliğinden Internet protokollerine, web 2.0’dan yeni nesil network çözümlerine Accenture Asya’da, Amerika’da ve Avrupa’da pek çok konuda yenilikçi çözümler üretiyor, beyin fırtınaları ve atölyeler düzenliyor.

32) YOUTUBE: 2005’te kurulduğu halde online video izleme deneyimini bu kadar kolay, zevkli, ücretsiz ve reklamsız hale getiren firma olduğu için Youtube, milyonlarca kullanıcıyı platforma çekmeyi başardı. Mükemmel bir platform oluşturarak ve eğlence devleriyle partnerlik kurarak dünyanın en büyük topluluğunu oluşturmayı başardı.

33) HONDA: Kurucusu Soichiro Honda’nın “taklit etme!” tavsiyesiyle ilerleyen Honda, mobilite alanında ileri ve çevre dostu teknolojiler geliştirmeye devam ediyor. Honda’nın son yeniliklerden en çarpıcı olanları merdiven çıkan ve yürüyen “humanoid” robot ASIMO ve özürlüler için tasarlanan “walking assist” denilen yürüme asistanı.

34) CIRCUE DU SOLEIL: Quebec, Montreal merkezli dünyanın en yenilikçi ve en eğlenceli sirk/gösteri grubu.

35) SKIDMORE, OWINGS & MERRILL: Dubai’den Çin’e dünyanın her yerinde en çılgın ve en yenilikçi mimariye sahip binaları yapan firma. 2008’de 54 ödül aldı, dünyada aynı anda 1320 çılgın bina yapıyor. Dudak uçuklatan mimari tasarımlar, mutlaka görmelisiniz.

36) CRISPIN PORTER + BOGUSKY ve TBWA WORLDWIDE: Reklam dünyasının yeni devleri her alanda lider markaları çarpıştırıyorlar. Crispin Porter + Bogusky, Microsoft reklamlarını yaparken sürekli Apple’a saldırıyor, TBWA ise Microsoft’la dalga geçerek Apple markasını parlatıyor. Aynı savaş Coca Cola ve Pepsi’de de bu iki reklam devi arasında yaşanıyor.

37) ZAPPOS: Online ayakkabı satıcısı Zappo aşırı uçlarıyla tanınıyor. Her tür alışverişte sipariş teslimi ücretsiz. Alınan ürünler 365 gün geri verilebiliyor.

38) BOEING: Boeing, Airbus’ı sollamak için yakıt tasarrufundan açık inovasyona, kreatif tasarımdan yeni uçaklara bir dizi yenilik ile yoluna devam ediyor.

39) NEXT-ERA ENERGY RESOURCES: Yenilenebilir enerjide geleceğin en umut veren firması.

40) Q-CELLS: Almanya’nın umut vadeden ve dikkatleri üzerine toplayan yenilikçi güneş enerjisi firması.

41) PURE DIGITAL TECHNOLOGIES: 18 ayda 1.5 milyon kaydedici kamera üreten San Francisco şirketi Pure Digital Technologies, TheFlip.com sitesinde kullanıcıların kameraları için binlerce tasarımdan sevdiklerini seçmesine olanak tanıyor.

Bu aşamada yapmamız gereken, Türk şirketlerini de çok yakından takip ederek en yenilikçi şirketleri belirlemek ve stratejilerini yakından incelemek. Türkiye’de de Türkcell’den Türk Telekom’a, Vestel’den Arçelik’e, Türkiye’de bu konuda ne yazık ki bir bilgi eksikliği söz konusu. Şirketlerimizin inovasyon uygulamalarını yakından takip eden, değerlendiren, listeleyen bir araştırma merkezine şiddetle ihtiyaç var. Türkiye’de bu işi en iyi yapabilecek kuruluş bence MediaCat. Ben bu konuda gönüllü olduğumu ve ileride mutlaka çalışma yapmak istediğimi ifade edeyim. Eğer benimle bu konuda işbirliği yapmak ve çalışma başlatmak isterseniz lütfen fahrikarakas@gmail.com adresine yazın. Türkiye’nin en yenilikçi şirketlerini beraberce belirleyelim ve uygulamalarını ortak bir bilgi havuzunda Türk iş dünyasının kullanımına açalım. Ne dersiniz?

Sunday, June 28, 2009

KANADA TELEKOM DOSYASI VE TÜRKİYE İÇİN BİR İNOVASYON MANİFESTOSU


Merhaba dostlar. Bu yazı dosyasında Kanada’nın telekomunikasyon sektörü ile ilgili gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım. Bu yazının temel tezi şu: Kanada’nın yüksek teknoloji ve inovasyon alanında elde ettiği küresel başarılar Türkiye’mize de ilham verebilir. Kanada’nın uyguladığı teknoloji ve inovasyon stratejilerini incelemek, ülkemizin inovasyon başarısı için bize yol gösterebilir.

Her şey bir Internet sitesinde “Canada’s Future Telecom Leaders” isimli bir yarışmanın ilanını görmemle başladı. "Canada's Telecommunications Hall of Fame" isimli kurum (http://www.telecomhall.ca/) "Kanada gelecek 10 yılda telekomunikasyon alanında nasıl dünyada lider olabilir?" konulu bir proje yarışması başlatmıştı. Projenin konusu çok ilgimi çekti ve ben de katılmaya karar verdim; son başvuru tarihinin gece yarısında projemi gönderdim. Gönderdiğim proje Kanada çapında ödüle layık görülünce de ödül töreni ve sektör gezileri için başkent Ottawa’ya gittim. Telekom Oskarları ödül töreninde güzel ülkemi, Türkiye'mi temsil etmekten mutluluk duydum. Üç gün boyunca Kanada telekomunikasyon sektörünün önde gelen 400 yöneticisiyle yemek yedik, Kanada'nın teknoloji konusunda lider şirketlerini, inovasyon ekosistemlerini, hükümet kurumlarını, ARGE merkezlerini, bakanlıklarını gezdik. Kanada telekom sektöründe nasıl dünya liderliğini yakalamaya çalışıyor, yerinde gördük. Blackberry'leri bulan ve üreten RIM'in kurucuları ve kaşiflerinden tutun da; Wesley Clower'ın en parlak üniversite öğrencilerine geleceğin telekom şirketlerini kurdurmasına; sanal sınıf ve multimedya eğitimdeki son teknolojilerden psikoakustik alanındaki yeniliklere; network güvenliğinden 3D sanal ortamlara ve yeni nesil telekonferans sistemlerine kadar pek çok şeyi yerinde görme, gezme, soru sorma, öğrenme, eğitim alma imkanımız oldu. Çok heyecan verici pek çok gözlemim oldu. Şimdi bu gezi sırasında aldığım notlar ve edindiğim gözlemleri okuyacaksınız.

Blackberry fırtınasının mimarı Lazaridis Kanada Telekom Oskarları ödül töreninin parlayan yıldızı hiç şüphesiz iş dünyasının gözdesi Blackberry cihazlarının üreticisi RIM’in (Research in Motion) kurucusu ve CEO’su Mike Lazaridis idi. Blackberry biliyorsunuz son beş yıldır onlarca tasarım, marka, kullanım dallarında onlarca mobil teknoloji ödülünü topladı. Küresel kablosuz ve telekom camiasının çok yakından takip ettiği ve bildiği Lazaridis, RIM’i 1984’te daha öğrenciyken kurmuş ve buralara getirmiş. Bilimsel ufkunu ve inovasyon vizyonunu paylaştığı yarım saatlik konuşmasıyla herkesi büyüleyen Lazaridis için Kanada telekom camiasının en vizyoner, yenilikçi ve lider isimlerinden biri diyebiliriz. Böylesine sıradışı bir yetenek olmasında bilim ve yenilik tutkusu önemli rol oynuyor olmalı, zira Lazaridis 250 milyon dolar bağış yaparak ve bularak Kanada’daki Waterloo Üniversitesi’inde dünyanın bu alandaki en iddialı kurumlarından Kuantum Bilgisayar Enstitüsü’nü ve Perimeter Teorik Fizik Enstitüsü’nü kurdu. Mike Lazaridis TIME 100, dünyanın en etkili insanları listesinde de yer alıyor. Mike’ı tanıyanlar onu kah bir Cumartesi akşamı Kuantum Fizikçilerle buluşup Tim Hortons’ta kahve içiyor, kah hararetle Maxwell’in fizik kuramlarından bahsediyor görebilirler.

Lazaridis ile uzaktan ve kısaca da olsa tanışma fırsatımız oldu. Nedense tıpkı Steve Jobs gibi Mike Lazaridis’e de çok kanım kanım ısındı. Meğer toprak çekiyormuş, Mike İstanbul’da doğmuş ve Rum asıllı ailesiyle altı yaşındayken Kanada’ya göç etmişler. Steve Jobs demişken, RIM Blackberry ile Apple Iphone arasındaki rekabetin son dönemde giderek arttığını da kaydedelim. Türkiye’de durum nedir tam olarak bilemiyorum, ama Kuzey Amerika’da Iphone gençler ve tüketiciler klasmanında rakipsiz bir numara olmasına rağmen iş dünyasında fazla rağbet görmüyor. Kanada’da işadamlarının ve işkadınlarının elinden düşmeyen tek bir cihaz var, o da Iphone değil Blackberry. Blackberry’nin e-mail göndermeyi ve yazmayı kolaylaştırıcı arayüzü zannediyorum iş uygulamaları için yöneticilere daha cazip ve daha profesyonel geliyor. Bu hızlı rekabette gördüğüm kadarıyla Microsoft’un Windows Mobile sistemi, Palm, ve HTC Touch geriden geliyor. Bu arada büyük birader Google da Anroid işletim sistemiyle bu piyasada “ben de varım” demiş oldu; ki hiç şaşırmadık.

Wesley Clover’ın Akıllı Yatırım ve Girişim Stratejileri

Üç günlük temaslarımızın yarım günü Kanada’nın en ünlü işadamı ve yatırımcılarından Sir Terence Matthews’ın kurduğu Wesley Clover telekom ve yatırım şirketler grubunda geçti. Kanada, Avustralya ve İngiltere’de faaliyet gösteren Wesley Clover’ın asıl işi gelecek vadeden işler kurmak ve geliştirmek. Wesley Clover bünyesinde yaklaşık 30 kişiyle ve çok farklı firmalarla bir araya geldik ve birebir toplantılar yaptık. Gezip gördüğüm şirketler, projeler, atılımlar beni çok etkiledi. Terence Matthews telekom alanında öncü bir lider; çok tecrübeli ve zeki bir girişimci.

Yeni Nesil İnovasyon Ekosistemleri

Müthiş bir inovasyon ve girişimcilik modeli kurmuşlar: Kanada üniversitelerinden en zeki, girişimci, meraklı ve cesur gençleri seçiyorlar. Yeni mezun veya halen okuyan gençler iş planlarını sunup potansiyel vadeden alanlarda kendi şirketlerini kuruyor ve kurdukları şirketin ortağı oluyorlar. Aynı zamanda yıllık yaklaşık 30 bin dolar da maaş alıyorlar. Normal şartlarda kurulan yeni şirketlerin yüzde sekseni batarken Wesley Clower’ın yenilikçi modelinde yüzde doksan başarı sağlanmış. Bunun sebepleri var: Birincisi, gençlere farklı düzeylerde ve farklı tecrübelere sahip yöneticiler ve girişimciler sürekli yol göstericilik yapıyorlar. Ancak, sorumluluğun tamamı halen girişimci gençlerin üzerinde. Gençlerle tanıştık; hepsi parlak, okumuş, ne istediğini bilen ve hedefe yüzde yüz odaklanmış çocuklar. Çiçeği burnunda şirketleri için günde 12-15 saat çalışıyorlar. Onlara yardım etmek için iş bilen yöneticiler de iş kuran bir girişimcinin yapması gereken 700 kalemlik bir liste çıkarmışlar. Ne de olsa tecrübe konuşuyor ve yılların tecrübesine sahip koçlar gençlerin olası hatalarını telafi edebiliyorlar. İkincisi, yeni kurulan şirketler Wesley Clover gibi küresel bir gücün desteğini ve altyapısını kullanıyorlar. Tüm dünyada networkleri olan bir şirketin satış ve pazarlama kanallarına erişebiliyorlar. Yeni kurulan şirketlerin insan kaynakları ve muhasebe gibi süreçleri merkezi yoldan kolayca hallediliyor. Üçüncüsü, üniversite-endüstri işbirliği modeliyle işleyen hızlı ve etkin bir inovasyon ekosistemi kurulmuş. Yöneticiler üniversiteleri gezerek olağanüstü yetenekleri şirkete çekiyor ve onlara cazip imkanlar sunuyorlar. Gençler sevdikleri alanda asıl işleri olan ARGEye ve teknoloji üretimine odaklanabiliyorlar. Wesley Clover’da ve benzeri inkübatörlerde, inovasyon ekosistemlerinin her birinde onlarca şirket doğuyor, yüzlerce ürün geliştiriliyor. Bu sistemlerin yer aldığı yerleşke başkent Ottawa’nın teknoloji üssü Kanata. Kanata, dünya çapında telekom teknolojilerinin üretildiği dev bir platform. Bu platformdaki en ilginç ve yeni ARGE merkezlerinden biri de interaktif, açık, işbirliğine dayalı iletişim ve yenilik teknolojilerinin üretildiği Bell İleri Çözüm ve Yenilik Merkezi.

Sınırsız, kesintisiz, esnek, ucuz, küresel, mobil iletişim

Kanata’daki inovasyon merkezlerinden birisi de 90 ülkede ve 100’den fazla lokasyonda iş hayatını kolaylaştırmak için esnek, yenilikçi, fonksiyonel ve entregre teknolojik iletişim çözümleri sunan Mitel. Kurumsal ses, video, ve veri iletişimi alanında anahtar teslim çözümler sunan Mitel, dünyada 1500’den fazla partner ile çalışıyor. Mitel’in “world headquarters” denen merkezinde geliştirdiği telefon ve iletişim sistemlerini gördük ve inceledik. Sözkonusu ürünler kablolama gibi iletişim altyapı giderlerini azaltırken aynı zamanda şirketlerin özellikle şubeler arası telefon giderlerini düşürüyor. Ayrıca, çalışanların ev, tatil, otomobil nerede olurlarsa olsunlar işteymiş gibi her yer ve her an erişilebilmelerini ve şirket kaynaklarına erişimlerini, esnekliklerini ve mobilitelerini arttırıyor. Mitel, Internet üzerinden ses, veri ve görüntü iletişimi alanında teknoloji lideri ve Kuzey Amerika’da en çok satan marka. IP (Internet Protocol) telefon çözümlerine odaklanarak mekan bağımsız (mobil, ev, ofis), ucuz, hızlı ve kesintisiz iletişim olanakları sağlamada da dünya lideri ve bir çok ödüle sahip.

Yeni nesil telekonferans sistemleri

Gezimizde ARGE projelerinden biri de yeni nesil telekonferans sistemleriydi. Sistemleri iki ayrı odaya giderek sanal bir toplantıyla bizzat denedik. Telekonferans sistemleri biliyorsunuz ses ve görüntü kalitesinde uzun süre sınıfta kalmıştı. Denediğimiz cihazlarda ses ve görüntü kalitesi aynı odadaymışsınız hissini verecek kadar kaliteliydi. Yine, telekonferans sistemlerinin normal şartlarda kurulması ve aktif hale gelmesi yarım saatten fazla alırken, buradaki sistem tek bir düğme ile aktif hale geliyordu. En önemlisi ise fiyat ve maliyet: Görüştüğümüz takımın hedefi normalde 300 bin dolarlık pahalı telekonferans sistemlerinin maliyetini 30 bin dolara kadar düşürebilmek. Çok iddialı hedefler, ancak epey yol aldıklarını da söyleyebilirim. Yakın zamanda telekonferans sistemlerinin çok daha kaliteli ve ucuz hale geleceğini söyleyebiliriz. Toplantılar, seminerler, şirket içi eğitimler artık telekonferansa taşınacak. Bu da seyahatlerin azalması ve zamandan ve maliyetten ciddi anlamda tasarruf edilmesi anlamına geliyor.

Kanada’nın uydu merkezi Telesat’a seyahat

Turumuzun en heyecanlı kısımlarından biri de Kanada’nın en büyük uydu merkezi ve dünyanın en modern uydu operatörlerinden Telesat’a yaptığımız ziyaretti. 1969’da kurulan Telesat, 1972’de Anik A1 adlı dünyanın ilk ticari uydusunu fırlattı. Telesat, yaklaşık 27 uydusuyla Kuzey ve Güney Amerika’da telekomünikasyon ve yayın hizmetleri veriyor. Telesat’ın yönetim kadrosu bize özel sunumlar yaptı, sorularımızı yanıtladı ve uydu kontrol merkezlerini gezdirdi. Kontrol merkezlerindeki onlarca bilgisayarda bütün uydulardan sürekli bilgi akışı sağlanıyor. Uydu kontrol sistemlerinin yüzde 99’u tamamen otomatize edilmiş. Normal veri aralıklarının dışına çıkıldığında önce sarı alarmlar devreye giriyor. Eğer tehlike sınırına girilirse kırmızı alarmlar devreye giriyor. 24 saat boyunca kontrol merkezlerinin her birinde en az üç çalışan bulunuyor. Alarm ve tehlike durumlarında görevlilerin soğukkanlılığını koruyabilmeleri ve görevlerini yüzde yüz dikkatle yapabilmeleri için yanlarına kimse girmiyor, çalışanların takip edebilmesi için ayrı bir merkez kurulmuş.

Anik: Küçük Kardeş

Telesat’ın “Anik” ve “Nimiq” adlarıyla iki uydu filosu bulunuyor. “Anik” Kızılderililerin dilinde “küçük kardeş” anlamına geliyor. Anik ismi Telesat’ın Kanadalılar’ın zorlu coğrafi şartları ve hava koşullarını aşıp birbirleriyle iletişime geçmesi için adanmışlığını sembolize ediyor. “Nimiq” ise Kızılderili dilinde objeleri birbirine çeken ve bağlayan güç ve enerjiyi ifade ediyor. Uyduların her biri yaklaşık 250 milyon dolar demek; dolayısıyla en ufak bir insan hatasını kaldırmıyor. Bir uydu yakıtı yettiği ölçüde yaklaşık 20 yıl faaliyet gösterebiliyor. Uydunun ömrü bittiğinde kalan yakıtla dünyadan uzaklaştırılıyor ve yakıt bitinceye kadar uzayın derinliklerine gönderiliyor. Uydu fırlatılması sırasında Telesat her zaman başarı yakalamış, ama uydu tarihinde, örneğin 1999’da milyar dolarlık maliyeti olan hatalar dahi yapıldığını öğreniyoruz.

Telesat’taki turumuzda uzaya Rusların gönderdiği ilk Sputnik 1 füzesinin yol açtığı 1950’lerde yaşanan Amerika ve Rusya arasındaki soğuk savaş sürecini de yeniden hafızalarımızda tazeliyoruz. Telesat yöneticilerine “sizin Telesat’ta yaşadığınız en büyük risk neydi?” diye sordum. 1994 yılında 20 Ocak’ta Anik E1 ve E2 uydularının sistemi eketromanyetik güneş ışınlarının oluşturduğu akıntı yüzünden birer birer çökmüş. Uyduları kurtarmak ve sabitlemek için acilen GLACS adı verilen sofistike bir sistem kurulmuş ve uyduların ikisi de kurtarma operasyonu sonucu işler hale gelmişler. Böylece büyük risk büyük bir firma zaferine dönüşmüş.

Kanada İletişim Araştırma Merkezi’ne Seyahat

Kanada 50 yıldır iletişim, yayıncılık, uydu ve kablosuz teknolojilerinde lider olmasını biraz da fedaral hükümetine bağlı çalışan CRC’ye borçlu. CRC (Communications Research Centre of Canada) yayıncılıkla ilgili Kuzey Amerika’da ARGE yapan en büyük ve tek merkez. CRC’nin yüzlerce yayını, teknik raporu, patent ve lisansları var; milyonlarca dolarlık lisans ve icat geliri de cabası. Fransa, Hindistan, İsrail, Kore, Japonya, Meksika, İsveç, Tayvan, Amerika, ve Çin’le stratejik ortaklar kurmuşlar. CRC Başkanı Dr. Veena Rawat Kanada İleri Teknolojiler Birliği’nden (CATA) 2008 Sara Kirke Kadın Girişimcilik Ödülü gibi pek çok ödül aldı. Hükümete bağlı olan ve milli savunma ve ordu ile bağlantılı çalışan bu merkeze sadece Kanada vatandaşları ve göçmenleri kimlik tesbitiyle girebiliyor ve merkez ileri düzeyde güvenlik önlemleriyle korunuyor. Dev bir araştırma ve geliştirme kampüsü’ne girdik; içinde onlarca bina var.

21. yüzyılın İletişim Teknolojileri

CRC’de uydu sistemleri, ileri TV ve yayıncılık teknolojileri, optoelektronik ve fotonik teknolojiler, 3D TV, HD yayıncılık, fiberoptik teknolojiler, uzay iletişim teknolojileri, tele-sağlık, tele-eğitim, tele-adalet sistemleri, psikoakustik, multimedya öğrenme merkezleri, sanal sınıflar, mobil yayıncılık, network ve Internet güvenliği gibi 21. yüzyılın iletişim teknolojileri ile ilgili dev araştırma projeleri yönetiliyor. Bunlardan bazılarını yerinde görme ve proje liderleriyle mülakat yapma imkanımız oldu. Örneğin Amsterdam’daki IBC 2008 sergisinde ilk kez sunulan openmokast adlı açık platform bazlı ilk mobil multimedya yayıncılık cihazını gördük.
CRC’deki en önemli atılımlardan biri Internet ve yayıncılığın kesişmesiyle ortaya çıkan yeni teknolojiler. Bu alanda çığır açan gelişmelerden bazıları analogdan dijitale geçiş, internet bazlı telefonlar (Vo-IP), data ile videonun, Internet ile TV’nin tek cihazda buluşması, ve hızlı ve yüksek kapasiteli dijital medyanın çoklu lokasyonda yayın yapması. Aslında iletişim teknolojilerinde dört ayrı ağın sentezini görüyoruz: a) Telefon ağındaki ses, b) kablo ağındaki televizyon, c) bilgisayar ağındaki data, ve d) cep ağı ve mobil ses. Bu dört platform ve network evrilerek ve birleşerek yeni sentezler ve buluşlar üretmeye gebe. Ses, video, data ve mobil ses bir araya gelince yeni formatlar, yeni teknolojiler, yeni medya, ve yeni nesil cihazlar ortaya çıkıyor.

Gezi Sonrası Düşünceler

Üç günlük gezimiz ve temaslarımız sonucu o kadar çok şey düşündüm ki hepsini yazıya dökmek çok zor. Görüştüğümüz herkes bize projelerini ve vizyonunu büyük heyecanla anlattı. Süremiz olsaydı belki saatlerce bahsedeceklerdi. Kanada telekom alanında ve geleceğin teknolojilerinde nasıl oldu da 21. yüzyılı yakaladı? Bunun cevabı basit değil ama gözlemlerim sonucu yakaladığım ipuçlarından bazılarını paylaşmak istiyorum. Bu cevap aynı zamanda Türkiye’nin telekomunikasyon alanında ve yüksek teknoloji sektörlerinde model alıp uygulayabileceği bir modele işaret ediyor. Türkiyemiz 2030’lu yıllarda telekom gibi inovasyon gerektiren yüksek teknoloji alanlarında küresel liderliği yakalayabilir. Kanada örneği bence bize bu konuda ilham verebilir. Ama uzun soluklu bir maraton bu. Yılmadan gece gündüz koşmak gereken bir maraton. Umuyorum aşağıdaki gözlem ve tesbitler Türkiye’mizin küresel ligde yerini alabilmesi ve teknolojik inovasyonda kuantum sıçrama yapabilmesine bir nebze katkıda bulunur.

21. yüzyılı yakalamada bilim ve inovasyon etkili olacak

21. yüzyılda işletmeler, kurumlar ve liderler yeni ufuklara yelken açmaya hazırlanıyor: Sosyal sorumluluk, küresel farkındalık, sosyal yenilik, toplumsal girişimcilik, kreatif düşünce, ekolojik bilinç, kültürler arası duyarlılık, iş ahlakı, kuantum yetenekler, stratejik düşünce, sistem bilimleri, sivil toplum, kozmopolit esneklik, çok kültürlülük, çoğulculuk, insan hakları, ve evrensel demokrasi değer kazanıyor. 21. yüzyılın kurumlarında markalaşma, tasarım, insana yatırım, yaşam boyu eğitim, sürekli öğrenme, farklılıklara saygı, demokrasi, yenilik üretme, bilim, araştırma, küresel işbirlikleri önem kazanıyor. Yenilikler başdöndürücü bir hızla ilerliyor. Biyonano gibi yepyeni ve disiplinler ötesi araştırma alanları ortaya çıkıyor. Daha web 2.0’a alışmamışken, web 3.0, web 4.0 ve web 5.0 kavramları ortaya çıkıyor.

21. yüzyılı oturduğumuz yerden seyrederek ve kısır tartışmalarla yakalayamayız. Bizler toplumsal bir okuma, bilim, eğitim, araştırma, teknoloji ve yenilik seferberliği başlatmadıkça Türkiye dünya dengeleri içinde hak ettiği lider konumu yakalayamaz. Biz Türkçemizi yeryüzünün her köşesinde konuşulan tanınır bir dünya dili ve bilim dili haline getirmedikçe mahalle liglerinde kalmaya mahkumuz. Biz bilim ve teknolojide yeni atılımlar yapmadıkça, patentler kazanmadıkça, ARGEye yatırım yapmadıkça, sosyal bilimlerde yeni modellerimizi ortaya koymadıkça, eğitim sistemimizi düzeltmedikçe, üniversitelerimizde kalıcı reform yapmadıkça, kafalarımızı değiştirmedikçe, ayrımcılığa ve kayırmaya son vermedikçe, kendimize güvenmedikçe, uzun vadeli vizyon ortaya koymadıkça, kısır siyaset ağında debelendikçe, yapay gündemlerle zaman kaybettikçe, birbirimizle uğraştıkça yıllar geçip gidecek ve ülke olarak arpa boyu bile yol alamayacağız. Milletçe silkelenmemiz ve yenilenmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin 21. yüzyılı yakalaması bilim ve teknolojiye, inovasyona yatırım yapmaktan geçiyor. Bunun için ise bilim- icat- yenilik- tasarım- teknoloji- üretim- pazarlama- satış -finans zincirinin kurulması gerekiyor. Bunun için de en ideal model, makro planda üniversite - iş dünyası - hükümet altın üçgeninin entegre olarak beraber çalışması. Mikro planda ise disiplinler arası takım çalışması, planlama, vizyon, ödül sistemi ve çok çalışma ile başarıya ulaşmak gerekiyor. Türkiye’nin önünü açacak sihirli formül, araştırma ve geliştirmeye yeterince pay ayırarak; iş dünyası, üniversiteler, ve devlet işbirliğiyle Amerika, Japonya, Almanya, Kanada, Hollanda ve Güney Kore gibi çok boyutlu bir teknoloji üretim modelini gerçekleştirmek. Özellikle Genetik, Biyoteknoloji, Mikroelektronik, Malzeme Bilimi, Yazılım alanlarında teknolojik atılım projeleri üretilmeli. ARGE (Araştırma ve Geliştirme) süreçlerinin KOBİ’lerde, sektörlerde, şirketlerde, devlette, sağlık ve eğitim sistemlerinde uygulanması için buna maddi kaynak, bütçe ve personel zamanı ayrılmalı. Biyoteknoloji, genetik, Internet, malzeme bilimi, telekom gibi kritik teknolojilerde atağa geçilmeli. Risk sermayesi ve melek sermayesi teşvik edilmeli; teknoparkların ve think tank kuruluşlarının sayısı ve kalitesi arttırılmalı.

İnovasyonu yeşertmek için uygun ortamlar oluşturmak

Yeni ve yaratıcı projeleri ben birer ağaç gibi görüyorum: Onlar kreatif fikir tohumlarının esnek ve özgür topraklarda ekilmesi, yeşermesi, teşvik edilmesi, paylaşılması ile büyürler. Bu süreç sabır, esneklik, disiplin, kaynak, liderlik, vizyon, emek gerektirir. Ilık hoşgörü rüzgarları esmeli, havada sevgi olmalı illa. Toprak, sanat ve kültürle yoğrulmalı. Özgürlük suyu damla damla akmalı, gökyüzünden hüzün yağmurları yağmalı. Güneş umut gibi parıl parıl parlamalı. Gökkuşağının tüm renklerine yer verilmeli, farklılıklar zenginlik kaynağı olarak görülmeli.
Inovasyonun yeşermesi gereken en önemli koşullardan biri inovasyona uygun ortam oluşturmak. Bunun için de ülke olarak dünya çapında kaynaklar kullanmamız ve altyapı kurmamız şart. Şirketlerimiz cirolarının en az yüzde beşini ARGE faaliyetlerine ayırmalılar ve bu finansmanın stratejik gerekliliğini kavramalılar. ARGE performansımızı arttırmak ve Türkiye’yi dünyada teknoloji lideri yapabilmek için küresel çapta rekabet edebilecek teknoloji ve inovasyon bölgelerini, teknoparkları kurmalıyız. Türkiye’mizi küresel platformda teknoloji alanında Kuzey Yıldızı haline getirmek ve en parlak yetenekleri çekmek için onlara her tür imkanı ve desteği sunmalıyız. Hem sermaye hem de yetenek için İstanbul gibi şehirlerimiz küresel bir cazibe merkezi olmalı. Bunun için de 21. yüzyılın kreatif şehir modelini kullanmalıyız. Devlet ve belediye kurumları üniversitelerle işbirliği içinde şehirlerimizi daha yenilikçi hale getirmek için projeler geliştirmeli. Şehirlerimiz ne kadar yenilikçi, atılımcı, dinamik, sanat sever, kültürel, yaratıcı, özgün olursa, o kadar küresel cazibe merkezi haline gelebilir. Bunun için de gündemimizde kreatif şehirler, yenilikçi kentler, kozmopolit esneklik, sanat ve kültür platformları, teknoparklar, teknoşehirler olmalı. Dünyanın en iyi yeteneklerini ve kreatif beyinlerini Türkiye’ye cezbetmeli ve beyin göçünü tersine çevirmeliyiz. Bunun için 21. yüzyılda dünyayı şekillendiren en önemli teknoloji alanlarında dünyanın en iyi uzman ve araştırmacılarını Türkiye’ye davet etmeliyiz. Bunun için de üniversitelerimiz onlara her tür maddi imkanı ve kurumsal desteği sağlamalı. Dünyadaki Türk bilim adamlarının yılın birkaç ayını kendi ülkelerinde geçirmelerini sağlamak beyin göçünü tersine çevirmek için etkili bir yöntem olabilir. Kreatif yetenekleri ülkemize çekmenin yolu, onlara uygun ve inovasyona elverişli üniversiteler, bilimsel platformlar, akademik zirveler oluşturmaktan geçiyor.

İnovasyonun artması için farklı görüşlerin birarada barış içinde yeşerdiği, demokrasinin koşulsuz uygulandığı, bireysel özgürlüklerin tam yeşerdiği bir üniversite ortamı gerekiyor. İnsanların dinlerinden, ırklarından, renklerinden, görüşlerinden, sosyoekonomik durumlarından, ideolojilerinden, kıyafetlerinden dolayı sorgulanmadığı, yargılanmadığı, ayrıma tutulmadığı bir üniversite ortamı. Bilimin ideolojiden önce geldiği ve bilim ve araştırma aşkının bayraklaştığı bir üniversite ortamı. Sürekli öğrenmenin teşvik edildiği, kritik ve yaratıcı düşünmenin önünün açıldığı, yaşam boyu eğitimin vurgulandığı ve hayata geçirildiği bir üniversite ortamı. Mezuniyet sonrası profesyonel bilgi ve becerileri güncelleştirme eğitimi veren, bölgenin ekonomik kalkınması için gerekli hizmeti sunan ve iş dünyasıyla işbirliğini gerçekleştirmiş üniversiteler, Türkiye’nin 21. yüzyıldaki inovasyon atılımını gerçekleştirecek. Yeni yüzyılın inovasyon projelerinde, ağ tabanlı iletişime dayalı sanal platformlar ve gerçek hissi veren üç boyutlu telekonferans ortamları önem kazanacak. Etkileşimli online kurslar, hipermetin biçiminde yazılmış ders kitapları, bilgisayar tabanlı konferans, uzaktan eğitim, ve tele danışmanlık yaygınlaşacak. Geleceğin inovasyon ekosisteminde, multimedia dokümanlarını hazırlama, siberuzaydaki bilgileri keşfetme ve yön bulma becerilerini ve Internet servislerini öğrenmek ve kullanmak kaçınılmaz hale gelecek.

İnovasyonun artması için ayrıca ülkemizde uluslararası bilim zirveleri düzenlenmeli, kongrelerin sayısı ve kalitesi arttırılmalı. Türk akademisyenler dünya çapında araştırma ortaya koymalı ve dünyanın her yerinde sunmalı. Zirve ve kongreler inovasyon üretilen ve beyin fırtınası yapılan cazibe merkezleri haline gelmeli. Hem bir yılın yorgunluğunu atmak için, hem en son araştırma ve projeleri öğrenmek ve paylaşmak için, hem bilgiyi beraber üretmek için, hem yeni hedefler koymak ve tazelenmek için, hem meslektaşlarla ilişki geliştirmek ve ortak projeler yapmak için, hem de derinlemesine okumak, düşünmek, ve araştırmak için bütün üniversite camiası ve iş dünyası kongre ve konferanslarda buluşmalı. Bu zirveler ARGE kampı, inkübatör, yenilik üretim merkezi, yenilenme ve tazelenme mekanı işlevleri görmeli.

Bilim ve inovasyon tutkusu, milli heyecanımız olmalı

Fikir çilesi. Bilim sevgisi. Okuma aşkı. Inovasyon tutkusu. İcat yeteneği. Keşif heyecanı. Atılım cesareti. Dinamizm ruhu. Teknoloji merakı. İlerleme isteği. Yenilenme ihtiyacı. Kolektif zeka. Yenilik ufku. Ne isim verirsek verelim, bu konu toplumumuz ve Türkiye’miz için 21. yüzyılda en önemli konulardan biri. Toplum olarak cep telefonu edinme konusundaki hassasiyetimizin yarısı teknoloji ve inovasyon üretme alanında olsaydı, bugün ülkemiz teknoloji ve inovasyon yarışında küresel ligde A takımında yer alırdı. Futbol konusundaki milli hassasiyetimizin yarısını bilim, teknoloji, eğitim konularında gösterebilseydik, Atatürk’ün gösterdiği 21. yüzyılı yakalama hedefini gerçekleştirmiş olacaktık. Bilim atılımı ve bilim heyecanı. Bu konu o kadar önemli ki ileride bu konunun kitabını yazmak istiyorum. Kitabın içinde sıradışı düşünme, vizyon, okuma, araştırma, proje üretme, yazma, iletişim kurma, girişimcilik, keşfetme, merak etme, yenilik üretme gibi 21. yüzyılın yetenekleri yer alacak. Asıl soru şu: Gelecek nesle, çocuklarımıza bu konularda sevgiyi, hassasiyeti ve idealizmi nasıl kazandırabiliriz? Onları 21. yüzyıla nasıl hazırlayabiliriz?


Bir örnek vereceğim. Üniversiteler şehri Boston’dayız. Harvard, Stanford, Boston, Babson gibi dünya çapında bilim merkezlerinin yer aldığı bu şehrin sahilinde gece saat 22.30 suları. Sahilin en güzel yerinde dev bir bilim ve teknoloji merkezi yer alıyor. Birden güle oynaya gelen bir kalabalıkla irkiliyoruz. Anne ve babalar ilkokul yaşlarındaki çocuklarını almış, ellerinden tutmuş bilim merkezine getiriyorlar. Yaklaşık 30-40 aile var. Çocuklar pijamalarını giymişler, yanlarında yer yatakları ve yastıkları; şen şakrak şakalaşarak bilim merkezine yol alıyorlar. “Boston Şehri Çocukları İçin Eğlenceli Bilim Akşamları ve Bilim Oyunları” program serisinin bir bölümü bu. Öğretmenleri programı açıklıyor, herkesin yüzünde bir heyecan ve tebessüm. Çocuklar Cuma geceleri bilim merkezinde kalıyorlar, bilim soluyorlar, severek ve keşfederek öğreniyorlar, ve ertesi gün de orayı gezmeye ve öğrenme yolculuklarına devam ediyorlar. İşte yeni nesil bilimle böylesine içli dışlı yetişiyor. Bu çocukların içindeki bilim aşkını, öğrenme sevgisini ve heyecanını düşünün. Çocukluktan itibaren bilime dair böylesine tatlı deneyimleri ve hatıraları bilinçaltına kazınmış olan bir nesil; nasıl olur da bilime, öğrenmeye, yeniliğe kayıtsız kalabilir? Size soruyorum: Kaç ailemiz çocuklarını bizzat alıp bilim merkezlerini beraberce geziyor, keşfediyor, öğreniyor? Kaçımız çocuklarımızla beraber evlerimizde TV izlemek yerine beraberce kitap okuyor? Kaç hanemizin içinde bilim solunuyor? Kaç evin bacasından bilim sevgisi tütüyor? Kaç evimizde bilim, okumak, öğrenmek en az ekmek kadar kutsal ve değerli?


Bir ülke düşünün ki, kalbi bilim sevgisiyle ve inovasyon tutkusuyla atıyor. Bütün toplum gözlerini dikmiş, dikkatini yoğunlaştırmış, kalbini açmış, umudunu yeşertmiş. Hayal edin ki gözlerde, gönüllerde, kalplerde, zihinlerde bir rönesans yaşanıyor. Ülkenin bir numaralı gündemi bu: Fikir çilesi, bilim sevgisi, okuma aşkı, inovasyon tutkusu, icat yeteneği, keşif heyecanı, atılım cesareti, dinamizm ruhu, teknoloji merakı, ilerleme isteği, yenilenme ihtiyacı, kolektif zeka, yenilik ufku! Ülkede teknoloji rüzgarları esiyor, hava ve su gibi bilim solunuyor. Bütün bunlar hayal değil. Dünyada bilime böylesine değer veren pek çok ülke var ve bu ülkeler geldikleri konumu buna borçlular. İşte Japonya, Almanya, İsveç, ABD, Kanada, İngiltere, Singapur, Avustralya, Hollanda ve daha niceleri. Bu ülkelerden sadece birinden örnek vereceğim: Güney Kore’de akşam TV haber bültenleri 45 dakika sürüyor. Bu sürenin yarısından çoğunda Güney Kore’nin bilim ve teknoloji hamleleri, yeni buluşları, ürün ve patentleri; ARGE projeleri, üniversiteleri, yenilikçi fikir önderleri, şirket liderleri, inovasyon haberleri yer alıyor. Yani ülke inovasyonla nefes alıyor. İnovasyon ile yatıp kalkıyor. Onların birinci gündemi ne Ergenekon, ne başörtüsü, ne siyasi çekişmeler. Onların ana gündemi bilim, teknoloji ve inovasyon. Ülke olarak buna kilitlenmişler. Üniversitelerin, şirketlerin, hatta hükümet kurumlarının varlık sebebi bu. Yemeden içmeden kesip ARGEye, teknolojiye, bilime, eğitime para ayıran bir ülke düşünün. Düşünün ki anne ve babalar çocuklarına önce bilimi, merakı, keşfetmeyi ve araştırmayı sevdiriyorlar.


Bütün bunların ışığında gelin 2023 Türkiyesini, yani Cumhuriyetimizin 100. yılını hayal edelim beraberce. Türkiyemizin 2023 bilim, inovasyon ve teknoloji politikaları, eğitim - öğretim anlayışı ve vizyonu nasıl değişmeli? Eğer Türkiyemiz 2023'te Ortadoğu'da adil ve kalıcı bir barış için çaba gösteren; demokratik, hukuk sistemine dayalı, sağlık, eğitim ve kültür alanlarında atılımcı, sürdürülebilir gelişmeyi sağlamış, gelir dağılımı dengeli, üreten, ürettiğinin karşılığını alan; bilim, teknoloji ve inovasyonda rekabetçi bir Türkiye olacaksa, bütün bu başarı ve atılımlar bir toplumsal seferberlikle başlayacak. Ülkemizi 21. yüzyıla taşıyacak vasıfta ve kalitede; iletişim, organizasyon ve işbirliği yeteneklerine sahip, yaratıcı, girişimci, özgüveni yüksek, katılımcı, cesur, idealist bir nesil yetiştireceğiz. Şirketlerimiz ARGE ve inovasyon ile dünya çapında başarılar elde edecekler. Üniversitelerimiz dünyanın en iyi araştırmacılarını Türkiye’ye çekecek ve geleceğin en iyi bilim adamlarını, girişimcilerini, liderlerini yetiştirecekler. Hükümetimiz Singapur modelinde olduğu gibi bilim, teknoloji ve inovasyon üretilmesini sağlamak için bütün kaynaklarını seferber edecek ve üniversiteler ile iş dünyasını buluşturacak. Yediden yetmişe aklımızda ve kalbimizde bilim ve inovasyon tutkusu olacak. Bu günler uzak değil, hayal de değil. Bu idealleri genç nesiller olarak bizler gerçekleştireceğiz. Ve işte o zaman 21. yüzyılın Türk rönesansı gerçekleşecek.