Showing posts with label Kollektif Zeka. Show all posts
Showing posts with label Kollektif Zeka. Show all posts

Saturday, August 8, 2009

21. YÜZYILDA TÜRKİYEMİZ İÇİN 21 KRİTİK BAŞARI FAKTÖRÜ

Aşağıdaki her konuda keşke Türkiye'miz için bir strateji kitabı yazabilsem. 21. yüzyılda ülkemin başarısı için çorbaya bir tuz da ben atabilsem..

Şu anda sizlerle paylaştığım bir hayal olarak kalacak; kimbilir belki ileride bu konularda açılımlar yakalarım..

İşte Türkiye olarak 21. yüzyılda üzerinde durmamız ve lazer netliğinde odaklanmamız gereken 21 kritik başarı alanı:
1. NİTELİKLİ EĞİTİM
2. İNSAN KAYNAKLARINA YATIRIM
3. BİLİM VE TEKNOLOJİ ATILIMI
4. İSTİKRAR, BARIŞ, HOŞGÖRÜ VE TOPLUMSAL BİRLİK
5. EKONOMİK KALKINMA
6. ARGE VE İNOVASYON
7. DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARI
8. SİVİL TOPLUM VE SOSYAL YENİLİK
9. GİRİŞİMCİLİK, İHRACAT VE DIŞA AÇILMA
10. DEVLET ETKİNLİK REFORMU
11. TOPLAM KALİTE REFORMU
12. KÜLTÜR VE SANATTA RÖNESANS
13. İNSANİ GELİŞİM VE YOKSULLUKLA MÜCADELE
14. KÜRESEL MARKA VE REKABET GÜCÜ
15. AHLAKİ, İNSANİ, ETİK DEĞERLER
16. ETKİN GÜVENLİK VE GÜÇLÜ SAVUNMA
17. ÜRETİM, STRATEJİ VE KURUMSAL PERFORMANS
18. GÜÇLÜ VE ETKİN DIŞ POLİTİKA
19. TARIM VE HAYVANCILIK REFORMU
20. ADALET, ŞEFFAFLIK, FIRSAT EŞİTLİĞİ, TEMİZ SİYASET
21. YENİLİKÇİLİK, VİZYON, DEĞİŞİM

Friday, July 24, 2009

PAZARLAMA OYUNUNUN YENİ KURALLARI: KATMA DEĞER 2.0 STRATEJİLERİ

Pazarlama 2.0, bireyin etrafında, yani müşterinin yeni gücü etrafında şekilleniyor. Hedeflenen ‘kitle’ artık bir kişiye düştü. Bu da parmaklarının ucunda sınırsız seçenek ve bilgi olan, üretim ve tasarım aşamalarına aktif katılan, ürünü istediği gibi adapte eden ve kişiselleştirebilen, ürün özelliklerini ve fiyatları karşılaştırabilen, fiyatı belirleyen, pazarlık yapan, bir tıklama ile rakip firmanın sitesine atlayabilen, uzman yorumlarına ve diğer müşterilerin tavsiyelerine ulaşabilen, diğer müşterilerle ilişki kurup ortak hareket eden “siber müşteri”. Bireyin ilgi alanları, merakları, hobileri, tutkuları, tercihleri, öğrenme ve gelişim ihtiyaçları artık çok daha önemli.

Pazarlama 2.0, firmaların blog, RSS, web videoları ve podcast gibi web 2.0 teknolojileri kullanarak marka toplulukları oluşturmalarını ve müşterilerle yakın ilişkiler kurmalarını ifade ediyor. Burada en önemli kavramlardan biri kullanıcılar arası etkileşim (user-to-user interactivity). Bu etkileşimi sağlayan yeni mekanizmalar arasında mesaj panoları, müşteri forumları, ürün yorum siteleri, bloglar, podcastler bulunuyor. MySpace, Flickr, Blogger, Second Life, ve Craigslist gibi platformlar bunun için fırsat sağlıyor. Pazarlama 2.0 devrimini yansıtan trendler arasında hiper-bağlanırlık, kullanıcıdan kullanıcıya reklam, marka 2.0 uygulamaları, yeni ekonomi markaları, zengin multimedya, arama motoru pazarlaması, ortam reklamları (Adsense), mobil pazarlama, RSS, bloglar ve reklam oyunları yer alıyor. Pazarlama 2.0’da basın açıklamaları yerini bloglara ve twitter mesajlarına, seminerler yerini webiner’lere ve podcast’lere, kurumsal içerik yerini kullanıcının ürettiği içeriğe, web siteleri yerini etkileşimli sanal topluluklara, kitlesel reklamlar yerini bireye özel çözümlere ve değer katan mesajlara bırakıyor. Ayrıca firmalar müşterilerin kollektif dehasından faydalanabilmek için onların ürün geliştirme ve inovasyon süreçlerine erkenden katılmalarına fırsat tanıyor.

Üretüketiciler

Müşteriler artık tasarım, üretim ve ARGE süreçlerinin tümünün merkezinde yer alıyorlar. Müşetirler aynı zamanda markaların onlarla sürekli açık ve şeffaf iletişimde bulunmalarını istiyorlar. Apple gibi firmalar IPod and Iphone ürünlerinin müşteriler tarafından “hacklenmesine” göz yumuyor, hatta bunu teşvik ediyorlar. Böylece ürünler maliyetsiz olarak daha fonksiyonel hale geliyor, müşteriler de istediklerini elde etmiş oluyorlar. Artık ekonomiye ve üretime aktif katılan, yazılım üreten, müzik remiks eden, hastalığa çare bulan, inovasyon çözümleri üreten, insan genomunu çözen, okul kitaplarını ve ansiklopedileri yeniden yazan, yeni kozmetik tasarlayan, motorsiklet üreten, marka toplulukları oluşturan bir müşteri tipinden bahsediyoruz. Bu müşteriler aynı anda hem üretiyor, hem tüketiyorlar. Bu müşterilere artık “üretüketici” diyebiliriz (prosumers).

Katma Değer 2.0

Sanal dünyalar, sosyal medya, 3D Internet, ve web 2.0 gibi gelişen teknolojiler, işletmelerin müşterileri için tasarladıkları değer katma süreçlerini kökünden değiştiriyor (Porta, House, Buckley, Blitz, 2008). Yenilikçi, hızlı, esnek iş modelleri ortaya çıkıyor. Dünyada 450 şehirde dev gazetelerle yarışan, Internetin en çok ziyaret edilen 40 sayfası arasında yer alan, sayfaları ayda 5 milyar kez görüntülenen Craigslist, sadece 24 çalışana sahip. İş hayatının, yenilik üretmenin, hizmet sunmanın ve değer katmanın kuralları değişiyor. Bu kurallar sadece yeni kurulan Internet şirketlerini ilgilendirmiyor, aynı zamanda yıllarca faaliyet gösteren şirketlere de yenilikçi stratejiler üretmenin sırlarını fısıldıyor. İşte Pazarlama oyununun yeni kuralları; Hizmet 2.0 prensipleri veya Katma Değer 2.0 stratejileri:

STRATEJi 1) Katma değer üretmek için network aklına güvenin ve kolektif zekayı kullanın.

Internet, firmanız için çok değerli bir küresel bilgi ağı ve sizin en değerli akıl hocanız olabilir. Network, her zaman bireyden daha zekidir. Wikipedia, bilgi zenginliğini ve güncelliğini onbinlerce kullanıcısına borçlu. Facebook, dünyanın her yerindeki milyonlarca insanın fikrinden faydalanıyor ve kalabalıkların bilgeliğinden faydalanarak yeni hizmetler tasarlanmasına olanak sağlıyor. Web 2.0 araçları kullanarak siz de dünyanın dört bir tarafından firmanıza sürekli bilgi akışı, geri besleme, fikir gelmesini sağlayabilirsiniz. Çevrimçi sosyal ağları ve sosyal medyayı takip edebilir, burada sizi ilgilendiren datayı yeni yazılımlar ve web analitik teknolojileri sayesinde analiz edebilir, rastgele gürültü gibi görünen data okyanusuna anlam verebilirsiniz. Milyanlarca insanın davranışı, sizin için ve firmanız için çok büyük değer ve anlam taşır. Google, bu altın kuralı çok erken fark ettiği için arama sonuçlarını bu kadar iyi ve hızlı sunabiliyor. Küresel ekonominin Google gibi yenilikçi firmaları, küresel beyinden besleniyorlar ve yüzbinlerce kullanıcının kolektif zekasını yansıtan online davranışlarını işe yarar bilgiye dönüştürüyorlar.


STRATEJi 2) Müşterileriniz dijital içeriğe değer veriyor; katma değerinizi buna göre şekillendirin.

Dijitalleşme bütün sektörleri yakından ilgilendiriyor ve derinden etkiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde dijital içeriği farklı, yeni ve hızlı şekillerde üretmek, paylaşmak ve tüketmek mümkün hale geliyor. Müzik endüstrisi buna iyi bir örnek. Sektörü yeni oyuncular şekillendiriyor. Mp3’ten laptopa, iPhone’dan cep telefonuna müzik artık çok farklı formatlarda ve farklı cihazlarla dinlenebiliyor. Değişen iş modellerine bir örnek de Nike ve Sports Kit firmalarının gerçekleştirdiği işbirliği: Nike ayakkabılarına takılan ve iPod Nano’ya bağlanan bir pedometre, koşan kişinin koşma datasını ve adımlarını kaydediyor. Nike web sitesinden ve iPod’dan bütün koşularınız ile ilgili güncel ve karşılaştırmalı verilere ulaşabiliyorsunuz. Nike’ın dijital ortam ile bütünleşen yeni uygulamalarına “Nike +” markası konulmuş. Nike, dijital içerikleriyle ve uygulamalarıyla, koşucuların birbirleriyle eş zamanlı iletişim halinde olmasına da imkan tanıyor. Kısacası, Nike dijital içeriği müşteri ile daha iyi iletişim kurma fırsatı için kullanıyor ve koşma deneyiminin niteliğini değiştiriyor.

STRATEJİ 3) Katma değer oluşturmak için sosyal ağ tabanlı yenilikçi çözümler üretin ve marka toplulukları oluşturun.

Facebook, Linkedin, Ning gibi sosyal ağlar firmanız için stratejik önem taşıyor. Kullanıcıların gönlünü fethederseniz, onlar Internette sizin ve markanızın gönüllüleri olacaklardır. Memnun kalan müşteriler, bu deneyimi sanal ortamda dostlarına da tavsiye edeceklerdir. Firmanız ile ilgili yanlış bir haber yayıldığında onlar sizi savunacaklardır. Sosyal ağları kullanarak kullanıcıların markanıza sahip çıkmasını, kendi aralarında örgütlenmelerini ve marka toplulukları oluşturmalarını sağlayabilirsiniz. Harley Davidson bu konuda çok radikal ve müthiş başarılı bir örnek. Harley Davidson markasına bir hayat tarzı olarak sahip çıkan binlerce marka gönüllüsü var ve onlar online marka toplulukları oluşturarak bir kolektif kimlik ve bağlılık ruhu oluşturuyorlar. Marka topluluğu oluşturmada başka bir başarılı örnek Nintendo firması. Nintendo, yeni çıkan oyunlarını sadece oyunlarında tecrübeli olan ve networke değer katan “Sages” adını verdiği kullanıcıları ile paylaşıyor. Bu gönüllüler, oyun camiasında raconu olan kanaat önderleri oldukları için Nintendo oyunlarının tanıtımına ve yaygınlaşmasına büyük katkıda bulunuyorlar. Sizin markanıza sahip çıkacak, firmanızı bloğunda yazacak, fanatikler Facebook grubu/sayfası açacak, yeni çıkan ürünlerinizi Twitter’da tanıtacak çevrimçi gönüllüleriniz var mı?

STRATEJİ 4) Katma değer oluşturmak için sunduğunuz hizmetleri ve iş modellerinizi esnek ve modüler olarak yeniden tasarlayın.


Fazla detaylı ve karmaşık ürünlerden veya hizmetlerden kaçının. Gereğinden fazla fonksiyon sunmayın. Tıpkı Apple gibi basit ama çekici, estetik ürünler ve hizmetler sunun. Kullanıcıların aşkla bağlanacakları iPod ve iPhone gibi ürünler akıllarda ve gönüllerde daha iyi kalacaktır. İş modellerinizi buna göre yeniden tasarlayın ve esnek hale getirin. Fazla kuraldan kaçının ve esnekliğe odaklanın. Ne kadar kolay ve hızlı, o kadar iyi. Kolayca değiştirilebilecek ve geliştirilebilecek açık sistem ve modüler iş modelleri kurun. Kullanıcıların seveceği estetikte ve kolaylıkta arayüzler tasarlayın. Kullanıcılar sayfalarını, ürünlerini, hizmetlerini istedikleri gibi değiştirebilsinler; ama bunu yaparken de aşırı detaylı seçeneklerle uğraşmak zorunda kalmasınlar. Mühendis mantığından ve “ne kadar fonksiyonu varsa o kadar iyidir” düşüncesinden uzaklaşın. Müşterilerin işine yaramayacak ama kafalarını karıştırabilecek fonksiyonları yok edin. En çarpıcı ve en faydalı fonksiyonlara odaklanın. Basit güzeldir. Kullanıcıların işini basit ve zevkli hale getirin. Etkileşimi ve diyalog imkanlarını arttırın. Müşterilerin problemlerini onlarla iletişime geçerek ve onları iyi dinleyerek anında çözün.

STRATEJi 5) Katma değer üretmek için kurumunuzda işbirliğine dayalı hızlı inovasyon başlatın ve geliştirin.

Yeni çağın inovasyon kuralları değişiyor. İnovasyonu artık firmalar çok hızlı yapmak ve hemen piyasaya sunmak zorundalar. İnovasyon artık çok daha şeffaf, açık ve işbirliğine dayalı bir süreç haline geliyor. Departmanlar arasında, firma ve müşteriler arasında, partnerler arasında sürekli iletişim ve işbirliğine dayalı olarak hızlı yenilik üretin. Ürün veya hizmetinizi bir an önce müşterilerin kullanımına açın. Mükemmel sürümü oluşturmak için aylarca uğraşmayın, yeniliği bir an önce piyasaya sürün ve test edin. 300 sayfalık ürün kitapçıkları dönemi artık bitti. Ürün ve hizmetlerinizin nasıl kullanılacağını herkes kolayca anlayabilmeli. Kontrolü müşterilerinize bırakmalısınız. Agile yazılım firması, yazılımlarını geliştirirken hızlı çözümler üreterek yazılımları hemen kullanıcılara açıyor, onların tepkilerini ve önerilerini hemen öğreniyor, durumu hızlıca değerlendiriyor ve yazılımı hemen iyileştiriyor. İnovasyon, artık ani “Eureka!” sıçramalarından ziyade “kaizen” tarzı sürekli küçük iyi iyileştirmelerden meydana geliyor. Firmanızı hızlı işleyen esnek bir inovasyon ekosistemi haline getirin. Firmanız insan beyni gibi hızlı ve organik şekilde, bağlantılar kurarak çalışsın.

STRATEJi 6) Az sayıda hedefe odaklanın, niş yakalayın ve bu alanda mükemmel katma değer oluşturun.


Kullanıcı için mümkün olan en küçük problemi çözün (ama yine de önemli olacak büyüklükte olsun) ve tam olarak hangi problemi çözdüğünüzü çok iyi bilin. Odağınız lazer netliğinde olsun. Kategorinizde tartışmasız en iyi marka olun. Eğer olamıyorsanız, en iyi marka olacağınız kategoriyi siz oluşturun. Arama motoru deyince nasıl Google, online kitapta Amazon, online videoda YouTube, online ansiklopedide Wikipedia, sanal ilanda Craigslist, animasyonda Pixar akla geliyorsa, sizin kategorinizde önce sizin firmanız ve sizin markanız akla gelmeli. Odaklanma ve niş yakalamaya en güzel örneklerden biri fotoğraf paylaşım sitesi Flickr. Flickr önce multimedya oyun firması olarak kuruldu, ama sonra fotoğraf alanında bir boşluk gördü ve bu alanda odaklanmaya ve niş yakalamaya karar verdi. Flickr, hedefini çok net belirledi: İnsanların sevdiği fotoğrafları yakınları ve sevdikleriyle paylaşmalarını sağlamak ve fotoğrafları güzel şekilde organize etmelerine yardımcı olmak. Sadece bu alanda faaliyet gösteren Flickr, dünyada bu deneyimi müşteriye en iyi yaşatan firma oldu. Fotoğraf basma gibi alanının dışındaki işlere hiç girmedi, odağını çok iyi tanımladı ve bu alanda mükemmelleşti. Flickr, sadece kendi alanında inovasyon yaptı; örneğin fotoğrafları organize etme, etiketleme ve çevrimçi albümler oluşturma gibi yenilikler geliştirdi. Flickr, müşterilerine fotoğraf konusunda çok hızlı, estetik ve güzel bir deneyim sunuyor. Yani Flickr, az iş yaparak daha fazla değer katıyor.

STRATEJİ 7) İnsanlar kullandıkça sunduğunuz hizmeti sürekli geliştirin. Ürün değil hizmet tasarlayın ve sürekli değer paketinizi sürekli yenileyin.

Eski ve hantal ARGE/ürün geliştirme mantığından sıyrılın. Aylar süren ürün geliştirme süreçlerini geride bırakın. Dönem hız, süreklilik, sürekli deneme, sürekli iyileştirme dönemi. Gerçek piyasa en iyi laboratuvardır. Ürün değil hizmet tasarlayın. Çabuk davranın, hizmetinizi “beta sürümü” olarak bir an önce piyasaya sürün, müşterileriniz bir an önce görsünler, denesinler, size geri beslemede bulunsunlar. Onların önerilerini dikkate alarak sunduğunuz hizmetin sürekli yeni versiyonlarını piyasaya sunun. Fazla risk almak istemiyorsanız önce bir pilot sürümünü güvendiğiniz müşteri ve dostlarınızla paylaşın. Daha sonra onların önerilerine göre iyileştirmeler yaparak daha iyi versiyonunu tüm dünyaya sunun. Müşteriler hizmetinizi kullandıkça onların kullanım istatistiklerini stratejik bilgiye dönüştürün ve bu datayı hizmetinizi iyileştirmek için kullanın. Mesela, Flickr kurulduğundan beri kullanıcılarına her gün yeni ve biraz daha iyi geliştirilmiş hizmetler sunuyor. Bazı günler site günde 10 kez yenileniyor ve geliştiriliyor. Birkaç saat içinde kullanıcılarının tepkilerini ölçen ve önerilerini alan Flickr, hemen bir sonraki versiyona bu önerileri ve çözümleri katıyor. Bu konuda bir başka örnek Netflix. DVD kiralayan Netflix herkesin izlediği filmleri değerlendirmesine imkan sağlıyor. Daha sonra bütün bu veriyi anlamlı bilgiye dönüştürüyor; örneğin sizin ve yakın arkadaşlarınızın en beğendikleri filmleri tesbit ederek size buna benzer filmleri tavsiye ediyor. Yani, siz ve arkadaşlarınız Netflix’i kullandıkça, Netflix sizin tercihlerinizi ve zevklerinizi daha iyi anlıyor ve size özel hizmet sunuyor. Amazon’un da benzer stratejileri iyi kullandığını biliyoruz. Burada dikkati çeken nokta ve kritik başarı faktörü, müşterilere her yönden beklentilerinin üzerinde hizmet ve kişiye özgü zengin bir kullanım deneyimi sunabilmek. Müşterilerinizin deneyimi ne kadar özel, hatırlanacak kıvamda, özlenecek kalitede olursa, müşterileriniz o kadar sizin markanıza ve hizmetlerinize bağlanırlar.

STRATEJİ 8) Müşterileri/kullanıcıları ARGE ve inovasyon sürecinin merkezine yerleştirin. Onları yetkilendirin, yeniliği onlar yapsınlar.

Müşterilerinizin yenilik üretmesi için onlara her tür esnekliği sağlayın. Siz esnek platformu sunun, yeniliğin önünü açın, ve müşterilerinizi yetkilendirerek serbest bırakın. Göreceksiniz ki kullanıcılarınız sizin asla düşünmediğiniz ve düşünemeyeceğiniz fikirler ve yenilikler üretecekler. Herkes kendi kullanım deneyimini kendine uygun ve özel hale getirebilecek. Ürün ve hizmetleriniz çok daha yeni, farklı, işlevsel hale gelecek. Üstelik sıfır maliyetle. Üstelik, müşteriler yenilikleri kendileri icat ettikleri için sizin hizmetinize veya ürününüze daha fazla bağlanacaklar. Altın kural şu: Müşterilerinize kaptan koltuğunu ve kaptan köşkünü verin. Rotayı, pusulayı tamamen onlar belirlesin. (Kendin pişir, kendin ye). Müşterileriniz kendilerini kontrolde ve kumandada hissetsinler. Arayüzleriniz basit, pratik, estetik ve etkileşimli olsun. Gereksiz fonksiyonlardan kaçının, sade ve kolay olan her zaman daha iyidir, isteyen kullanıcı kendisi fonksiyon eklesin. Online T-shirt satan Threadless, müşterileri yetkilendirme ve üretime dahil etme konusunda da en uç örneklerden biri. Threadless, kendisi tişört tasarlamıyor, talebi tahmin etmiyor, nasıl bir tasarımın satılabileceğini hesaplamıyor. Tasarım dahil herşeyi kullanıcılar yapıyor. Herkes beraber tişört tasarlayabiliyor ve birbirlerinin tasarımına eklemelerde bulunuyor. Online topluluğun oylaması sonucunda hangi tişörtün daha çok satacağına karar veriliyor. Threadless hiç reklam yapmıyor, modacı fotoğrafçı veya tasarımcı çalıştırmıyor, satış ekibi yok, mağazası yok. Çalışanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Ancak, Threadless, yenilikçi iş modeliyle yılda 30 milyon dolarlık ciroya ve yüzde 30 kar marjına sahip. Kıssadan hisse: Müşteriler tasarımlarını kendileri yapsınlar. Kontrol tamamen müşterinin elinde olsun. Ürünü ve hizmeti onlar diledikleri şekilde yenilesinler. Siz onlara yenilik için özgür ve esnek ortam sağlayın. Müşterinin kalbini kazanmak, ona iyi bir deneyim yaşatmak, onu sürecin merkezine yerleştirmek, karar mekanizmasını ona devretmek ve onun tercihlerine saygı duymak çok önemli. İşte Katma Değer 2.0!

Tuesday, July 14, 2009

TREND 3: KİTLESEL İŞBİRLİĞİ İLE MİLYARDAN FAZLA İNSANIN KOLEKTİF ZEKASI KÜRESEL BİR BEYİNE DÖNÜŞÜYOR

Tarih boyunca işbirliği yapmak hiç bu kadar kolay, hızlı, ucuz ve mekandan bağımsız olmamıştı. Tapscott and Williams (2007), “Wikinomics: How Mass Collaboration Changes Everything” adlı çığır açan kitabında bu trendi en güzel şekilde özetliyor.

Kitlesel işbirliği veya vikinomi adı verilen bu yeni paradigmada milyonlarca insan küresel sanal dijital platformda yardımlaşarak yenilik üretimine, sosyal gelişime, ekonomiye, teknolojiye, sanata, kültüre, eğitime katkıda bulunuyor. Yeni “dijital demokrasi”nin temeli bu yardımlaşmaya dayanıyor.

YouTube, twitter, flickr, Delicious ve FaceBook gibi firmalar vikinomi stratejilerini kullanarak kalabalıkların bilgeliğinden faydalanıyorlar.

Kitlesel işbirliğinin dört temel prensibi var: Açıklık, Yardımlaşma, Paylaşım ve Küresel Hareket.

Kitlesel işbirliği ile donuk bürokrasi ve katı hiyerarşi kendini küresel proje gruplarına, “sanal takım”lara, esnek ağlara ve katılımcı platformlara bırakıyor. Eski modeller yerine akışkan – hücresel - kendinden organize – esnek – adaptif -dinamik organizmalar devrindeyiz.

Şirket piramidi ağlarla örülü sanal bir küreye ve web ekosistemine dönüşüyor. Taş devri geride kalıyor. Taşların cilası bile artık insanları eskisi gibi cezbetmiyor. Artık daha hafif, berrak, şeffaf, hızlı, dinamik bir devirdeyiz. Belki de bu bir su devri. Su devrimi. Sessiz, temiz, sade, doğal, organik. Çağlayan ırmaklar gibi networkler bu değişimin belirleyicisi.

Kitlesel işbirliği sayesinde eğitimden iş hayatına, sivil toplumdan devlete, pazarlamadan ARGEye, akademiden uluslararası ticarete dünyamız hızla değişiyor ve değişecek.

Günümüz şirketleri beynimiz kadar akıllıca yapılanmaya başlamadıkça ve küresel beyine bağlanmadıkça taş-kiremit devrinden çıkamayacaklar.
Yarın 4. trend ile devam edeceğiz.

Sunday, July 12, 2009

TREND 1: DİJİTAL PLATFORMLARDA KREATİF DÜŞÜNCE VE İNOVASYON ÖNEM KAZANIYOR

21. yüzyılda açlıktan teröre, eğitimden sağlığa küresel problemleri çözmek için entegre düşünce, kreatif düşünce, disiplinler ötesi yeni bakış açıları, sürekli inovasyon ve sosyal yenilik gerekiyor. Pine and Gilmore’a (1999) göre iş hayatının bir tiyatro sahnesine, işin sanata, profesyonellerin sanatçıya dönüştüğü bir “deneyim ekonomisi”ne geçiş yapıyoruz. Jensen’a (1999) göre ise hayal toplumunda (“dream society”) hayal gücü ve yaratıcı düşünce bilgiden daha değerli hale geliyor. Estetik değer, tasarım ve stil artık hayatımızın vazgeçilmez parçaları. Estetik ölçüler küresel ticareti, kurum kültürlerini ve toplumsal bilincimizi yeniden şekillendiriyor (Postel, 2003).

21. yüzyılın kurumları karıncalar ve arıların örgütlenme şekillerini modelleyerek (swarm intelligence) ve kollektik zekayı kullanarak iş hayatını sıfırdan tasarlıyorlar. Buna sanırım en güzel örneklerden biri Steve Jobs’ın kurduğu, Disney’e bağlı faaliyet gösteren mükemmel animasyon firması Pixar. Toy Story, Monsters, A Bug’s Life, Finding Nemo, The Incredibles, Cars gibi muhteşem filmlere imza atan Pixar, her yıl sadece bir filme imza atıyor. Ancak, yaptığı film her yönden hem müthiş yenilikçi ve eğlenceli oluyor, hem teknolojinin sınırlarını zorluyor, hem animasyon endüstrisinin standartlarını zorluyor, hem de zamanı aşan bir klasik değer taşıyor. Filmlerin konuları da çok ilginç. Mesela, benim zaman ötesi favori filmlerimden Ratatouille, Paris’te ahçı olma ideali taşıyan bir farenin öyküsü; veya Wall E, post apokaliptik dönemde çöpleri yeniden işleyen bir robotun aşk hikayesi. Peki Pixar aynı anda böylesine yenilikçi ve mükemmeliyetçi olmayı nasıl başarıyor? Bu konuda çok şey okudum ama size Harvard Business Review’da 2008’de yayınlanan “How Pixar Fosters Collective Creativity” isimli makaleyi tavsiye ediyorum. Bu makalede Pixar’ın kreatif direktörü Catmull, Pixar’ın bilgisayar animasyonlu film endüstrisini dönüştürmedeki sırrını şöyle ifade ediyor: “Aynı anda sanatsal ve teknolojik sıçramaları başarabilmek, tasarımı ve teknolojiyi buluşturan entegre çözümleri üretebilmek için yüzlerce zeki insanın kreatif yeteneğini Pixar’da buluşturuyoruz, çarpıştırıyoruz, sentezliyoruz, binlerce fikri beraberce üretiyor ve yüzlerce problemi beraberce çözüyoruz, mükemmele ulaşıncaya kadar da yüzlerce iterasyon ve inovasyon yapıyoruz. Ortaya çıkan tek film binlerce fikrin, çok hassas çalışmaların ve derin araştırmaların, aylarca süren beyin fırtınalarının, müthiş bir kolektif yenilikçiliğin sonucu”. Bu süreci anlatmak için Catmull “collective creativity” ve “group genius” kavramlarını kullanıyor.

Geleceğin iş dünyasında, özellikle dijital platformlarda, kreatif düşünce çok daha önemli hale geliyor. Bilgi ekonomisinin en kıt, en değerli ve en kritik kaynağı “dikkat”. Geleceğin şirketlerin amacı dijital ortamda müşterilerin dikkatlerini üzerlerine çekmek. Bu yüzden fark oluşturmak, özgün tasarımlar üretmek, tasarım düşüncesini (“design thinking”) farklı problemleri çözmeye uygulamak giderek önemli hale geliyor. Merritt and Lavalle (2005) yarının işletme okullarının (B-School: Business School) artık tasarım okulları (D-School: Design School) haline geleceğini söylüyor. Benzer olarak, Pink (2004) geleceğin iş dünyasında kreatif düşünmeye ve tasarım düşüncesine olan ihtiyaç arttıkça 21. yüzyılın MBA (Master of Business Administration) programlarının artık MFA (Master of Fine Arts) haline geleceğini ifade ediyor. Toronto Rotman ve McGill Desautels gibi yenilikçi işletme okulları yeni MBA programlarını “Entegre Düşünme” (Integrative Thinking) ve “Tasarım Düşüncesi” (Design Thinking) etrafında örgülüyorlar.

Monday, June 29, 2009

3D Sanal Ortamlar, Üç Boyutlu Multimedya Oyunlar ve Kollektif Zeka


İlginç bir çağda yaşıyoruz. Yenilikçi teknolojiler başımızı döndürüyor ve çağımızı dönüştürüyor. Internet, web 2.0, semantik web, küreselleşme, dijitalleşme, sosyal ağlar, 3D Internet, sosyal medya, üçüncü nesil (3G) cep telefonları, sanal dünyalar, multimedya oyunlar, bloglar, ve wikiler müthiş bir değişimin öncüsü. Telefon, TV ve Internet birleşerek müşterinin cebine girerken, müşterilerin tümü mobil data kullanıcılarına dönüşüyorlar. Blogosfer her dört ayda iki katına çıkıyor.

Internet ekosistemi ,giderek üç boyutlu (3D) ve multimedya hale geliyor. Internet üzerinden binlerce kişi aynı anda aynı sistemde online oyun (“massively multiplayer online games” “alternate reality games”) oynayabiliyor, birbiriyle yarışabiliyor, işbirliği yapabiliyor, iletişime geçebiliyor. Bu altyapı ve sistem, gelecekte geniş kullanıcı topluluklarının kimsenin tek başına çözemediği problemleri işbirliği ile “kollektif zeka”yı kullanarak çözebilmesini sağlıyor.

Öte yandan, Second Life gibi üç boyutlu görsel sanal ortamlar (“metaverses”) giderek yaygınlaşıyor ve işlevsel hale geliyor. Sizi temsil eden “avatar”larla 3D ortamlarda oyun oynuyor, eğleniyor, seyahat ediyor, sohbet ediyor, evinizi ve işinizi kuruyor, alışveriş yapıyorsunuz.

CAD yazılımlar, grafik donanımların artan hızları, 3D grafikler, interaktif kullanıcı girdileri, akustik ve ortam sesleri, rüzgar ve ışıklandırma gibi çevre etkileri, ileri simulasyon teknolojileri gibi faktörler sayesinde kullanıcı olarak kendinizi “sanal gerçekliğin” tam ortasında hissedebiliyorsunuz. Matrix işte bu.

Harvard Business Review’da yayınlanan makalesinde McGonigal (2008), online multimedya oyunlarının 10 kollektif zeka yetkinliğini geliştirdiğini ileri sürüyor. Bu yetkinlikler henüz Türkçe literatüre girmiş değil, bu yüzden aşağıdaki Türkçe kavramların kullanılmasını tavsiye ediyorum.

Online Karizma (Influency): Çoklu sosyal medya ortamlarında ve sanal alemlerde insanları ikna edebilme, etkin iletişim kurma, ilgi çekici hikayeler anlatabilme ve insanların dikkatini çekebilme

Dijital Pusula (Signal/Noise Management): Internet okyanusunda yolunu bulabilme, aynı anda gelen çoklu data ve medyadan anlam çıkarabilme, bağlantılar kurabilme, hyper-tekst düşünebilme

Yetenek Radarı (Cooperation Radar): İşbirliği yapacağı kişileri sanal ortamda iyi seçebilme ve iyi tanıyabilme yeteneği

Dinamik İnovasyon (Protovation): Birbirini takip eden sürümlerde hızlı ve dinamik inovasyon üretebilme, sürekli geliştirme ve yeni beta sürümleri çıkarabilme, maliyetleri azaltarak ürün veya hizmetin hızını ve etkinliğini arttırabilme

Online Firaset (Emergensight): Büyük çapta online işbirliği, yardımlaşma ve koordinasyon sırasında oluşan karmaşıklığı algılayabilme ve anlamlandırabilme, sürpriz sonuçlara ve ani keşiflere hazırlıklı olma

Network Kıvraklığı (High Ping Quotient): Network iletişimi ustalığı, online dakik cevap verme, online aktiflik

Ekosistem Vizyonu (Longbroading): Büyük resmi görebilme, bütün networke geniş bakış açısı, üst sistemleri görme, bütüncül bakış

Açık Yazarlık (Open Authorship): Hızlı içerik üretme ve halka açma, fazla sayıda kişiyle aynı anda çalışabilme ve proje üretme

Multi-kapitalizm (Multi-Capitalism): Entellektüel, sosyal, finansal, doğal ve sanal kapital gibi farklı kapitallerle aynı anda çalışabilme, onları geliştirebilme ve alıp satabilme

Kalabalıklarla İşbirliği (Mobbability): Çok büyük gruplarla online ortamda simultane ve hızlı işbirliği yapabilme, insanları online organize edebilme

Saturday, June 27, 2009

YÖNETİCİLER VE ŞİRKETLER İÇİN DÜNYA 2.0 TAVSİYELERİ

Yenilik ekosisteminizi firmanızın dışına çıkarın ve küresel beyinden beslenin. Yeni fikirlere ulaşmak için Internet’i sürekli ve etkin kullanın. Yeni ürünler ve hizmetler tasarlamak için şirketin sınırlarının dışından fikirlerle beslenin. Firmanızı dışarıya açık, yeni ve farklı fikirlere açık hale getirin. Dışarıdan danışmanlık alın, firmanıza uzmanlar davet edin, konferanslara katılın, dünyadaki teknolojik gelişmeleri ve değişimleri çok sıkı takip edin. Firmanızın dışarıyla bağlantılarını ve temas noktalarını arttırın. Firmanızın işbirliği kapasitesini ve yetkinliğini arttırın. Müşterilerinizden, ortaklarınızdan, alanında en iyi olanlardan sürekli çılgın fikirler alın. Yurtdışından fikirlerden beslenin ve sınırlar ötesi küresel bir bakışınız olsun. Network’ünüzü orkestra gibi yönetin ve farklı fikirler arasında sentez ve harmoni oluşturmaya çalışın. İşlerinizi, iş modellerinizi, değer zincirinizi, işyerinizi sıfırdan tasarlayın. Değişimi engelleyen faktörleri ortadan kaldırın. Kafanızdaki duvarlardan kurtulun. Firmanın dışından sürekli bilgi ve fikir akışını kurum kültürünüzün vazgeçilmez parçası haline getirin.

Farklı disiplinlerden en iyi beyinleri ve yetenekleri yuvarlak masa etrafında veya sanal platformlarda toplayın. Departmanlar arası iletişim ve işbirliğini teşvik edin. Disiplinler arası duvarları yıkın. Sanal takımlar kurun. Farklı disiplinlerden insanları buluşturun ve farklı fikirleri çarpıştırın. İşyerinizi öyle bir dizayn edin ki farklı departmanlardan insanlar bir araya gelebilsinler, sohbet edebilsinler, aralarında etkileşim olsun. Kafeterya, posta odası gibi yerlerde farklı seviyelerden, departmanlardan insanlar birbirini görsün. Kazara buluşmaları ve rastlantıları arttırın. Bu tür buluşmalar, yemekler çok değerli ve ilham verici olabilir. Beyin fırtınaları yapın, arama konferansları düzenleyin, interdisipliner proje takımları kurun. Kollektif kreatif düşüncenin yeşereceği ortamlar ve projeler oluşturun. Sanat ve teknoloji arasındaki bariyerleri azaltın ve etkileşimi yoğunlaştırın.

Yenilikçi projeleriniz için en iyi küresel yetenekleri bulun, firmanıza çekin ve onları firmanızda tutun. Kreatif yetenek her insanda yüksek değildir ve nadirdir. Gerçekten yenilikçi insanları bulmak ve keşfetmek zordur. En iyi yetenekleri tesbit etmek için ciddi zaman ayırın ve gayret gösterin. Google’da işe alınmadan önce bir çalışan sekiz mülakattan geçiyor, her çalışan 25 ayrı performans kriteri ile değerlendiriliyor. Çalışanlarınızı tutmak için onları memnun edin, kariyerlerini ve önlerini açın, iyi imkanlar sunun. Herkes dünya çapında ve evrensel kalitede bir firmada çalıştığını hissetsin. Sürdürülebilir ilişki kurun, ömür boyu süren ilişkiler ve arkadaşlıklar değerlidir. Yetenek çok ender bulunur, bulduğunuz en iyileri kaybetmeyin.

Grup dehasını ve kollektif kreatif düşünceyi desteklemek için pozitif ve yenilikçi bir kurum kültürü oluşturun. Kreatif bir kurum kültürü oluşturun ve bunu nasıl sürdürülebilir hale getirebileceğinizi düşünün. Herkes en iyi, en aykırı fikirlerini korkusuzca ifade edebilmeli. Herkes birbirine destek olmalı ve birbirine yardım etmeli. Gerçek bir takım ruhu olmalı. Firmanız Google gibi, üniversite kampüsü gibi olmalı. İyi fikirler ödüllendirilmeli. Girişimcilik ruhunu, mükemmel gayreti, yenilikçiliği sürekli teşvik edin ve ödüllendirin. Risk almayı ödüllendirin, hata yapmayı teşvik edin. Herkes içindeki çocuğu ortaya çıkarabilsin ve kendini en güzel şekilde ifade edebilsin. Firmanız yetenekli insanları çeken bir mıknatıs gibi olsun ve herkes burada çalışmaktan gurur duysun. O topluluk ve aidiyet ruhunu, aile atmosferini oluşturmaya çalışın.

Çalışanlarınızın dijital web 2.0 platformlarını kullanarak sürekli ve sınırsız öğrenmelerini, yenilik üretmelerini, fikir ve proje üretmelerini, takım çalışması yapmalarını sağlayın. İnsanların işbirliği yapabilmeleri için esnek, pozitif, küresel sanal platformlar tasarlayın ve teknolojik araçlar sunun. Çalışanlarınızın hiper-tekst okuma, non-linear düşünme, network iletişimi, hızlı bilgiye erişme, kreatif tasarım, küresel işbirliği yapma gibi 21. yüzyılın dijital ve kreatif yetkinliklerini kazanmaları için onlara her tür imkanı ve ortamı verin. Bütün çalışanlarınız kollektif zeka yetkinliklerini sonuna kadar geliştirsinler. Şirketinizin bir üniversitesi olsun. Öğrenmek herkesin görevi olsun. E-işbirliği ve e-öğrenme sistemleri kurun. Çalışanlarınızın entellektüel sermayesine ve profesyonel yetkinliklerine sürekli yatırım yapın. Sürekli eğitim, gelişim zirveleri düzenleyin. Cuma günleri en iyi misafit konuşmacıları şirketinize çağırın. Kollektif zekayı işletmek için sosyal ağları, wikileri, blogları, Google araçlarını kullanın ve işyerinizi Ofis 2.0 olarak tasarlayın.

Çalışanlarınızın kendi ilgi alanlarına, zevklerine, sevdiklerine göre üretecekleri kendi yenilikçi projelerini üretmeleri için onlara zaman tanıyın, fırsat verin ve kaynak sağlayın. Bu çok radikal bir uygulama ama aynı zamanda inanılmaz etkili. Eğer gerçekten inovasyon istiyorsanız, inovasyonu çalışanlarınızın zamanına koymalı ve onlara esnek vermelisiniz. Herkes firmada hobi alanıyla uğraşsın, projeler üretsin, sevdiği alanda yazsın, çizsin. Herkes bazen mesai saatleri içinde uçsun kaçsın. Sürekli yeni fikirler ve yenilikçi projeler üretilsin. Bu fikir ve projeleri ödüllendirin. Her çalışanın en güçlü yönlerini, yeteneklerini keşfedin ve açığa çıkarın. Herkesin içinde mükemmel bir deha çocuk vardır, siz onu keşfetmeye çalışın. Google, Google olmak için çalışanlarının yüzde 20 zamanlarını kendi projelerine ayırmalarını sağlıyor. Yani zamanlarının beşte birinde herkes Googleplex’te kendi ilgi alanıyla, hobisiyle, projesiyle, en sevdiği işle uğraşıyor. Google bu zaman için çalışanlarına tıkır tıkır para ödüyor. Hatta bu herkesin iş tanımının bir parçası, yani Google kreatif fikirler üretilmesini herkesten istiyor. Google’ın pek çok yeni ürünü işte bu yüzde yirmi serbest zaman sırasında ortaya çıkıyor. Çalışanlar hayal gücünü sonuna kadar özgürce kullanıyorlar. Sevdikleri şeyi yaptıkları için de ortaya çıkan şey mükemmel oluyor.

Hayat boyu öğrenme aşkını, hayal gücünü, sınırsız merakı, yaratıcı düşünceyi teşvik edin ve destekleyin. En iyi profesyonelleri firmanıza çağırın. Firmanızda “TED Talks” düzenleyin (http://www.ted.com/). Çalışanlarınızın beyin fırtınası yapması, beraber öğrenmeleri, proje üretmeleri için seminerler, webinerler, e-öğrenme modülleri, hızlı eğitim programları tasarlayın. Kitap okuma kulübü kurun. Haftada iki üç sabah gönüllü çalışanlar erken gelip birbirlerinden öğrensinler, öğrenme zirvesi yapsınlar, herkes eteğindekini paylaşsın. Çalışanlarınız blog yazsın ve fikirlerini herkesle paylaşsın.

Dünya 2.0’a hoşgeldiniz. Gördüğünüz gibi çok ilginç bir çağda yaşıyoruz. Çağa ayak uyduramayan şirketler birer birer batıyor. Dinazorlar ya dans etmeyi öğreniyor, ya yok oluyorlar. Daha söylenecek çok şey var ama bu kadarı şimdilik yeterli. Kıssadan hisse: Sürekli öğrenen, çalışanlarının kalitesini yükselten, onların en iyi yeteneklerini açığa çıkaran, onları memnun eden, bilgiyi çok iyi kullanan, kreatif düşünceyi destekleyen, teknolojiyi ve dünyayı iyi takip eden, çağı iyi okuyan şirketler ayakta kalıyorlar.

Sunday, March 30, 2008

21. YÜZYILIN İNOVASYON STRATEJİSİ: KÜRESEL BEYİNDEN FAYDALANABİLMEK

NETWORK ÇAĞI

21. yüzyıla girerken teknoloji, demografi, ekonomi ve toplum köklü değişimler geçiriyor ve ağ bazlı yepyeni iş modelleri ortaya çıkıyor. Network çağını ve işbirliği dönemini yaşıyoruz. İşletme 2.0; açıklık, şeffaflık, etkileşim, işbirliği ve yardımlaşma ilkeleri üzerine inşa edilmiş esnek bir açık ağ organizasyonu olarak ortaya çıkıyor.

KİTLESEL İŞBİRLİĞİ

İş dünyasında firmaların yeni stratejik rekabet avantajları işbirliği ve yardımlaşmaya dayanıyor. Hiyerarşik duvarlar ortadan kalktıkça sınırsız iletişime ve yardımlaşmaya dayalı network bazlı (ağ temelli) yeni, esnek, dinamik iş modelleri ortaya çıkıyor. İş dünyasında işbirliğinin çok boyutlu olduğunu görüyoruz: Teknolojik araçlar ve bilgisayarlar arası işbirliği, çalışanlar arası işbirliği, departmanlar arası işbirliği, takımlar arası işbirliği, firmalar arası işbirliği ve paydaşlar arası işbirliği.



KÜRESEL BEYİN

İnsanlık tarihinde ilk defa Internetteki bir milyardan fazla insanın bilgisi, becerisi, beyni, kaynakları ve teknoloji gücü kendi kendini organize ederek dev bir güce, küresel bir beyine dönüşüyor. Uzun vadede ayakta kalacak firmalar hiç şüphesiz bu küresel beyinden faydalananlar olacak. Internet ekosistemi içerisindeki bilgi okyanusu; yeni ürünler, yeni fikirler ve yeni teknolojiler bulmak isteyen firmalara inanılmaz fırsatlar ve zenginlikler sunuyor. Tabii her zaman olduğu gibi kimi firmalar tutuyor, kimileri pişiriyor, kimileri yiyor; geride kalanlar ise “hani bana?” demeye devam ediyor.

KÜRESEL İNOVASYON AĞLARI

Öne geçen firmalar tabii ki küresel inovasyon ağları kuranlar. Bunu yapabilmek için de stratejik işbirliği ve sinerji imkanı sunan partnerler bulanlar, dünyanın çok farklı coğrafyalarından en iyilerle çalışanlar, ve farklı alanlarda uzmanlardan faydalananlar. Dolayısıyla kritik başarı faktörleri şunlar:

a) küresel erişim, b) sınırsız iletişim, c) güvene dayalı uzun vadeli ilişkiler, d) tamamlayıcı yetenekler ve partnerler bulabilme, e) ağda kilit ve merkezi konumda yer alma, f) zengin yetenek havuzlarını keşfetme ve onlardan faydalanma, g) ağda merkezi ve güçlü konumda olma, h) ağda farklı müşterilere, paydaşlara, kaşiflere, araştırmacılara, partnerlere, ve inovasyon kapitalistlerine ulaşabilme, i) inovasyonda küresel liderliği hedefleme ve yakalama.

KALABALIKLARIN BİLGELİĞİ: KOLLEKTİF ZEKA

Bir elin nesi var, bin elin düşünün nasıl sesi var! 2004’te Surowiecki tarafından yazılan “Kalabalıkların Bilgeliği” kitabı fazla sayıda insanın neden az sayıda insandan daha akıllıca davrandığını ve kollektif zekanın işletmeleri, ekonomiyi, toplumları ve milletleri nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Bilimsel çalışmalar da artık gösteriyor ki takım çalışması, şura (istişare) ve kollektif karar verme mekanizmaları bireysel dehadan daha etkili sonuçlar veriyor.

Bunun farkında olan şirketler kreatif fikirler üretmek ve yeni ürünler ortaya koymak için kendi sınırlarının dışına bakıyor ve yetenek avcılığı yapıyorlar. Örneğin; Apple, Nokia ve Toyota gibi dünya devleri müşterileriye yakın ilişki kurarak onların fikirlerini ve katkılarını ürün tasarımına yansıtıyorlar. Benzer şekilde Procter and Gamble, Unilever, 3M ve IBM gibi inovasyon devleri yenilikçi ürün ve teknolojiler geliştirmek için üniversitelerle, bilim adamlarıyla, mucitlerle, uzmanlarla, profesyonellerle ve tedarikçilerle işbirliği yapıyorlar. Dış inovasyon ağlarının kreatif gücünden ve kalabalıkların bilgeliğinden faydalanan firmalar yeni yüzyılda öne geçiyorlar. Bu konuda öncü olan P&G’nin hedefi 2020’ye kadar firmadaki yeni ürünlerin ve inovasyonun yarısından fazlasını firma dışından karşılamak.

AÇIK KAYNAK İNOVASYON

Kısacası, 21. yüzyılın öncü ve yenilikçi şirketleri, inovasyon ve yaratıcılık kaynaklarına ve imkanlarına ulaşabilmek için şirketin dört duvarını çoktan aştılar. Atı alan Üsküdar’ı da aştı, Londra’yı da.. İnovasyon ve üretim için de, pazarlama ve finans için de artık oyun alanı bütün yerküre. Özellikle yenilik üretmekse hedefiniz; ilim Çin’de de olsa gidip hemen almak mecburiyetindesiniz. Bunu başarmanın yolu da:

a) küresel inovasyon ağları,
b) açık kaynak yenilik modelleri,
c) sinerjik işbirliği ekosistemleri,
d) katılımcı mimariye dayalı demokratik sanal platformlar

kurmaktan geçiyor.

Dünya literatüründe bu yapılara ve modellere verilen isimlerden bazıları şöyle:

“Communities of creation”,“Innovation networks”, “Open market innovation”, “crowdsourcing”, “network-centric innovation strategy”.

ARGE 1.0’DAN ARGE 2.0’A

Bütün bu kavramlarla vurgulanan ana tema şu: Eskiden İşletme 1.0 firmaları dört duvar arasında stratejik gizlilikle yenilik üretiyorlardı. Şirketin stratejisi en iyi yetenekleri ve en parlak beyinleri şirkete çekip onların yeni ürünler, buluşlar ve araştırmalar geliştirmelerini sağlamktı. Bu geleneksel stratejiye ARGE 1.0 diyoruz.

ARGE 2.0 VE NETWORK MERKEZLİ İNOVASYON

Internet, yeni ekonomi, telekom ve bilgi devriminden sonra firma merkezli inovasyondan “network merkezli inovasyona” geçildi. Firmalar Internetin sınır tanımayan ufkunda küresel ölçekte yenilik yapmanın ve dünyanın her yerinden yetenek kullanmanın getirdiği fırsatlarla tanıştı. Yeni inovasyon stratejisinde amaç “network”u (yani, küresel değer üretme ve yenilik zincirini) bütün olarak geliştirmek, optimize etmek, esnekleştirmek, akışkan, akıllı, hızlı ve değerli hale getirmek. Bu stratejiye ise ARGE 2.0 diyoruz.

İNOVASYON SERMAYESİ

Girişim sermayesi ve risk sermayesi yerine, bugünlerde Silikon Vadisi’nde inovasyon sermayesi konuşuluyor. Aynı şekilde stratejik avantaj için firmaların sadece entellektüel sermayeye ve bilgi sermayesine sahip olmaları yetmiyor. Yeni rekabet avantajı artık “inovasyon sermayesi” haline geliyor. Tabii böyle olunca yeni firmalar ve meslek grupları doğuyor: Örneğin, “inovasyon kapitalistleri”; yenilikçi ürün ve teknolojileri arıyor, buluyor, değerlendiriyor, geliştiriyor, pazarlıyor ve büyük firmalara satıyorlar.

İnovasyon sermayesini arttırmak için firmaların ARGE 2.0 modeline ve network merkezli inovasyona geçmeleri şart. Peki, firmalar için stratejik açıdan en uygun olan ARGE 2.0 stratejisi hangisi? Bu konuda öncü firmaların uyguladıkları dört farklı model göze çarpıyor. Birincisi merkezden yönetilen ve ağdaki üyelerin birbiriyle uyumlu ve senkronize çalıştıkları “orkestra modeli”. İkincisi, merkez firmanın küresel pazarda yeni fikirler, ürünler ve teknolojiler seçmesi, beğenmesi ve satın almasına dayanan “kreatif pazar” modeli. Üçüncüsü, birçok partner ve firmanın biraraya gelerek hiyerarşi olmaksızın beraber esnek fikirler ürettiği “doğaçlama caz” modeli. Dördüncüsü, bir firmalar veya kurumlar topluluğunun ortak girişimle mevcut bir yeniliği herkesin işine yarayacak şekilde modifiye etmelerine ve geliştirmelerine dayanan “tadilat atölyesi” modeli (Nambisan ve Sawhney, 2007).

YÖNETİCİLERE TAVSİYELER

Küresel beyin, kollektif zeka, ARGE 2.0, network merkezli inovasyon, kitlesel işbirliği dedik. Peki bütün bunlar sizin için, bizim için, pratik iş hayatı için, yönetim için ne ifade ediyor? Bu bilgiler ve vizyon ışığında ülkemizdeki yöneticilere ve KOBİ’lere bu başdöndürücü gelişmelere ayak uydurabilmeleri için sunacağımız tavsiyelerimiz şunlar:

Herşey benim olsun küçük olsun devri bitti. Firma sınırları dışındaki muazzam bilgi ve yetenek havuzundan nasıl faydalanabileceğinizi düşünün.
Uzun vadeli stratejik işbirliği geliştirebileceğiniz ve sizi tamamlayabilecek partner kurumlar, ortaklar bulun.
Yurtdışına açılın; yurtdışındaki firmalar, kurumlar ve profesyoneller ile bağlantılar kurun.
Bir gözünüz hep dışarıda olsun. Dış dünyada neler olup bittiğini sürekli takip etmek ve büyük resmi görmek zorundasınız. Dış dünyadan kastımız sadece firma dışı değil, aynı zamanda Türkiye sınırlarının ötesi. Değişim konusundaki farkındalığınız arttıkça firmanızı daha esnek, hızlı, değişime ve şartlara daha uyumlu hale getirebilirsiniz.
İsterseniz dünyanın en zeki insanlarını ve en iyi beyinlerini firmanızda çalıştırın, şu bariz bir gerçek ki çok daha fazlası sizin firmanızın dışında bulunuyor. Açık kaynak stratejileri kullanın. Firma sınırlarınızın ötesinde kreatif topluluklar ve değer üreten ağlar kurun.
Şirkete dışarıdan entellektüel sermaye getirebilmek için yollar bulun. Her hafta firmanıza profesyoneller, akademisyenler, danışmanlar davet edin. Bir danışma kurulu oluşturun. Seminer ve konferanslara bizzat katılın ve bu birikimi firmanıza aktarmanın yollarını araştırın.
ARGE’nizi kapalı kutudan ve firmanın dört duvarından çıkarın. Bütün dünyadan yenilik, bilgi, teknoloji, fikir ve ürün ihraç edebilirsiniz. Bunun için ARGE bütçenizi arttırın ve küresel düzlemde araştırmalar yapın ve bağlantılar kurun.
Küresel beynin neresine, neden ve nasıl bağlanacaksınız? Internette sizin ve firmanızın işine yarayacak yenilik kaynaklarını ve networkleri düşünün ve bulun: Alanınızla ilgili tüketici grupları, ilgi grupları, icat ağları, akademik networkler, açık kaynak topluluklar, profesyonel gruplar, STK’lar neler? Bu kaynaklardan ne tür yenilikler, katkılar, ürün fikirleri, teknik çözümler ve projeler çıkarabilirsiniz?
Yaptığınız işte en iyi olun ve çekici bir odak haline gelin. Doğru yenilik ağı ile işbirliği yapabilecek liderlik ve teknik yeterliliğiniz var mı? Farklı ülkelerden farklı partner ile uzun vadeli güvene dayalı ilişkiler kurun. Ortaklarınıza bir katılım mimarisi ve protokolü sunun. İki tarafın da kazanabileceği sinerjik çözüm ve yenilik modelleri geliştirin.
Firmanızda sürekli eğitim, sürekli öğrenme, sürekli bilgi paylaşımı, sürekli yenilik kültürü oluşturun.
Umut vadeden üniversitelileri ve genç beyinleri firmaya çekin; onlara güvenin, imkan verin, ortam sağlayarak yol gösterin, inovasyon fırsatı verin.
İnovasyonu ödüllendirin. Sıradışı fikirleri destekleyin.
İnovasyon için uygun bir atmosfer oluşturun. Yenilik tohumlarının yeşermesi için kurumsal ortam sağlayın.
Küresel yetenek havuzlarına ulaşın ve en parlak yetenekleri esnek anlaşmalarla projelerinize çekmeye çalışın.
Yeni kurulmuş teknoloji şirketlerine yatırım yapın, onlarla işbirliği yapın.
Firmanızın sınırlarını ve duvarlarını yıkarak içeriye daha fazla bilginin girmesini sağlayın. Bunun için de daha paylaşımcı ve şeffaf olmayı göze alın.
Üniversitelerle ve akademisyenlerle işbirliği yapın ve onların bilgi ve yenilik üretiminden faydalanın.

REFERANSLAR VE OKUMA TAVSİYELERİ

Yukarıdaki konulara ilgi duyduysanız işte bu konularda dünyanın en iyi 16 kitabının listesi aşağıda. Bu kitapların çoğu 2006 ve 2007 yılında basıldı. Vizyonunuzu açacak bu güncel kitapları okumanızı hararetle tavsiye ediyorum. İyi okumalar!

1. The Global Brain: Your Roadmap for Innovating Faster and Smarter in a Networked World. Nambisan, S. & Sawhney, M.

2. Wikinomics: How Mass Collaboration Changes Everything,Don Tapscott, Anthony D. Williams.

3. Outside Innovation: How Your Customers Will Co-Design Your Company’s Future; Patricia B. Seybold

4. Motivation in Open Innovation, Robert Motzek
5. Open Innovation: The New Imperative for Creating and Profiting from Technology, Henry Chesbrough

6. Open Innovation: Researching a New Paradigm, Henry Chesbrough, Wim Vanhaverbeke, Joel West

7. Open Business Models: How to Thrive in the New Innovation Landscape, Henry Chesbrough.

8. Democratizing Innovation, Eric Von Hippel

9. Innovation Happens Elsewhere: Open Source as Business StrategyRon Goldman, Richard P. Gabriel.

10. The Wealth of Networks: How Social Production Transforms Markets and Freedom, Yochai Benkler

11. Group Genius: The Creative Power of Collaboration, Keith Sawyer

12. The Wisdom of Crowds, James Surowiecki

13. We Are Smarter Than Me: How to Unleash the Power of Crowds in Your Business, Barry Libert, Jon Spector, Don Tapscott.

14. Crowdsourcing: How the Power of the Crowd is Driving the Future of Business, Jeff Howe
15. WE-think, Charles Leadbeater

16. Open for Business, Open Source Inspiration for Innovation, Jaap Bloem, Menno van Doorn.