Showing posts with label Viral Pazarlama. Show all posts
Showing posts with label Viral Pazarlama. Show all posts

Thursday, July 2, 2009

PAZARLAMA 2.0 VE HİZMET 2.0: ALTIN KURALLAR VE EN İYİ UYGULAMALAR


Internet, web 2.0, semantik web, küreselleşme, dijitalleşme, sosyal ağlar, 3D Internet, sosyal medya, üçüncü nesil (3G) cep telefonları, sanal dünyalar, multimedya oyunlar, bloglar, ve wikiler dünyasında yeni pazarlama stratejilerini nasıl şekillendirebilirsiniz? Sanal ortamda kimliğini şekillendiren, kendini dünyaya ifade eden, dostluklar kuran, öğrenen, araştırma yapan, proje üreten, alışveriş yapan, eğlenen, oyun oynayan, sosyalleşen Internet Nesli ve Google Devri Müşterilerine nasıl hizmet verebilirsiniz? Pazarlama 2.0 ve Hizmet 2.0 anlayışını özetleyen beş altın kural.


Altın Kural 1) Talebin uzun kuyruğunu yakalayın ve finansal getiriye çevirin.

Pareto Kanunu değişiyor: 80/20 kuralına göre, firmalar müşterilerin en kritik yüzde yirmisi üzerine odaklanır, geriye kalan yüzde sekseni göz ardı ederlerdi. Artık, web 2.0 teknolojileri ile beraber firmalar hem müşterilere kolayca ve ucuz yollardan ulaşabiliyorlar; hem de az maliyet ile çok farklı ürünler ve hizmetler tasarlayıp sunabiliyorlar. Örneğin, Threadless firması müşterilerin kendi tişörtlerini tasarlamalarına imkan veriyor, müşteriler kendi istedikleri tasarım ve görselleri kendileri seçiyorlar, böylece binlerce müşterinin birebir talepleri en güzel şekilde karşılanmış karşılıyor. Böylece, Threadless az sayıda ama birebir tasarıma dayalı siparişler konusunda çok güzel bir niş yakalıyor.

Altın Kural 2) Sanal dünyalar sanal sınırları aşarak gerçek hayatımıza etki ediyor ve gerçek iş modeline dönüşüyor; içine dalın.


Multimedya sanal dünyaların, Internet oyunlarının ve üç boyutlu görsel etkileşimli platformların hayatımızdaki yeri ve önemi giderek daha fazla artacak. 2007’den bu yana yatırımcılar bu alana 1 milyar dolardan fazla yatırım yaptılar. Şirket olarak bu platformları özellikle üç alanda katma değer oluşturmak için kullanabilirsiniz: 1) Sanal ürün ve hizmetler için yeni pazarlar açabilirsiniz. Second life gibi platformlarda avatarlar, sanal evler, sanal arabalar, adalar, sanat eserleri 1.5 milyar dolarlık dev bir pazara dönüşmüş durumda. Bazı firmalar Second Life’ta markalarını yerleştirmek için sanal mağazalar ve şubeler açıyor. 2) Müşterilerle daha yakından iletişim kurabilmek ve etkileşebilmek için bu platformları kullanabilirsiniz. Avatar müşteriler ürünleri ve hizmetleri 3D ortamda daha gerçekçi şekilde değerlendirebilirler, zengin deneyimler yaşayabilirler. 3) Firmanızın eğitim ve öğrenme programlarını ve toplantılarını bu platformlarda gerçekleştirebilirsiniz. Farklı coğrafyalarda faaliyet gösteren şirketler, eğitim masraflarını ve etkinliklerini arttırmak için bu platformları giderek daha fazla kullanıyorlar. Farklı şehirlerdeki yöneticiler veya çalışanlar bu platformlar sayesinde ve telekonferans teknolojisiyle kendilerini aynı ortamda toplantıdaymış gibi hissedebiliyorlar. Örneğin IBM eğitim ve oryantasyon programlarını Second Life’ta uyguluyor.

Altın Kural 3) Müşterileriniz dijital içeriğe değer veriyor; hazırlanın.

Dijitalleşme bütün sektörleri yakından ilgilendiriyor ve derinden etkiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde dijital içeriği farklı, yeni ve hızlı şekillerde üretmek, paylaşmak ve tüketmek mümkün hale geliyor. Müzik endüstrisi buna iyi bir örnek. Sektörü yeni oyuncular şekillendiriyor. Mp3’ten laptopa, iPhone’dan cep telefonuna müzik artık çok farklı formatlarda ve farklı cihazlarla dinlenebiliyor. Değişen iş modellerine bir örnek de Nike ve Sports Kit firmalarının gerçekleştirdiği işbirliği: Nike ayakkabılarına takılan ve iPod Nano’ya bağlanan bir pedometre, koşan kişinin koşma datasını ve adımlarını kaydediyor. Nike web sitesinden ve iPod’dan bütün koşularınız ile ilgili güncel ve karşılaştırmalı verilere ulaşabiliyorsunuz. Nike’ın dijital ortam ile bütünleşen yeni uygulamalarına “Nike +” markası konulmuş. Nike, dijital içerikleriyle ve uygulamalarıyla, koşucuların birbirleriyle eş zamanlı iletişim halinde olmasına da imkan tanıyor. Kısacası, Nike dijital içeriği müşteri ile daha iyi iletişim kurma fırsatı için kullanıyor ve koşma deneyiminin niteliğini değiştiriyor.

Altın Kural 4) İnsanlar kullandıkça sunduğunuz hizmeti sürekli geliştirin. Ürün değil hizmet tasarlayın ve sürekli değer paketinizi sürekli yenileyin.

Eski ve hantal ARGE/ürün geliştirme mantığından sıyrılın. Aylar süren ürün geliştirme süreçlerini geride bırakın. Dönem hız, süreklilik, sürekli deneme, sürekli iyileştirme dönemi. Gerçek piyasa en iyi laboratuvardır. Ürün değil hizmet tasarlayın. Çabuk davranın, hizmetinizi “beta sürümü” olarak bir an önce piyasaya sürün, müşterileriniz bir an önce görsünler, denesinler, size geri beslemede bulunsunlar. Onların önerilerini dikkate alarak sunduğunuz hizmetin sürekli yeni versiyonlarını piyasaya sunun. Fazla risk almak istemiyorsanız önce bir pilot sürümünü güvendiğiniz müşteri ve dostlarınızla paylaşın. Daha sonra onların önerilerine göre iyileştirmeler yaparak daha iyi versiyonunu tüm dünyaya sunun. Müşteriler hizmetinizi kullandıkça onların kullanım istatistiklerini stratejik bilgiye dönüştürün ve bu datayı hizmetinizi iyileştirmek için kullanın. Mesela, Flickr kurulduğundan beri kullanıcılarına her gün yeni ve biraz daha iyi geliştirilmiş hizmetler sunuyor. Bazı günler site günde 10 kez yenileniyor ve geliştiriliyor. Birkaç saat içinde kullanıcılarının tepkilerini ölçen ve önerilerini alan Flickr, hemen bir sonraki versiyona bu önerileri ve çözümleri katıyor. Bu konuda bir başka örnek Netflix. DVD kiralayan Netflix herkesin izlediği filmleri değerlendirmesine imkan sağlıyor. Daha sonra bütün bu veriyi anlamlı bilgiye dönüştürüyor; örneğin sizin ve yakın arkadaşlarınızın en beğendikleri filmleri tesbit ederek size buna benzer filmleri tavsiye ediyor. Yani, siz ve arkadaşlarınız Netflix’i kullandıkça, Netflix sizin tercihlerinizi ve zevklerinizi daha iyi anlıyor ve size özel hizmet sunuyor. Amazon’un da benzer stratejileri iyi kullandığını biliyoruz. Burada dikkati çeken nokta ve kritik başarı faktörü, müşterilere her yönden beklentilerinin üzerinde hizmet ve kişiye özgü zengin bir kullanım deneyimi sunabilmek. Müşterilerinizin deneyimi ne kadar özel, hatırlanacak kıvamda, özlenecek kalitede olursa, müşterileriniz o kadar sizin markanıza ve hizmetlerinize bağlanırlar.

Altın Kural 5) Müşterileri/kullanıcıları ARGE ve inovasyon sürecinin merkezine yerleştirin. Onları yetkilendirin, yeniliği onlar yapsınlar.

Müşterilerinizin yenilik üretmesi için onlara her tür esnekliği sağlayın. Siz esnek platformu sunun, yeniliğin önünü açın, ve müşterilerinizi yetkilendirerek serbest bırakın. Göreceksiniz ki kullanıcılarınız sizin asla düşünmediğiniz ve düşünemeyeceğiniz fikirler ve yenilikler üretecekler. Herkes kendi kullanım deneyimini kendine uygun ve özel hale getirebilecek. Ürün ve hizmetleriniz çok daha yeni, farklı, işlevsel hale gelecek. Üstelik sıfır maliyetle. Üstelik, müşteriler yenilikleri kendileri icat ettikleri için sizin hizmetinize veya ürününüze daha fazla bağlanacaklar. Altın kural şu: Müşterilerinize kaptan koltuğunu ve kaptan köşkünü verin. Rotayı, pusulayı tamamen onlar belirlesin. (Kendin pişir, kendin ye). Müşterileriniz kendilerini kontrolde ve kumandada hissetsinler. Arayüzleriniz basit, pratik, estetik ve etkileşimli olsun. Gereksiz fonksiyonlardan kaçının, sade ve kolay olan her zaman daha iyidir, isteyen kullanıcı kendisi fonksiyon eklesin. Online T-shirt satan Threadless, müşterileri yetkilendirme ve üretime dahil etme konusunda da en uç örneklerden biri. Threadless, kendisi tişört tasarlamıyor, talebi tahmin etmiyor, nasıl bir tasarımın satılabileceğini hesaplamıyor. Tasarım dahil herşeyi kullanıcılar yapıyor. Herkes beraber tişört tasarlayabiliyor ve birbirlerinin tasarımına eklemelerde bulunuyor. Online topluluğun oylaması sonucunda hangi tişörtün daha çok satacağına karar veriliyor. Threadless hiç reklam yapmıyor, modacı fotoğrafçı veya tasarımcı çalıştırmıyor, satış ekibi yok, mağazası yok. Çalışanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Ancak, Threadless, yenilikçi iş modeliyle yılda 30 milyon dolarlık ciroya ve yüzde 30 kar marjına sahip. Kıssadan hisse: Müşteriler tasarımlarını kendileri yapsınlar. Kontrol tamamen müşterinin elinde olsun. Ürünü ve hizmeti onlar diledikleri şekilde yenilesinler. Siz onlara yenilik için özgür ve esnek ortam sağlayın. Müşterinin kalbini kazanmak, ona iyi bir deneyim yaşatmak, onu sürecin merkezine yerleştirmek, karar mekanizmasını ona devretmek ve onun tercihlerine saygı duymak çok önemli. İşte Hizmet 2.0!

PAZARLAMA 2.0: OYUNUN KURALLARI YENİDEN YAZILIYOR


Kuantum Değişim: Müthiş Fırtına

İlginç bir çağda yaşıyoruz. Yenilikçi teknolojiler başımızı döndürüyor ve çağımızı dönüştürüyor. Internet, web 2.0, semantik web, küreselleşme, dijitalleşme, sosyal ağlar, 3D Internet, sosyal medya, üçüncü nesil (3G) cep telefonları, sanal dünyalar, multimedya oyunlar, bloglar, ve wikiler pazarlama dünyasında müthiş bir değişimin öncüsü. Telefon, TV ve Internet birleşerek müşterinin cebine girerken, müşterilerin tümü mobil data kullanıcılarına dönüşüyorlar. Blogosfer her dört ayda iki katına çıkıyor.

Internet Nesli: Google Devri Çocukları

Günümüz gençliğinin büyük çoğunluğu mobil data kullanıyor, web 2.0 portallarında çalışıyor ve eğleniyor, wikilerde proje üretiyor, blog yazıyor, sosyal medyayı yoğun olarak kullanıyor ve sosyal ağ sitelerinden iletişim kuruyor. Sanal ortamda kimliğini şekillendiren, kendini dünyaya ifade eden, dostluklar kuran, öğrenen, araştırma yapan, proje üreten, alışveriş yapan, eğlenen, oyun oynayan, sosyalleşen bir nesilden bahsediyoruz (“The Net Generation” – Internet Nesli).

Yeni Pazarlama

Amerikan Pazarlama Birliği, 2004 yılında pazarlamanın yeni bir tanımını yaptı: Pazarlama, müşteriler için katma değer üretme ve sunma, ve müşteri ilişkilerini yönetme fonksiyonlarını kapsar ve bu süreçleri kurum için ve kurumun paydaşları için fayda getirecek şekilde yeniden tasarlar ve yenilikçi şekilde uygular. Pazarlama dünyasının radikal değişimlere sahne olduğunu görüyoruz: Çevrimiçi reklamlar, viral videolar, sosyal ağlar, mikrobloglar, avatar satış temsilcileri, mobil uygulamalar, cep reklamları, Google optimizasyonları, çevrimçi kimlikler yaygınlaştıkça pazarlama pratiklerini kökünden değiştiriyorlar.

GQ’nuz kaç?

“Google Quotient” yani GQ şu aralar IQ kadar önemli: Google’da sizin adınız arandığında çıkan ilk bilgiler size aitse, sizin kişisel markanızı iyi yansıtıyorsa ve sizin yer almasını istediğiniz bilgiler ise, GQ’nuz yüksek oluyor. Sanal ortamda bireyler artık çevrimçi kimlikler oluşturuyor, kişisel markalarını inşa ediyor ve profesyonel ilişkilerini sosyal ağlar yoluyla kuruyorlar.

Yeni Kahraman Sensin!

Time dergisinin ifade ettiği gibi yeni kahraman sensin, sizsiniz, biziz (“YOU Revolution”). İçeriği sen üretiyor, sen belirliyorsun. Senin tercihlerin, ilgi alanların, önceliklerin ve dikkatin önemli. Senin takıntıların, hobilerin, küçük zevklerin, ideallerin önemli. Günümüz kullanıcıları artık üretim ve tasarım süreçlerinin ta merkezinde yer alıyor. Kullanıcılar içeriğin yararlı, yenilikçi ve eğlenceli olanını seçip alıyorlar, spam veya junk reklam mesajlarını anında sanal çöplüğe gönderiyorlar. Kendi kendini organize eden, eğlendiren, eğiten entegre bir “bilge kalabalık”tan bahsediyoruz. Mesele kullanıcının içerik üretmesinden çok öte. Delta Air’den Lego’ya, T-mobile’dan Harley Davidson’a, Procter and Gamble’dan İKEA’ya firmalar reklam sloganları bulmak için, yeni ürün ve hizmetler tasarlamak için, marka toplulukları oluşturmak için müşteriyi işin içine çekiyorlar, müşterilerin fikrini alıyorlar.

Viral pazarlama

Pazarlama alanında meydana gelen değişimin en önemli göstergelerinden biri Internet bazlı izinli pazarlama (permission marketing) ve viral pazarlama gibi yeni modellerin ortaya çıkması. Viral pazarlama, sosyal ağlar ve dijital teknolojiler kullanarak ve virüsler gibi hızla yayılan ve çarpan etkisine sahip olan viral süreçler ve pazarlama teknikleri uygulayarak marka bilinirliğini arttırmayı hedefliyor.

Sanal fısıltı gazetesi

Müşteriler artık kitlesel medyadan gelen kurumsal pazarlama ve reklam mesajlarına daha az rağbet ediyorlar. Müşterilerin asıl itibar ettikleri, kendileri gibi arkadaşlarının belirli bir ürün, hizmet, şirket hakkında ne düşündükleri. Yani sanal bir “ağızdan ağıza kulaktan kulağa” vakasıyla (virtual word-of-mouth) karşı karşıyayız. Bunun için bireysel bloglar, tüketici siteleri ve vatandaş gazeteciliği (citizen journalism) bu kadar önemli. Tek kaynaktan kalabalığa kitlesel mesajlar gönderme (one-to-many), yerini kalabalıktaki bireylerin birbirleriyle iletişim kurmalarına, örgütlenmelerine, bilgi ve fikir alışverişi yapmalarına bırakıyor (many-to-many).

Pazarlama 2.0 ve Sibermüşteri

Yeni pazarlama, Pazarlama 2.0, bireyin etrafında, yani müşterinin yeni gücü etrafında şekilleniyor. Hedeflenen ‘kitle’ artık bir kişiye düştü. Bu da parmaklarının ucunda sınırsız seçenek ve bilgi olan, üretim ve tasarım aşamalarına aktif katılan, ürünü istediği gibi adapte eden ve kişiselleştirebilen, ürün özelliklerini ve fiyatları karşılaştırabilen, fiyatı belirleyen, pazarlık yapan, bir tıklama ile rakip firmanın sitesine atlayabilen, uzman yorumlarına ve diğer müşterilerin tavsiyelerine ulaşabilen, diğer müşterilerle ilişki kurup ortak hareket eden “siber müşteri”. Bireyin ilgi alanları, merakları, hobileri, tutkuları, tercihleri, öğrenme ve gelişim ihtiyaçları artık çok daha önemli.

Pazarlama 2.0 ve web 2.0

Pazarlama 2.0, firmaların blog, RSS, web videoları ve podcast gibi web 2.0 teknolojileri kullanarak marka toplulukları oluşturmalarını ve müşterilerle yakın ilişkiler kurmalarını ifade ediyor. Burada en önemli kavramlardan biri kullanıcılar arası etkileşim (user-to-user interactivity). Bu etkileşimi sağlayan yeni mekanizmalar arasında mesaj panoları, müşteri forumları, ürün yorum siteleri, bloglar, podcastler bulunuyor. MySpace, Flickr, Blogger, Second Life, ve Craigslist gibi platformlar bunun için fırsat sağlıyor. Pazarlama 2.0 devrimini yansıtan trendler arasında hiper-bağlanırlık, kullanıcıdan kullanıcıya reklam, marka 2.0 uygulamaları, yeni ekonomi markaları, zengin multimedya, arama motoru pazarlaması, ortam reklamları (Adsense), mobil pazarlama, RSS, bloglar ve reklam oyunları yer alıyor. Pazarlama 2.0’da basın açıklamaları yerini bloglara ve twitter mesajlarına, seminerler yerini webiner’lere ve podcast’lere, kurumsal içerik yerini kullanıcının ürettiği içeriğe, web siteleri yerini etkileşimli sanal topluluklara, kitlesel reklamlar yerini bireye özel çözümlere ve değer katan mesajlara bırakıyor. Ayrıca firmalar müşterilerin kollektif dehasından faydalanabilmek için onların ürün geliştirme ve inovasyon süreçlerine erkenden katılmalarına fırsat tanıyor.

Üretüketiciler

Müşteriler artık tasarım, üretim ve ARGE süreçlerinin tümünün merkezinde yer alıyorlar. Müşetirler aynı zamanda markaların onlarla sürekli açık ve şeffaf iletişimde bulunmalarını istiyorlar. Apple gibi firmalar IPod and Iphone ürünlerinin müşteriler tarafından “hacklenmesine” göz yumuyor, hatta bunu teşvik ediyorlar. Böylece ürünler maliyetsiz olarak daha fonksiyonel hale geliyor, müşteriler de istediklerini elde etmiş oluyorlar. Artık ekonomiye ve üretime aktif katılan, yazılım üreten, müzik remiks eden, hastalığa çare bulan, inovasyon çözümleri üreten, insan genomunu çözen, okul kitaplarını ve ansiklopedileri yeniden yazan, yeni kozmetik tasarlayan, motorsiklet üreten, marka toplulukları oluşturan bir müşteri tipinden bahsediyoruz. Bu müşteriler aynı anda hem üretiyor, hem tüketiyorlar. Bu müşterilere artık “üretüketici” diyebiliriz (prosumers).

Sanal dünyalar, sosyal medya, 3D Internet, ve web 2.0 gibi gelişen teknolojiler, işletmelerin müşterileri için tasarladıkları değer katma süreçlerini kökünden değiştiriyor (Porta, House, Buckley, Blitz, 2008). Yenilikçi, hızlı, esnek iş modelleri ortaya çıkıyor. Dünyada 450 şehirde dev gazetelerle yarışan, Internetin en çok ziyaret edilen 40 sayfası arasında yer alan, sayfaları ayda 5 milyar kez görüntülenen Craigslist, sadece 24 çalışana sahip. İş hayatının, yenilik üretmenin, hizmet sunmanın ve değer katmanın kuralları değişiyor. Bu kurallar sadece yeni kurulan Internet şirketlerini ilgilendirmiyor, aynı zamanda yıllarca faaliyet gösteren şirketlere de yenilikçi stratejiler üretmenin sırlarını fısıldıyor.