Showing posts with label küresel vatandaş. Show all posts
Showing posts with label küresel vatandaş. Show all posts

Tuesday, July 21, 2009

21. YÜZYILDA KÜRESEL BARIŞ İÇİN ON PRENSİP

Vital Speeches Dergisi her sayısında tarihe ışık tutabilecek konuşmaları yayınlıyor. Orada yayınlanmış olan "Respect for the Sacred, Interfaith Dialog, and Global Peace" isimli makalemi Türkçeye uyarladım. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar.



Bugün İsrail’de veya Filistin’de bir bebek doğacak. Annesi onu bağrına basacak, kucaklayacak, yedirecek, içirecek, öpüp koklayacak. Çocuğun ve annenin hangi dinden ve milletten olduğu önemli değil. Annenin sevgisi aynı sevgi, şefkati aynı şefkat. Yine, anneleriin korkusu aynı korku. İşter müslüman işter Yahudi olsun, bugünün Ortadoğu’sunda doğan bebek bombaların ve kurşunların kol gezdiği güvensiz bir coğrafyada gözünü açacak. Bombalanan, güven olacak. Kurşunlanan, yaşama sevinci olacak. Katledilen, yarına dair umutlar olacak. Kanadı kırılan, yine barış güvercini olacak. Vurulan, yine çocukların uçurtmaları olacak. Yine umutlar örselenecek, boğazlar düğümlenecek, analar ağıt yakacak.

21. yüzyıl. Dünyamız fırtınalı, dağdağalı, tehlikeli, buhranlı, zor bir dönemden geçiyor. Global dayanışmanın gerekliliğinin en üst düzeye çıktığı küresel iletişim, küresel teknoloji, küresel bilgi, küresel hız, küresel değişim ve küresel işbirliği çağını yaşıyoruz. Bir yandan baktığımızda milletlerin, kültürlerin, dinlerin, toplumların, medeniyetlerin kaynaştığı ve içiçe geçtiği heyecan verici yepyeni bir fırsatlar dönemi bu. Öte yandan baktığımızda dünyanın problemlerinin her zamankinden çok daha kompleks, dinamik, kaotik, girift, karmaşık, belirsiz, birbiriyle ilişkili hale geldiği küresel bunalımlarla, küresel krizlerle, küresel felaketlerle dolu bir tehditler dönemi bu.

Dünyamız kompleks, çok boyutlu, çok parametreli problemlerle boğuşuyor:

Küresel terör saldırıları ve 11 Eylül sonrası küresel güvenlik krizi
Önyargılar, karikatür krizleri, medeniyetler çatışması senaryoları
Savaşlar, bölgesel, dinsel, etnik çatışmalar
İnsan hakkı ihlalleri, baskı ve zulümler
Şiddet, cinayetler, yüksek suç oranları
Gelir dağılımı adaletsizliği, Kuzey Güney problemi
Açlık, salgın hastalıklar, fakirlik, cehalet
Çevre kirliliği, ekolojik dengenin bozulması ve küresel ısınma
Yolsuzluk, rüşvet, ahlaksızlık, kurumsal skandallar
Kaçakçılık, mafya, uyuşturucu ve silah ticareti

21. Yüzyılın problemleri daha önceki yüzyıllardaki problemlerden daha ürkütücü boyutlara ulaşmış durumda. Bu problemler dünya vatandaşları olarak hepimizi ilgilendiriyor; ilgilendirmeli. Bu problemler hepimizin yüreğini kanatıyor; kanatmalı. Bu problemler hepimizin vicdanını sızlatıyor; sızlatmalı. Aşağıda okuyacaklarınız tüylerinizi diken diken edecek:

Dünya nüfusunun yarıdan fazlası, 3 milyar insan günde 2$’dan daha az gelirle yaşam mücadelesi veriyor.
Dünya yağmur ormanlarının yüzde 60’ı yok olmuş durumda.
Dünyanın ormanlarından her saniyede bir futbol sahası kadar büyüklükteki alan yok ediliyor.
Ortalama her gün yeryüzündeki bir canlı türü ortadan kayboluyor.
Yüzyılın ortasından beri ekilebilir dünya yüzeyi topraklarının beşte biri yok oldu.
Kloroflorokarbon gazının atmosfere karışma oranı her on yılda ikiye katlanıyor ve ozon tabakasında bir kıta büyüklüğünde delik oluşmuş durumda.
Beş kat büyüyen dünya ekonomileri gezegenin mevcut kaynaklarını (su, balık, toprak..) zorluyor ve ekosistemin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Fosil yakıt tüketimi 1950’den beri 10 kat artmış ve atmosferdeki karbondioksit oranı öngörülemez düzeye ulaşmış durumda.
Neredeyse 1 milyar insan 21. yüzyıla okuma yazma bilmeden, isimlerini dahi yazamadan girmiş durumda.
1.3 milyar insanın temiz suya erişimi yok.
3 milyar insanın temizliğe ve hijyen koşullarına erişimi yok.
Her 30 saniyede bir bir Afrikalı çocuk salgın hastalıklardan dolayı ölüyor.
Her akşam 800 milyardan fazla insan yatarken aç olarak yatağına gidiyor. Bunların 300 milyonu çocuklar.
Her 3.6 saniyede bir insan açlıktan dolayı ölüyor.
Dünya nüfusu 2. Dünya Savaşı sırasında doğanların ömürlerinin sürdüğü dönemde 2 milyardan 10 milyara ulaşacak (Dünyanın 2 milyar nüfusa ulaşması bu sürenin 10 bin katı zaman almıştı).
Dünyada her gün 100.000 insan engellenebilir hastalıklardan dolayı ve yemek, su, barınak, temizlik, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçları karşılanamadığından dolayı ölüyor.
Her gün beş yaşın altındaki 37.000 çocuk açlıktan veya önlenebilir hastalıklardan dolayı ölüyor.
Son 10-15 yıldır dünyanın 56 farklı yerinde kanlı çatışmalar ve savaşlar yaşanıyor.
Afganistan, Bosna, Hindistan, Endonezya, Keşmir, Kosova, Makedonya, Filistin, Nijerya, Çeçenistan, Sri Lanka, Sudan, Uganda, Irak..

Savaşlar gördük. Çatışmalar gördük. Karada, denizde ve havada yapılan savaşlar gördük. Çamur içerisinde yatan cesetler gördük. Bombalanan camiler, sinegoglar, kiliseler, kuleler, şehirler gördük. Küresel terörist saldırılar ve canlı bombalar gördük. Açlıktan ölen çocuklar gördük. Acılar içinde inleyen analar ve eşler gördük. Gandhi “Bu gezegende herkesin ihtiyacına yetecek kadar kaynak var, ama herkesin hırsına ve açgözlülüğüne yetecek kadar kaynak yok” diyor.

Artık savaştan, kandan, acıdan, feryattan, zulümden, terörden, çatışmadan bıktık. Medeniyetler çatışması senaryolarından, 11 Eylül sonrası global güvenlik krizinden, Usame bin Ladin’den, Ortadoğu’daki çıkar çatışmalarından bıktık. İnsanlık olarak kaybettiğimiz huzuru yeniden arıyoruz. Küresel gecenin en karanlık noktasında şafak umudu arıyoruz. Barış, kardeşlik ve sevginin yeşerdiği, dünya çocuklarının sarmaş dolaş mutluluk şarkıları söylediği küresel bir bahar arıyoruz.

Birleşmiş Milletler Global Compact Dünya Liderleri toplantısı New York’ta yapıldı ve dünyanın önde gelen 500 sivil toplum önderi, 500 iş dünyası lideri ve önde gelen devlet yetkilisi bir araya geldi. Birleşmiş Milletler Eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın çağrısını önemine binaen buraya aktarıyorum:

“Gelin gerçek küresel vatandaşlar olalım. Haydi gelin tüm dünya vatandaşlarının hayatında olumlu bir değişiklik yapmadıkça dinlenmeyelim. Gelin barışçıl, adil, sürdürülebilir, işlevsel toplumların temelini ortaya koymak için elimizden geleni yapalım. Tarih boyunca hepimizin ortak alanı olan gezegenimizi korumak için bundan daha kritik bir dönem ve daha gerekli bir dakika yok. Tarih boyunca beraber hareket etmek ve küresel işbirliği için bundan daha uygun bir zemin yok. İleriye radikal adımlar atmamız gerekiyor. Eğer biz değilsek, soruyorum size, kim? Eğer şimdi bunu yapmayacaksak, soruyorum size, ne zaman yapacağız? Biz değilsek, kim? Şimdi değilse ne zaman?”

Biz değilsek, kim? Şimdi değilse ne zaman?

BM eski genel sekreteri Kofi Annan küresel anlamda bir değişimin insanlardan başladığını ifade ediyor. Küresel değişimin temelinde ve merkezinde insan yer alıyor. Dünyayı değiştirmek isteyen herkesin başlayacağı yer en önce kendisi. Kuantum felsefesiyle ifade edecek olursak insanların vicdanlarıyla, değerleriyle ve sorumluluk bilinciyle harekete geçmesi, küresel değişimi tetikleyen bir kelebek etkisi vazifesi görebilir. Buna göre küresel problemlere bulunacak çözüm dünya vatandaşlarının eğitiminden, bilinçlenmesinden ve küresel sorumluluk hissetmesinden geçiyor.

Bugün insanlığın problemleri sadece ekonomik, politik ve maddi problemlerden ibaret değil. Asıl büyük problem ve tehlike şu: İnsanlık; ruhsal, ahlaki, sosyal, etik ve psikolojik bir buhranın eşiğinde. Yaşadığımız şu devirde yeryüzünde bir toplum yok ki sosyal krizlerle, şiddetle, ırkçılıkla, önyargı ile, suç oranları ile, terörle, yolsuzlukla uğraşmasın veya bu problemlerden etkilenmesin. Yeryüzündeki her ülkede ve her toplumda paylaşılan insani değerler ve ortak prensipler için bir arayış var. Bu yazıdaki amacım 21. yüzyılda insanlığın ortak geleceği, mutluluğu ve barış içinde yaşaması için 10 evrensel prensip ortaya koymak. Bu evrenasel prensipler, dünyadaki tüm dinlerin, ırkların ve toplumların ortak paydasına ve paylaşılan değrlerine işaret ediyor:

1. EVRENSEL VATANDAŞLIK VE KÜRESEL SORUMLULUK BİLİNCİ:
2. POZİTİF RUHSAL VE ETİK DEĞERLER VE POZİTİF DAVRANIŞ
3. SOSYAL SORUMLULUK VE TOPLUMSAL FAYDA
4. KÜLTÜRLER ARASI İLETİŞİM; FARKINDALIK VE KOZMOPOLİT ESNEKLİK
5. DİNLER ARASI SAYGI; DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ
6. BARIŞ VE İNSAN HAKLARINA SAYGI
DEMOKRASİ, ÇOĞULCULUK VE ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK
8. SOSYAL VE EKONOMİK DENGE VE ADALET
9. EKOLOJİK DENGE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
10. FARKLILIKLARA SAYGI, HOŞGÖRÜ VE İNSAN SEVGİSİ

21. yüzyılda insanlık artık bir bütün. Yeni tehditler kültür, ırk, renk, dil, din tanımıyor. İnsanlık olarak hepimiz aynı gemideyiz. Tıpkı Nuh’un Gemisi gibi. Üzerinde bulunduğumuz gemi, masmavi gezegenimiz ve kainatın gözbebeği dünyamız.


Kuantum ve komplekslik bilimlerinde ortaya çıkan önemli bir kavram var: Kelebek Etkisi. Tokyo’da kanat çırpan bir kelebek, California’da kasırgalara neden olabilir. Filistin’de yaşanan bir gerilim tüm dünyayı geriyor. New York’ta patlayan bir bomba tüm dünyayı derinden sarsıyor. Moskova’da düşen borsa tüm dünya borsalarına anında yansıyor.


Bütün bunlar gösteriyor ki hepimiz birbirimize bağımlıyız. İster Müslüman olalım, ister Hristiyan, ister Musevi; hepimiz aynı atmosferi soluyoruz. Hepimiz aynı güneşten ısınıyoruz. Hepimiz aynı gezegenin kaynaklarını kullanıyoruz. Toprağımız, havamız, suyumuz ortak. Küresel ısınma hepimizi birden tehdit ediyor. İnsanlık olarak kaderimiz ve geleceğimiz ortak.

Sunday, April 6, 2008

DEVLETLER DANSETMEYİ ÖĞRENİYOR: DEMOKRASİ 2.0, E-DEVLET 2.0, KENT 2.0

TÜRKİYE, E-DEVLET DÖNÜŞÜMÜNDE KÜRESEL TRENİ YAKALAMAK ZORUNDA

Web 2.0 araçları; modüler ve esnek yapılarıyla eski değer zincirlerini, tüketici alışkanlıklarını, iş yapma modellerini tamamen değiştiriyor. Donuk bürokrasi ve katı hiyerarşi kendilerini küresel proje gruplarına, sanal takımlara, esnek ağlara ve katılımcı platformlara bırakıyor. Küresel dijital telekomünikasyon ağları ve web 2.0 araçları sayesinde demokrasinin ve sivil toplumun tanımı da, işleyişi de, niteliği de kökten değişiyor. Web 2.0 “e-konomi”si artık sadece yeni bir teknoloji değil, devlet düzenlemelerini ve vatandaş deneyimlerini de radikal olarak değiştiren ve yenileyen bir dönüşüm. Ana fikrimiz şu: Kendisini dünya ile entegre etmekte olan bir Türkiye devleti e-devlet reformlarını gerçekleştirmek için bilgi paylaşımını, şeffaflığını, esnekliğini, hızını, ve vatandaş memnuniyetini arttırarak çağa ayak uydurmalı.

KÜRESEL VATANDAŞ UYANDI!

Ülkemizde biz kısır tartışmalarla zaman kaybededuralım, dünya şunu tartışıyor:

“2010’lu yıllarda Internetten evine yemek sipariş verebilen, dışarıdaki hava koşullarını öğrenebilen, kiraladığı filmleri takip edebilen, aldığı kitapları okuyabilen, dünyanın tüm bilgisine tek tık ile ulaşan küresel bir vatandaş; neden hala devletle ilgili işlerini bilgisayarından takip edemiyor ve halledemiyor?”

GEL VATANDAŞ GEL: BİR TIKLAMADA EVİNDEN HER İŞİNİ HALLET!

Mesela, vatandaş neden içtiği suyun kalitesini online analiz edemiyor? Vatandaş yeni çıkan yasaları neden bir tıklamayla öğrenemiyor? Vatandaş kendi mahallesinde işlenen suçlara ve bunların tarihine ulaşamıyor? Vatandaş ödediği ve ödeyeceği vergi bilgilerine neden online erişemiyor? Neden vergi ödemelerini ve faturalarını Internetten pürüzsüz takip edemiyor? Vatandaş çocuğunu gönderdiği okulda çocuğunun performansını neden göremiyor? Çocuğun öğretmenleri ile niçin Internet ortamında iletişim kuramıyor? Vatandaş belediye yetkililerine neden Internetten ulaşamıyor? Vatandaş kendi şehrindeki konserleri, tiyatroları, sergileri, sanat olaylarını, ihaleleri, konferansları, etkinlikleri neden anında Internetten göremiyor? Vatandaş sağlık problemleri ile ilgili danışmanlığı neden Internet üzerinden alamıyor? Vatandaş devlet kurumlarındaki randevularını neden Internetten alamıyor veya başvurularını niçin Internetten yapamıyor? Mesela vatandaş her başvuru için gereken demirbaş evrak olan “muhtarlıktan ikametgah” belgesini niçin e-muhtarlık sistemi ile evinden print alamıyor?

AKARSU GİBİ AKIŞKAN, ARI GİBİ ÇALIŞKAN DEVLET

Evet dostlar Türkiye olarak artık tartışacağımız, ele alacağımız konular bu tür konular olmalı. Bugün Amerika’da veya Kanada’da vatandaşlar 7 gün 24 saat vergi borçlarını, trafik cezalarını, evrak yenileme işlemlerini internet üzerinden yapıyor; sağlık, vergi, sigorta, fatura, yerel belediye bilgilerine tek tıklama ile ulaşıyorlar. Yine tanıdık bir “onlar çıktı aya, biz kaldık yaya” vakasıyla karşı karşıyayız dostlar.

Özel sektörümüz ve üçüncü sektör yenilikte hızla ileri gider ve dünya ile rekabet ederken, devletimiz ve devlet kurumlarımız niçin çağın ve teknolojinin bu kadar gerisinde kalıyor? 21. yüzyılın küresel iletişim, açıklık, esneklik, şeffaflık ve hız ortamında devlet kurumlarımızın artık devekuşu gibi “gözlerini kaparım vazifemi yaparım” deme lüksleri yok. Hantal bürokrasimizin kuş gibi hafiflemesinin zamanı hala gelmedi mi? Evrak yığınlarının dijitalleşmesinin zamanı hala gelmedi mi? Yosun tutmuş kurumlarımızın e-devlet reformları ile koşmasının ve akarsular gibi coşmasının zamanı hala gelmedi mi?

E-DEVLET 2.0 VE DEMOKRASİ 2.0: AÇIKLIK, HIZ, ESNEKLİK, KATILIM, PAYLAŞIM

E-devlet reformlarını gerçekleştirebilmek için her şeyden önce zihniyet dönüşümü gerekiyor. Internet ve küresel erişim çağında hala ülke çapında Youtube erişimin kapatan bir zihniyetten herhalde e-devlet reformu yapmasını bekleyemezsiniz. 21. yüzyılda devletin fonksiyonu koğuş ağalığı veya gardiyanlık yapmak değil, vatandaşına tüm hizmetleri kalite, hız ve esneklikle sunmak olmalı. Web 2.0’ın ve İşletme 2.0’ın temel prensipleri olan açıklık, hız, esneklik, şeffaflık, güven, katılımcılık, paylaşım ve etkileşim devlet kurumlarında da işlerlik kazandığı zaman, işte ancak o zaman gerçek demokrasiden (Demokrasi 2.0) ve gerçek sivil toplumdan (Sivil Toplum 2.0) bahsedebiliriz.

ONLINE ŞEFFAFLIK VE HESAP VERİRLİK SOSYAL PROBLEMLERİMİZİ ÇÖZEBİLİR

Ne zaman bu ülkede milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız ve devlet kurumu yöneticilerimiz bütün yaptıkları ve yapacakları ile ilgili yüzde yüz şeffaf olurlarsa ve hesap verirlerse o zaman pek çok sosyal problemimiz kendiliğinden çözülecek. İşte o zaman kayırmacılık, rüşvet, yolsuzluk gibi kangren olmuş pek çok sosyal yaramız sona erecek. Vatandaş, devletin kurumları ve yöneticileri ile ilgili tüm icraat datasına Internet ortamında erişebildiği ve şeffaf bir ortamda onların performanslarını değerlendirebildiği zaman, işte o zaman bu ülkede demokrasi 2.0’dan bahsedebileceğiz.

ÖRNEK E-DEVLET 2.0 PROJELERİ

New York’ta ve California’da uygulanan yeni E-Devlet 2.0 projeleri konumuzun anlaşılması açısından iyi birer örnek teşkil ediyorlar. E-hükümet bilgi sistemleri sayesinde bu eyaletlerdeki stratejik kamusal bilgiler hızla halka açılıyor. Vatandaşlar oturdukları bölge hakkında eğitimden sağlığa, kültürden ulaşıma, A’dan Z’ye bütün kamusal bilgilere ulaşabiliyorlar. Vatandaşlar devlet kurumları ve yetkilileri ile Internet üzerinden kolayca etkileşime geçebiliyor, onlara şikayetlerini aktarabiliyor, başvurularını evlerinden yapabiliyor ve online takip edebiliyorlar.

“ŞEHİR” BİLGİ SİSTEMLERİ: ŞEFFAF, ESNEK, HIZLI İLETİŞİM ve RAPORLAMA

21. yüzyılın kreatif şehirleri, kompleks problemlerini çözmek için devlet - sivil toplum – medya - iş dünyası ve üniversite işbirliği modelleriyle yenilikler üretiyor. Bu işbirliğini ve kurumlar arası iletişimi sağlamak için de Internet tabanlı ağlar ve sosyal yazılımlar yoğun olarak kullanılıyor. Biz bu entegre sistemlere “ŞEHİR” Bilgi Sistemleri adını verdik. Yani, Şeffaf, Esnek, Hızlı İletişim ve Raporlama Sistemleri. Bunun en güzel örneği ABD’de uygulanan Scorecard projesi.

KOLLEKTİF ÇEVRE BİLİNCİNİ SAĞLAMAK İÇİN KULLANILAN YEREL EKOLOJİK VERİTABANLAR

New York’ta çevreyi korumak ve ekolojik felaketleri önlemek için devlet kurumları tarafından Internet tabanlı “Scorecard” projesi başlatıldı. Bu entegre proje için bir yıldan fazla zaman harcandı, 1 milyon dolarlık programlama zamanı kullanıldı. Ama değer mi, değer! Scorecard projesinde coğrafi bilgi sistemleri (GIS), web teknolojileri, bilgisayar simulasyonları, online veritabanı teknolojileri ve web 2.0 araçları en üst düzeyde entegre edilmiş ve etkin şekilde kullanılıyor. Scorecard bünyesinde yerel ekolojik problemleri tesbit edebilmek için 400’den fazla bilimsel ve devlete ait veritabanı bulunuyor. Scorecard’ın asıl gücü; çok karmaşık ve kompleks data okyanusunu bütün kullanıcılar ve paydaşlar için kolay erişilebilir ve kullanılabilir bir platforma dönüştürmüş olması. Projenin en önemli amacı, çevreyi kirleten kuruluşları takip etmek, deşifre etmek, engellemek ve aktivitelerini kamuoyuna bildirmek. Ayrıca, çevreyi iyi koruyan kuruluş ve şirketleri de ödüllendirmek. Böylece toplum önünde çevreyi koruyan ile kirleten; elmas ile kömür birbirinden ayrılıyor. Kollektif bir çevre bilinci ortaya çıkıyor.

21. YÜZYILIN ŞEHİR BİLGİ SİSTEMLERİ

Scorecard sistemine posta (zip) kodlarını giren ziyaretçiler bölgeleri ile ilgili her tür ekolojik bilgiye, rapora, çevre problemlerine, çözüm projelerine anında ulaşabiliyor. Siz yerel bölge haritaları üzerinde, örneğin mahalleniz veya caddeniz üzerinde fare ile gezerken o mekanın ekolojik bilgileri anında elinizin altında beliriyor. Merak ederseniz detaylara tıklıyorsunuz. Mesela, şehrinizde hangi fabrika en çok havayı kirletiyor veya hangi şirket çevreye yılda ne kadar toksik madde atıyor? Örneğin ev almak istiyorsunuz, kentinizde en temiz semt ve mekanlar nerede? Bir tıklama ile bütün bu bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Scorecard sayesinde tüketiciler çevreyi kirleten şirketlerin tüm aktivitelerini ayrıntılarıyla Internette görebiliyor ve onlara online tepki gösterebiliyor, yöneticilere ve gerekli mercilere anında e-mail ile şikayetlerini bildirebiliyorlar. Benzer problemleri yaşayan vatandaşlar forumlarla birbirlerini bulabiliyor, beraber hareket edebiliyor, hatta çözüm için beraber tedbir alabiliyorlar.

BELEDİYE 2.0 VE SİVİL TOPLUM 2.0

Scorecard’ı belediyeler, emlak şirketleri, çevre kuruluşları, medya kurumları ve şirketler de kullanıyorlar. Aynı şekilde bu datayı kullanan sivil toplum kuruluşları şirketlere lobilerle baskı kurabiliyor ve yaptırım uygulayabiliyor. Scorecard sayesinde Uğur Dündar’a gerek kalmıyor; çünkü kamuoyu çevre ve oturdukları bölge konusunda ayrıntılı olarak bilgileniyor, neler olup bittiğini anında görüyor, hatta STK’lar yoluyla çevre skandallarını bizzat önlüyor ve cezalandırıyor. İşte 21. yüzyılın network temelli devlet – toplum işbirliği ve sivil toplum katılımcılığı modeli! Siz bu örnekte yer alan modellere isterseniz E-Devlet 2.0, Belediye 2.0, ve Sivil Toplum 2.0 adı verebilirsiniz.

ELEKTRONİK MAHALLE TAKİP SİSTEMLERİ

Bir başka örnek UCLA ve Los Angeles’taki STK’lar tarafından geliştirilen ve California eyaletinde uygulanan California Bölgesel Bilgi ve Takip Sistemi. Bu sistemin amacı bölgelerdeki sosyal problemlerin çözümüne katkıda bulunmak. Bu problemlerin başında fakirlik, yüksek suç oranları ve uyuşturucu geliyor. Sistemde bütün bölgesel ve yerel kurumların (hastane, üniversite, gazete, belediye, devlet kurumları, STK’lar, şirketler vb.) veri havuzları sistemde entegre edilmiş. Böylece bölgeniz ve mahallenizle ile ilgili her tür sağlık, çevre, eğitim, ulaşım, altyapı, mimari, kültür, spor, ekonomi bilgisi bu sistemde tek tıklama ile elinizin altında bulunuyor. Sistemde bölgesel problemlerin hepsiyle ilgili ayrıntılı bilgiler, istatistikler, raporlar, çözüm yolları ve projeler de yer alıyor. Sağlık haritalarında bölgelerin sağlık problemlerine, eğitim haritalarında ise eğitim problemlerine tıklıyor ve bilgi sahibi oluyorsunuz. Bölgenizdeki spor gruplarını, gençlik gruplarını, dini cemaatleri, yeni yatırımları, araştırma projelerini, düzenlenen etkinlikleri görebiliyorsunuz. STK iseniz, seçtiğiniz bir bölgesel problem ile ilgili çözüm sunabiliyor, proje hazırlayabiliyorsunuz. Şirket iseniz, bu problemlerin çözümü için sponsor olabiliyorsunuz. Farklı kurumlarla işbirliği yapabiliyor, ortak proje üretebiliyorsunuz.

SİNERJİK EKOSİSTEMLER

California Bölgesel Bilgi ve Takip Sistemi sayesinde bölgenin yerel problemleri anında tesbit ve takip ediliyor, büyümeden kontrol ediliyor. Kurumlar birbirlerine çamur atmak ve birbirinin önünü tıkamak yerine ortak paydada buluşuyor, beraberce çalışıyor, ve problemlere çözüm buluyorlar. STK-üniversite-devlet-medya ve iş dünyası arasında güçlü ve yenilikçi işbirliği networkleri kuruluyor. Ortada yüzbinlerce dolarlık yatırımlar, işbirliği bütçeleri, konsorsiyumlar, ARGE ve think tank projeleri dönüyor. Farklı kurumlardan sanal proje takımları sosyal yeniliklere imza atıyorlar. Herkes hem bölgeden, hem birbirinden, hem problemlerden, hem de çözüm çabalarından haberdar olduğu için de, kurumlar arası inanılmaz bir sinerji ve işbirliği modeli ortaya çıkıyor. İşte biz buna 21. yüzyılın Sinerjik Ekosistemleri diyoruz. Sinerjik ekosistemleri ve kurumlar arası işbirliği sayesinde çözümü zor toplumsal problemler tesbit ediliyor ve bunlara yönelik sosyal yenilik modelleri geliştiriliyor.

21. YÜZYILIN SOSYAL YENİLİK PLATFORMLARINI OLUŞTURMAK

Türkiye'nin pek çok kangren olmuş sosyal problemini çözmek için 2.0 oluşumlar yeni ufuklar açabilir. Tek bir örnek yeterli olacak: İstanbul'un trafik sorunları için her vatandaşın ve her kurumun katılabileceği bir fikir ve proje platformu oluşturulduğunu düşünün. İnternette İstanbul Belediyesinin portalında herkes kendi birikimini bu havuza dökecek. Ödüllü proje yarışmaları olacak ve ortaya çekici ödüller konacak. Üniversiteliler, öğrenciler, okullar, profesyoneller yarışacaklar. İstanblog kurulacak. Herkes fikir üretecek ve tüm kentle fikirlerini paylaşacak. Kurumlar ve şirketler birikimlerini ortaya koyan projeler geliştirecekler. Üniversiteler bu konuda araştırmalar yapacaklar. STK’lar bu konuda proje geliştirecekler. Genç profesyoneller ve üniversiteliler projenin öncüleri olacaklar. Öğrenciler projelerini ve tezlerini bu konuda geliştirecekler. Şehir planlamacıları, belediye yetkilileri, şoförler, mimarlar, mühendisler, polisler dahil herkes kendi bilgisini, becerisini, fikirlerini, yeteneklerini ortaya koyacak. İşin psikolojisinden hukuk boyutuna, mühendisliğinden STK boyutuna, eğitimden organizasyonuna müthiş bir disiplinler arası veri havuzu ortaya çıkacak. Trafik kazalarının istatistikleri, raporları, tüm trafik araştırmaları sitede yer alacak. Vatandaşlar yol ve trafik durumlarındaki son güncellemeleri bu portaldan takip edebilecekler. Ayrıca, trafikte hatalı davranışları anında rapor etmek için telefon, e-mail, online başvuru formları, kriz hattı ve cep mesaj hatları bulunacak. Vatandaşlar bölgeleri ile ilgili trafik sorunlarını ve şikayetlerini anında yetkili mercilere bildirebilecekler. Online belediye ve polis hatları ve danışmanlar da devrede olacak. Sitede ek olarak İstanbullular için trafik bilinçlendirme kitapçıkları, podcast ve videoları da olacak. Özellikle yayalar ve sürücüler için trafik psikolojisi, davranış ve tutumlar ele alınacak. Kelebek etkisi vurgulanacak (Sen trafik canavarını durdurabilirsin. Pozitif değişimi sen başlatabilirsin. Değişim sende başlar). Sitede ayrıca öğretmenler için malzemeler ve okullarda kullanılmak üzere trafik eğitimleri, simulasyonlar, çizgi filmler de yer alacak. Bu portal, Türkiye’nin metropolü İstanbul’un trafik sorunlarını ve çözüm önerilerini ortaya koyan web 2.0 platformu olacak. Kısacası trafik problemi halka açılacak. Her kesimden, her meslekten, her kurumdan fikir, öneri ve proje yağacak. Düşünün, toplum tarafından kucaklanacak böyle entegre bir sivil toplum 2.0 projesi İstanbul trafiği için umulmadık açılımlar ve çözümler getirecektir. Bu sadece bir örnek. Kıssadan hisse: Türkiye'nin sosyal yenilik, inovasyon, profesyonel gelişim, teknoloji, sosyal sorumluluk, yönetim ve liderlik alanlarında web 2.0 platformlarını acilen kurmalıyız.

TÜRKİYE’DE İKİ YENİ SEKTÖRÜN OLUŞMASI İÇİN GAYRET LAZIM

Ülkemizin sosyal problemrini çözebilmek için belki de sıradışı, akışkan, dinamik, esnek, holistik, kreatif çözümler bulmak gerek. Biraz uç bir öneri olacak ama bence Türkiye’de sosyal yenilik üretimi için belki de aşağıdaki iki önemli bileşenin gelişmesi gerekiyor:

1) KAR GÜDEN ETKİN DEVLET SEKTÖRÜ VE ÜÇÜNCÜ SEKTÖR: Devlet kurumları ve STK'lar özel sektör kadar etkin, hızlı, esnek ve rekabetçi stratejilerle çalışmak zorunda. Burada devlet kurumları ve STK'lar özel sektör mantığıyla kar yapsın demiyorum; onlar kadar etkin, yenilikçi ve rekabetçi olsun diyorum.

2) KAR GÜTMEYEN ÖZEL SEKTÖR: Şirketler sosyal sorumluluk amacıyla topluma katkı için sosyal içerikli projeler üretmeli ve tüm paydaşlarla işbirliği içine girmeliler. Türk şirketleri eğitime, çevreye, topluma ve ARGEye stratejik öncelik vermeliler. Ülkemizden de en az Bill Gates ve Warren Buffet kadar cömert işadamları çıkmalı ve pamuk ellerini ceplerine atmalılar.

KENT 2.0: 21. YÜZYILIN KOZMOPOLİT METROPOLLERİ

Devletlerin 21. yüzyılı yakalamalarında ana motor vazifesini kozmopolit metropoller üstleniyor. Bu yazının sonunda sizleri Kent 2.0 kavramı ve bunun çağrıştırdıkları ile başbaşa bırakmak istiyorum. Bulundukları ülkelerin gözbebeği ve küresel vitrinleri konumunda olan California, New York, Paris, Tokyo, Sidney, Montreal, Şangay, Seul, Londra, Barselona, Vancouver, Stockholm, İstanbul.. 21. yüzyılın kozmopolit metropolleri, mıknatıs kentleri ve büyülü şehirleri.. Bu şehirleri küresel cazibe merkezi yapan şeyler nelerdir? Bu şehirler bilgi ekonomisinin, sanat ve kültür turizminin, dünya çapında üniversitelerin, evrensel kalitede eğitim kurumlarının, güçlü sivil toplum kuruluşlarının, vizyoner şirketlerin, teknoloji üretim ve ARGE merkezlerinin, enstitülerin kalbi. Bu şehirlerde hareketli kültür ve sanat hayatı ve kozmopolit yaşam tarzları var. 21. yüzyılın şehirlerinde sosyal etkin networkler, yenilik üretim merkezleri, kreatif tasarım atölyeleri, kent araştırma merkezleri, teknolojik tasarım merkezleri var. 21. yüzyılın şehirlerinde ilham merkezleri, keşif ve hayal atölyeleri, dijital kütüphaneler, sanat veritabanları, yeni yaşam tasarımları, ilham verici iş ortamları, çocuk yetenek merkezleri, ekolojik yaşam alanları var. 21. yüzyılın şehirleri farklılıkların zenginliğine, yenilikçi kültürlere, sanat vizyonuna, kültür altyapısına ev sahipliği yapıyor. 21. yüzyılın şehirlerinin özgün birer kimlikleri, entegre kent mimarileri ve kreatif ekonomileri var. 21. yüzyılın şehirleri birer yetenek okyanusu aslında. 21. yüzyılın altın yetenekleri bu kentlere göç ediyorlar ve yetenek göçleri bu kentleri zenginleştiriyor. Dünyanın önde gelen yeteneklerini çeken kentler de akışkan kreatif sektörleriyle 21. yüzyılı yeniden tasarlayanlar oluyor.