Showing posts with label kreatif düşünce. Show all posts
Showing posts with label kreatif düşünce. Show all posts

Monday, July 20, 2009

MONTREAL EXPO 3I: INSPIRATION, IMAGINATION, INVENTION

Sizlere bu yazımda tasarım, sanat ve bilimin sentezlendiği yeni eğitim modellerinden ve yetenek olimpiyatlarından bahsedeceğim. Tasarım ve yenilik dünyasında son gelişmelere, IDEO firmasına ve TED konferanslarına da değineceğiz.

22 Mayıs 2009’da Montreal’de ilk kez Expo 3i adında uluslararası entegre bir bilim-sanat-tasarım olimpiyatı düzenledik. Bir avuç idealist eğitimci 2008 sonlarına doğru bir vizyon ortaya koydular.

10’dan fazla ülkeden yüze yakın finale kalan öğrenci, eteklerindeki marifeti döktü ve kreatif yeteneklerini diğer çocuklarla paylaştı. Mali’den, Nijerya’ya, Moğolistan’dan Fransa’ya, Amerika’dan Irak’a dünya milletlerinin çocukları dizayn şehri Montreal’de buluştu.

İşte yarışmanın CTV'de haber videosu: http://www.youtube.com/watch?v=B776n49edc0

UNICEF, Montreal’i dizayn şehri ilan etmişti ve biz de Montreal’in markasını dünyada tasarım mükemmelliği konusunda öne çıkarmak istiyorduk. Bunun için de Expo 3i’yi bir eğitim seferberliği projesi olarak ilk kez bu yıl başlattık. Bu dev proje olimpiyatı Montreal’de Ecole Sogut adlı Türk okulunu açan Quebec Horizon Vakfı tarafından organize edildi. Montreal Belediyesi, Quebec hükümeti, Quebec eğitim bakanlığı, TD Bank, CTV, Concordia ve McGill Üniversiteleri projemiz için seferber oldular ve maddi manevi desteklerini esirgemediler.

Expo 3i proje olimpiyatı farklı disiplinleri ve kategorileri bir araya getirdi: Endüstriyel tasarım, sosyal bilimler, uygulamalı teknolojiler, çevre bilimleri, kısa film, resim ve infografi.

İlkokuldan liseye her yaştan ve 50 okuldan yüz genç ve çocuk başarılarını, heyecanlarını, ideallerini paylaşırken, gözlerindeki heyecanı ve ışığı görmeliydiniz. Küçücük dimağlar nasıl büyük ideallere ve yüreklere sahipler, parlak fikirler üretiyorlar, projelerini nasıl heyecanla anlatıyorlar görmeliydiniz. Hele ilkokul öğrencilerinin yaratıcı fikirlerine hayran kaldım. Kültürler arası sandviçten akıllı biberona kreatif fikirlerin resmi geçidi hisseli harikalar kumpanyası gibiydi.

Film jürisi olarak katıldığım CTV’nin sponsor olduğu kısa film festivalinde dünyanın yedi farklı ülkesinden gelen çocuk filmlerini izledik. Irak’tan gelen film hepimizin gözlerini yaşarttı. Irak Selahaddi Eyyubi Koleji’nden gelen filmde Kürt, Sünni, Türkmen, Arap kökenli Iraklı gençler, Irak futbol takımının attığı gol ile coşuyorlar, ama bombalar patladığında gerçeğin acı yüzüyle karşılaşıyorlar. Nijerya ve Mali’nin açlık, yoksulluk ve ayrılık temalı filmlerinde bir kuru ekmek uğruna mücadele eden Afrikalı çocukları izledik. Kanada Laurier McDonald High School’dan gelen filmde okul içi şiddet eleştirisi yapılıyordu. Amerika’dan Houston Science Academy’den gelen film yetim çocuklarla ilgili sosyal sorumluluk mesajı içeriyordu. Toronto Nil Academy ise John Lennon’un barış şarkısına klip çekmişti. Bu muhteşem filmleri filmin yönetmeni ve oyuncusu çocuklarla beraber, CTV medyası eşliğinde beraber izlemek ve yorumlamak büyük bir ayrıcalıktı. Filmler, dünya barışı ve geleceğimiz açısından bana gerçekten umut verdi.

Expo 3i 2009 geride kaldı ama bu organizasyon her sene daha da büyüyerek ve küresel hale gelerek devam edecek. Montreal, her yıl dünya çapında bilimsel, yenilikçi, tasarımcı düşüncenin sergilendiği, en iddialı okullardan genç takımların keşiflerini ve hayallerini paylaştıkları Expo 3i platformuna ev sahipliği yapmaya devam edecek. Hedefimiz önümüzdeki yıllarda Montreal Expo 3i’yi tasarım, bilim ve sanat alanlarında genç yeteneklerin küresel cazibe merkezi haline getirmek.

Gençlerin ve çocukların bilim, sanat, ve tasarım alanlarında çığır açan yenilikler üretmelerine ve sınırsız yetenek geliştirmelerine imkan sağlamak amacıyla başlatılan Expo 3i, “dizayn şehri Montreal”in eğitim alanında da gurur kaynağı olacak. Üniversiteler, iş dünyası, tasarım dünyası, medya, devlet ve okullar her yıl tasarım için bir araya gelecekler.

İlkokuldan liseye dünyanın dört bir tarafından Montreal’e akın eden öğrenciler bu platformda en güzel kreatif yeteneklerini ve tasarımlarını konuşturacaklar, filmlerle, posterlerle, projelerle, sanat eserleriyle, teknoloji ürünleriyle, sosyal çözümleriyle kendilerini ifade edecekler. Montreal’in, Kanada’nın ve dünyanın tasarım alanında önde gelen profesyonelleri, liderleri, tasarımcıları, eğitimcileri, mühendisleri her yıl bu platformda Expo 3i’de tasarımın nabzını tutacak ve çocuklarımıza yol gösterecekler.

Burada kritik başarı faktörümüz teknoloji, bilim, tasarım, ekonomi, sanat ve sosyal bilimleri aynı potada harmanlamak. İdealimiz, geleceğin en iyi genç bilim adamlarının, sanatçılarının, tasarımcılarının önünü açmak, onlara yeteneklerini ve projelerini sergileme fırsatı sağlamak, onların sektör liderleriyle buluşmasını sağlamak.

Expo 3i markası; üç sözcüğe ve üç giderek değeri artan 21. yüzyıl becerisine vurgu yapıyor:

· İlham (Inspiration)
· Hayal gücü (Imagination)
· Keşif (Invention)

Bu yeni becerilerin ortak özelliği tasarım düşüncesine (“design thinking”) ve kreatif yeteneklere dayanıyor olmaları

İşte vizyonumuz: 21. yüzyılın en önemli bilimsel, teknolojik, sosyal, ve sanatsal ilerlemeler ve keşifleri; bilim-sanat-tasarım senteziyle gerçekleşecek. İnsan ihtiyaçlarını öne alan ve sosyal problemlere entegre çözüm getiren bütüncül tasarımlar hayatımızı değiştirecek.

21. yüzyılda kreatif düşünme, entegre düşünme, ve sürekli öğrenme, gençlerimiz ve çocuklarımız için en önemli yetenekler olacak. İnsana dair problemlerin çözümünde tasarım becerileri giderek daha fazla önem kazanacak.

Expo 3i, klasik bir bilim olimpiyatı değil. Sadece bilimi değil sanatı, tasarımı, estetiği ve sosyal düşünceyi de kapsıyor. Amaç, öğrencilerin hayata dair bütüncül çözümler geliştirebilmelerini sağlamak. Amaç, öğrencilerin bilim ve sanatı; teknik ve estetiği buluşturarak özgün çözümler ve hizmetler geliştirmelerini teşvik etmek.

HER İŞYERİ GOOGLEPLEX OLSA..

21. yüzyılı şekillendiren motor gücü, hayal gücü ve yenilikçilik olacak. Deneyim ekonomisinde iş hayatı sanki giderek bir tiyatroya dönüşüyor; bilgi ise hayal gücüne. Katma değerin yeni adı, özgünlük ve farklılık. Estetik değer ölçüleri; ticareti, kültürü, kollektif bilinci ve toplumsal yaşamı yeniden şekillendiriyor. Organizasyonlar, iş dünyasını, iş yapma şekillerini ve süreçlerini yeniden sıfırdan tasarlıyorlar. Google, Pixar ve Apple gibi 21. yüzyıl şirketleri, çalışanlarının kreatif yeteneklerini kullanmak için kampüslere dönüşüyor. İşyerleri Googleplex’te olduğu gibi birer sosyal yenilik, tasarım, ve inovasyon laboratuvarı haline geliyor.

TAVSİYEM: TED KONFERANSLARINI TAKİP EDİN!

21. yüzyılda bilim, sanat, ve tasarım dünyası kökten değişimlere sahne oluyor. Bu değişimin dinamiklerini anlamak için sadece TED konferanslarını takip etmeniz yeterli. (http://www.ted.com/). TED, teknoloji (Technology), eğlence (Entertainment) ve tasarım (Design) sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor. TED, dünyanın en büyük ve en yenilikçi medya, tasarım, sosyal yenilik, inovasyon ve teknoloji kongresi olma özelliğini taşıyor. Her yıl California’da toplanan yaklaşık 5000 kişi 3-4 gün boyunca her biri 18’er dakika süren uçuk kaçık sunumları dinliyor. 18 dakika süren bu sunumları 100’e yakın bilim adamı, guru, sanatçı, tasarımcı, teknoloji uzmanı, girişimci yapıyor.

TAVSİYEM: IDEO FİRMASINI YAKINDAN İNCELEYİN!

Bu arada mutlaka takip etmenizi önerdiğim bir şirket var: IDEO. Dünyada tasarım düşüncesini belki de en iyi hayata geçiren firma bu. Stanford'da Graduate School of Design'ı kuran David Kelley'nin müthiş başarılı firması. IDEO'nun başarı öyküsünü merak ediyorsanız mutlaka şu kitabı okuyun: "The Art of Innovation" (Tom Kelley ve Jonathan Littman). IDEO'nun başarısı aynı zamanda ABC NEWS tarafından bir haber dosyası ve belgesel haline getirildi. McGill'de derslerde öğrencilerimizle paylaştığımız bu harika eğitim videosunda IDEO ekibi 5 gün içerisinde alışveriş arabalarını sıfırdan yeniden tasarlıyorlar. Müthiş eğlenceli ve ilham verici bir video. Sizin için videonun Youtube bölümlerini buldum, prensip olarak bu siteye video ve sunum eklemiyorum, ama aşağıdaki üç linkten bu harika programı izleyebilirsiniz:

DÜNYANIN EN İYİ TASARIM FİRMASI IDEO'NUN BAŞARI SIRLARI

BİRİNCİ BÖLÜM: http://www.youtube.com/watch?v=z6z-3ejvvGE&feature=channel_page
İKİNCİ BÖLÜM: http://www.youtube.com/watch?v=THz6kbcgw9E&feature=channel_page
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: http://www.youtube.com/watch?v=qTf18QAEkcY&feature=channel_page

Şimdi iş dünyasından eğitim dünyasına geri dönelim ve tasarım düşüncesi dijital platformlar ile buluştuğu zaman yaşanan değişime bakalım:

Internet, telekom ve mobil teknolojilerinde yaşanan köklü değişimler, hiç kuşkusuz eğitim dünyasını derinden etkiliyor. 21. yüzyılın yeni eğitim ve öğrenme ekosistemlerinde beş özellik (5K veya 5C) önem kazanıyor (Karakas, 2009):

1) Kreatif düşünce (Creativity)
2) Küresel ve teknolojik bağlanabilirlik (Connectivity)
3) Kitlesel ve dijital işbirliği (Collaboration)
4) Kümelenme – Teknolojik kümelenme (Convergence)
5) Katılım – Toplumsal katılım (Community)

Bu değişimler yeni bir dünyanın habercisi. Bu dünyaya Hayat 2.0 adını verebiliriz. Dijital bir nesil yetişiyor. Lale devri çocukları değil “Google devri çocukları”ndan bahsediyoruz. Küresel beyin Internet’te, sanal ve interaktif ekosistemlerde bilgi üreten, bilgiyi paylaşan, eğlenen, arkadaş edinen, alışveriş yapan, dünya ile iletişime geçen, hayallerini dünyaya açıklayan, üreten bir Internet neslinden bahsediyoruz. Web 2.0 platformlarında öğrenen, eğlenen, bilgi üreten, blog yazan, chat yapan, wikilerde proje üreten, Google ile küresel bilgiye bir tıkla ulaşan, TV’den çok YouTube izleyen, Twitter ile haberleşen, Facebook ile arkadaşlarıyla iletişim kuran bir nesilden bahsediyoruz.

Dijital nesil, yerli malı haftaları kutlayarak yetiştirilemez. “Üç tarafımız denizlerle, dört tarafımız düşmanlarla çevrili” anlayışından acilen uzaklaşmalıyız. Küresel iletişim çağında YouTube yasaklamak hiçbir problemi çözemez. Milli eğitim politikamızı acilen ezbercilikten ve çağdışılıktan kurtarmalıyız. Öğrencilerimiz için işbirliğine, proje üretimine ve takım çalışmasına dayalı kreatif öğrenme deneyimleri tasarlamalıyız.

Sunday, July 12, 2009

TREND 1: DİJİTAL PLATFORMLARDA KREATİF DÜŞÜNCE VE İNOVASYON ÖNEM KAZANIYOR

21. yüzyılda açlıktan teröre, eğitimden sağlığa küresel problemleri çözmek için entegre düşünce, kreatif düşünce, disiplinler ötesi yeni bakış açıları, sürekli inovasyon ve sosyal yenilik gerekiyor. Pine and Gilmore’a (1999) göre iş hayatının bir tiyatro sahnesine, işin sanata, profesyonellerin sanatçıya dönüştüğü bir “deneyim ekonomisi”ne geçiş yapıyoruz. Jensen’a (1999) göre ise hayal toplumunda (“dream society”) hayal gücü ve yaratıcı düşünce bilgiden daha değerli hale geliyor. Estetik değer, tasarım ve stil artık hayatımızın vazgeçilmez parçaları. Estetik ölçüler küresel ticareti, kurum kültürlerini ve toplumsal bilincimizi yeniden şekillendiriyor (Postel, 2003).

21. yüzyılın kurumları karıncalar ve arıların örgütlenme şekillerini modelleyerek (swarm intelligence) ve kollektik zekayı kullanarak iş hayatını sıfırdan tasarlıyorlar. Buna sanırım en güzel örneklerden biri Steve Jobs’ın kurduğu, Disney’e bağlı faaliyet gösteren mükemmel animasyon firması Pixar. Toy Story, Monsters, A Bug’s Life, Finding Nemo, The Incredibles, Cars gibi muhteşem filmlere imza atan Pixar, her yıl sadece bir filme imza atıyor. Ancak, yaptığı film her yönden hem müthiş yenilikçi ve eğlenceli oluyor, hem teknolojinin sınırlarını zorluyor, hem animasyon endüstrisinin standartlarını zorluyor, hem de zamanı aşan bir klasik değer taşıyor. Filmlerin konuları da çok ilginç. Mesela, benim zaman ötesi favori filmlerimden Ratatouille, Paris’te ahçı olma ideali taşıyan bir farenin öyküsü; veya Wall E, post apokaliptik dönemde çöpleri yeniden işleyen bir robotun aşk hikayesi. Peki Pixar aynı anda böylesine yenilikçi ve mükemmeliyetçi olmayı nasıl başarıyor? Bu konuda çok şey okudum ama size Harvard Business Review’da 2008’de yayınlanan “How Pixar Fosters Collective Creativity” isimli makaleyi tavsiye ediyorum. Bu makalede Pixar’ın kreatif direktörü Catmull, Pixar’ın bilgisayar animasyonlu film endüstrisini dönüştürmedeki sırrını şöyle ifade ediyor: “Aynı anda sanatsal ve teknolojik sıçramaları başarabilmek, tasarımı ve teknolojiyi buluşturan entegre çözümleri üretebilmek için yüzlerce zeki insanın kreatif yeteneğini Pixar’da buluşturuyoruz, çarpıştırıyoruz, sentezliyoruz, binlerce fikri beraberce üretiyor ve yüzlerce problemi beraberce çözüyoruz, mükemmele ulaşıncaya kadar da yüzlerce iterasyon ve inovasyon yapıyoruz. Ortaya çıkan tek film binlerce fikrin, çok hassas çalışmaların ve derin araştırmaların, aylarca süren beyin fırtınalarının, müthiş bir kolektif yenilikçiliğin sonucu”. Bu süreci anlatmak için Catmull “collective creativity” ve “group genius” kavramlarını kullanıyor.

Geleceğin iş dünyasında, özellikle dijital platformlarda, kreatif düşünce çok daha önemli hale geliyor. Bilgi ekonomisinin en kıt, en değerli ve en kritik kaynağı “dikkat”. Geleceğin şirketlerin amacı dijital ortamda müşterilerin dikkatlerini üzerlerine çekmek. Bu yüzden fark oluşturmak, özgün tasarımlar üretmek, tasarım düşüncesini (“design thinking”) farklı problemleri çözmeye uygulamak giderek önemli hale geliyor. Merritt and Lavalle (2005) yarının işletme okullarının (B-School: Business School) artık tasarım okulları (D-School: Design School) haline geleceğini söylüyor. Benzer olarak, Pink (2004) geleceğin iş dünyasında kreatif düşünmeye ve tasarım düşüncesine olan ihtiyaç arttıkça 21. yüzyılın MBA (Master of Business Administration) programlarının artık MFA (Master of Fine Arts) haline geleceğini ifade ediyor. Toronto Rotman ve McGill Desautels gibi yenilikçi işletme okulları yeni MBA programlarını “Entegre Düşünme” (Integrative Thinking) ve “Tasarım Düşüncesi” (Design Thinking) etrafında örgülüyorlar.

Tuesday, June 30, 2009

EINSTEIN'IN EVRENİNİ ANLAMAK: BİLİM AŞKI VE HAYAL GÜCÜ


Einstein’ın hayatını kaleme alan 600’den fazla biyografi var, ama ben 2007’de çıkan Walter Isaacson’un “Einstein: His Life and Universe” adlı eserini okumanızı tavsiye ederim. Kitap, kreatif düşünme, inovasyon, bilim aşkı, keşfetme, öğrenme, tefekkür ve hayal gücü adına size yepyeni kapılar aralayabilir. 2006’da Princeton Üniversitesi Einstein Projeleri kapsamında Einstein’in özel hayatı ile ilgili yeni dokümanlar açıklandı. Bu kitap, bu dokümanların ilk kullanıldığı kitap olma özelliğini taşıyor. Einstein’in çalışan, vatandaş, bilim adamı, baba, arkadaş, eş gibi farklı rollerini derinlemesine anlatan, politik ve tarihi gerçeklerle fizik kuramlarını harmanlayan interdisipliner bir çalışma bu.

Einstein, dünyada müthiş bir belirsizliğin ve peşisıra gelen yıkımların olduğu bir dönemde yaşıyor. O dönem, Pikasso, Freud, Joyce, Schoenberg, Stravisky gibi ezber bozan, otoriteye karşı çıkan, hayallerinin peşinden giden ve isyan ruhu taşıyan entellektüellerin dönemi. Einstein’in üç büyük teorisinin üçü de kabul edilen ve süregelen varsayımları kökünden sarsan ve parçalayan teoriler. Üçü de hayal gücü ile, kuantum sıçrama ile, özgür düşünce ile, isyan ruhu ile, derin tefekkür ile, çocuksu bir merak ile ve uzun uğraşlar sonucu ortaya çıkan sıradışı teoriler.

Einstein hayatı boyunca kariyer, para, rahatlık peşinde koşmadı. Okulda dışlandı, mezun olduğunda iş bulamadı. Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein'ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri okulda değil başka yerlerde atılmıştı. Resmiyetten ve toplantılardan hiç hoşlanmazdı. Geç konuşmaya başladı, etrafındakiler onu geri zekalı diye suçladı. Dört yaşındayken babasının hediye ettiği pusulayı gördüğü anda şiddetli bir merak hissine kapıldı. Pusulanın gizemli ve şaşmaz ibresini saatlerce inceledi ve izledi.

Einstein, memuriyetten hoşlanmazdı, ancak, yıllarca İsviçre patent ofisinde sade bir memur olarak çalıştı. Bunun sebebi iş ortamının ona sağladığı esneklikti. Her gün mesai işlerini 2-3 saatte çok hızlı bitirir, kalan zamanının tümünü soru sormaya, tefekküre, ARGEye, hayal kurmaya, yazmaya ayırırdı. Sürekli hayal kurardı, görsel hafızası ve sağ beyni çok güçlüydü. Hızlanan elektronların hızını ve yerini bulabilmek için hareket eden trenleri, yıldırımın çarpmasını, hızlanan asansörleri hayal eder ve beyninde canlandırırdı. Relativite teorisini ortaya atmadan önce yirmi yıl bu sahada uğraştı, çalıştı, düşündü. Teorisinin tohumlarını matematikçi Maxwell ile buluştuğu zaman attı ve bu tohumların yeşermesi 20 yıl zaman aldı. 20 yıl boyunca Einstein her gün ilgilendiği konuları düşündü ve hayalinde canlandırdı. Benzer konularda düşünen bilim adamlarıyla buluştu, tartıştı, onların fikirlerini aldı. Başarısızlığa uğradığını hissetti, sistemin dışına itildi; ancak asla fikirlerinden ve hayallerinden ödün vermedi.
Einstein, ne kadar iyi bir teorisyen ise, aynı zamanda uygulamalı çalışmalarıyla o kadar sıkı bir kaşifti. 1925'te buzdolabından sızan ölümcül soğutucu gaz nedeniyle yaşamını yitiren bir aile dramı okuduğu zaman fizikçi arkadaşı Leo Szilard'la daha güvenli buzdolabını tasarlamaya koyuldu. Sodyum ve potasyum karışımını borulara pompalamak için elektromanyetik alanı kullanan ve sıvıya dönüşmeden önce dondurucu kimyasal maddeyi sıkıştıran bir tasarım keşfetti. Patenti Electrolux’e satılan bu buluş, buzdolaplarının önemli tasarım bileşeni haline geldi.

Parıldayan gözleri, dağınık saçları, olağanüstü zekasıyla modernizmin zeka ikonu haline gelmiş bu esrarengiz adam, sıradışı yaşam öyküsüyle ve çağımızı değiştiren fikirleriyle bize ideal bir bilim insanı portresi sunuyor. Einstein’in bize verdiği ilhamlardan bazıları:

· Hata yapmamış olan kişi yeni bir şey denememiştir. Başarısız olmadan yenilik yapmak mümkün değil. Bu yüzden başarısızlıktan asla korkma ve içine gelen ilhamları pratiğe uygula. Her hata öğrenme fırsatıdır. Bu yüzden bir an önce dene, gerekirse başarısızlığa uğra, ama sonunda yeni bir şeyler öğrenerek yoluna devam et. Büyük keşifler uzun maraton gerektirir. İnovasyon, devrimden ziyade evrimdir. Sürekli sabır, uzun emek, ciddi disiplin ve çok sıkı çalışma gerektirir.

· Eğitim, okulda tüm öğrendiklerini unuttuktan sonra sende kalanlardır. Seninle ne kalacak? Asıl eğitim, senin hayata dair öğrendiklerin, tecrübelerin, bakış açın, ve keşiflerindir. Kilit de sensin, anahtar da. Bu zihinsel ve ruhsal yolculuk, senin yolculuğun. Sürekli çocuklar gibi merak et ve soru sor.

· Hayal gücü, bilgiden çok daha değerlidir. Bilginiz kısıtlıdır, hayal gücünüz ise dünyayı kucaklayacak kadar büyük. Ben hayal gücünden beslenecek kadar özgür bir sanatçıyım. Geleceği kuran, sizin hayal ettiklerinizdir. Bilinmeyen alanlara yelken açın. Kimsenin girmediği balta ormanlarını keşfedin.

· Kreatif düşünceye giden yol, kendi özgün yöntemlerini, kendi tutkularını, kendi merakını keşfetmekten ve kullanmaktan geçer. Alanınızda ve farklı alanlarda çığır açmış bilim adamlarını inceleyin ve onların çalışmalarından yararlanın. Onların çalışmalarının hepsini sentezleyin, üzerine kendi sosunuzu, renginizi, dokunuzu verin. Sizin özgün katma değerinizin ne olacağına karar verin. Her gün probleminiz üzerine düşünün ve mutlaka çalışın.

· Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de tabiî bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı.

· Konfor ve mutluluk benim için asla ulaşılması gereken amaçlar olmadı. Mal sahibi olma, aldatıcı vitrin başarıları ve lüks hayat ilk gençlik döneminden bu yana bana küçümsenmeye ve hor görülmeye layık şeyler gibi geldi. Hatta ahlakın bu en alt derecesini zevk düşkünü sefihlerin ideali olarak adlandırıyorum.

· Bir insanın değeri insanlığa, toplumuna, çevresine ne değer kattığıyla ölçülür. Alarak değil vererek değer kazanılır. Başarılı insan olmaya çalışmayın. Değerli insan olmaya çalışın. Ne kadar değer katarsanız, o kadar değerlisiniz.

· İki tür yaşama tercihi vardır: Bir: Hayatta hiç bir şey mucize değilmiş gibi yaşa. Böylece kafandaki bariyerlerden kurtulur ve hayallerine ulaşabilirsin. İki: Her şey mucizeymiş gibi yaşa. Böylece hayattaki en küçük detayların dahi güzelliklerini görmeye, merak etmeye ve keşfetmeye başlarsın. Bu iki yaşama tercihini de uygularsan, daha doyumlu ve coşkulu bir hayat sürersin.

· Kendime ve düşünme yöntemlerime baktığım zaman, soyut ve pozitif düşünebilme adına bana en büyük katkının içimdeki ilham, hayal gücü, ve fanteziden geldiğini fark ediyorum. Hayallerinizin peşini bırakmayın ve asla etrafınızdaki insanların cesaretinizi kırmasına izin vermeyin. Engellerle yüzleşmeden ve onları aşmadan bu maraton bitmez. Hayal gücünüzü ve ümidinizi her an canlı tutun.

· Bir alanda evrensel çapta katkı ve etki meydana getirmek istiyorsanız, hemen o okyanusa dalın ve ellerinizi kirletin. Girişimci olmak istiyorsanız, şirketinizi hemen kurun. Satranç şampiyonu olmak istiyorsanız her gün satranç oynayın. Yazar olmak istiyorsanız, hemen yazmaya başlayın ve her gün yazın. Yıllar süren pratiklerle tecrübe kazanın ve o hamurda yoğurulun. Aksatmadığınız rutinleriniz ve iş disiplininiz olsun. Sabırlı olun ve emeklerinizin karşılığını kısa zamanda beklemeyin. Maratonunuz belki de yıllar alacaktır. Unutmayın iğne ile kuyu kazıyorsunuz.

· Oynadığınız oyunun kurallarını en üst düzeyde öğrenmek zorundasınız. Sürekli oynayın ve kendi skorunuzu geçmek için uğraşın. Hayatınız buna bağlıymışçasına çalışın. Herkesten daha güzel oynayana kadar pratiğe ve çalışmaya devam edin. Bir süre sonra rakibiniz kalmayacak. İşte o zaman, kendinizle yarışmaya başlayacaksınız. Kendi zirvenizi geçeceksiniz, kendi rekorunuzu kıracaksınız.

· Hiç bir zaman soru sormayı ve sorgulamayı bırakmayın. Her şeyi sorgulayın. Merak, merak için vardır. Akıllı insan, sürekli merak eder ve soru sorar. Merakınızın sonu hiç gelmesin. Diğer insanların sizin hakkınızdaki fikirlerine gerekenden fazla önem vermeyin. Enerjinizi boşa harcamayın ve odaklanın. Keşif yolculuğunuza ve ideallerinize odaklanın.