Showing posts with label kompleks bilimler. Show all posts
Showing posts with label kompleks bilimler. Show all posts

Tuesday, July 21, 2009

21. YÜZYILDA KÜRESEL BARIŞ İÇİN ON PRENSİP

Vital Speeches Dergisi her sayısında tarihe ışık tutabilecek konuşmaları yayınlıyor. Orada yayınlanmış olan "Respect for the Sacred, Interfaith Dialog, and Global Peace" isimli makalemi Türkçeye uyarladım. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar.



Bugün İsrail’de veya Filistin’de bir bebek doğacak. Annesi onu bağrına basacak, kucaklayacak, yedirecek, içirecek, öpüp koklayacak. Çocuğun ve annenin hangi dinden ve milletten olduğu önemli değil. Annenin sevgisi aynı sevgi, şefkati aynı şefkat. Yine, anneleriin korkusu aynı korku. İşter müslüman işter Yahudi olsun, bugünün Ortadoğu’sunda doğan bebek bombaların ve kurşunların kol gezdiği güvensiz bir coğrafyada gözünü açacak. Bombalanan, güven olacak. Kurşunlanan, yaşama sevinci olacak. Katledilen, yarına dair umutlar olacak. Kanadı kırılan, yine barış güvercini olacak. Vurulan, yine çocukların uçurtmaları olacak. Yine umutlar örselenecek, boğazlar düğümlenecek, analar ağıt yakacak.

21. yüzyıl. Dünyamız fırtınalı, dağdağalı, tehlikeli, buhranlı, zor bir dönemden geçiyor. Global dayanışmanın gerekliliğinin en üst düzeye çıktığı küresel iletişim, küresel teknoloji, küresel bilgi, küresel hız, küresel değişim ve küresel işbirliği çağını yaşıyoruz. Bir yandan baktığımızda milletlerin, kültürlerin, dinlerin, toplumların, medeniyetlerin kaynaştığı ve içiçe geçtiği heyecan verici yepyeni bir fırsatlar dönemi bu. Öte yandan baktığımızda dünyanın problemlerinin her zamankinden çok daha kompleks, dinamik, kaotik, girift, karmaşık, belirsiz, birbiriyle ilişkili hale geldiği küresel bunalımlarla, küresel krizlerle, küresel felaketlerle dolu bir tehditler dönemi bu.

Dünyamız kompleks, çok boyutlu, çok parametreli problemlerle boğuşuyor:

Küresel terör saldırıları ve 11 Eylül sonrası küresel güvenlik krizi
Önyargılar, karikatür krizleri, medeniyetler çatışması senaryoları
Savaşlar, bölgesel, dinsel, etnik çatışmalar
İnsan hakkı ihlalleri, baskı ve zulümler
Şiddet, cinayetler, yüksek suç oranları
Gelir dağılımı adaletsizliği, Kuzey Güney problemi
Açlık, salgın hastalıklar, fakirlik, cehalet
Çevre kirliliği, ekolojik dengenin bozulması ve küresel ısınma
Yolsuzluk, rüşvet, ahlaksızlık, kurumsal skandallar
Kaçakçılık, mafya, uyuşturucu ve silah ticareti

21. Yüzyılın problemleri daha önceki yüzyıllardaki problemlerden daha ürkütücü boyutlara ulaşmış durumda. Bu problemler dünya vatandaşları olarak hepimizi ilgilendiriyor; ilgilendirmeli. Bu problemler hepimizin yüreğini kanatıyor; kanatmalı. Bu problemler hepimizin vicdanını sızlatıyor; sızlatmalı. Aşağıda okuyacaklarınız tüylerinizi diken diken edecek:

Dünya nüfusunun yarıdan fazlası, 3 milyar insan günde 2$’dan daha az gelirle yaşam mücadelesi veriyor.
Dünya yağmur ormanlarının yüzde 60’ı yok olmuş durumda.
Dünyanın ormanlarından her saniyede bir futbol sahası kadar büyüklükteki alan yok ediliyor.
Ortalama her gün yeryüzündeki bir canlı türü ortadan kayboluyor.
Yüzyılın ortasından beri ekilebilir dünya yüzeyi topraklarının beşte biri yok oldu.
Kloroflorokarbon gazının atmosfere karışma oranı her on yılda ikiye katlanıyor ve ozon tabakasında bir kıta büyüklüğünde delik oluşmuş durumda.
Beş kat büyüyen dünya ekonomileri gezegenin mevcut kaynaklarını (su, balık, toprak..) zorluyor ve ekosistemin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Fosil yakıt tüketimi 1950’den beri 10 kat artmış ve atmosferdeki karbondioksit oranı öngörülemez düzeye ulaşmış durumda.
Neredeyse 1 milyar insan 21. yüzyıla okuma yazma bilmeden, isimlerini dahi yazamadan girmiş durumda.
1.3 milyar insanın temiz suya erişimi yok.
3 milyar insanın temizliğe ve hijyen koşullarına erişimi yok.
Her 30 saniyede bir bir Afrikalı çocuk salgın hastalıklardan dolayı ölüyor.
Her akşam 800 milyardan fazla insan yatarken aç olarak yatağına gidiyor. Bunların 300 milyonu çocuklar.
Her 3.6 saniyede bir insan açlıktan dolayı ölüyor.
Dünya nüfusu 2. Dünya Savaşı sırasında doğanların ömürlerinin sürdüğü dönemde 2 milyardan 10 milyara ulaşacak (Dünyanın 2 milyar nüfusa ulaşması bu sürenin 10 bin katı zaman almıştı).
Dünyada her gün 100.000 insan engellenebilir hastalıklardan dolayı ve yemek, su, barınak, temizlik, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçları karşılanamadığından dolayı ölüyor.
Her gün beş yaşın altındaki 37.000 çocuk açlıktan veya önlenebilir hastalıklardan dolayı ölüyor.
Son 10-15 yıldır dünyanın 56 farklı yerinde kanlı çatışmalar ve savaşlar yaşanıyor.
Afganistan, Bosna, Hindistan, Endonezya, Keşmir, Kosova, Makedonya, Filistin, Nijerya, Çeçenistan, Sri Lanka, Sudan, Uganda, Irak..

Savaşlar gördük. Çatışmalar gördük. Karada, denizde ve havada yapılan savaşlar gördük. Çamur içerisinde yatan cesetler gördük. Bombalanan camiler, sinegoglar, kiliseler, kuleler, şehirler gördük. Küresel terörist saldırılar ve canlı bombalar gördük. Açlıktan ölen çocuklar gördük. Acılar içinde inleyen analar ve eşler gördük. Gandhi “Bu gezegende herkesin ihtiyacına yetecek kadar kaynak var, ama herkesin hırsına ve açgözlülüğüne yetecek kadar kaynak yok” diyor.

Artık savaştan, kandan, acıdan, feryattan, zulümden, terörden, çatışmadan bıktık. Medeniyetler çatışması senaryolarından, 11 Eylül sonrası global güvenlik krizinden, Usame bin Ladin’den, Ortadoğu’daki çıkar çatışmalarından bıktık. İnsanlık olarak kaybettiğimiz huzuru yeniden arıyoruz. Küresel gecenin en karanlık noktasında şafak umudu arıyoruz. Barış, kardeşlik ve sevginin yeşerdiği, dünya çocuklarının sarmaş dolaş mutluluk şarkıları söylediği küresel bir bahar arıyoruz.

Birleşmiş Milletler Global Compact Dünya Liderleri toplantısı New York’ta yapıldı ve dünyanın önde gelen 500 sivil toplum önderi, 500 iş dünyası lideri ve önde gelen devlet yetkilisi bir araya geldi. Birleşmiş Milletler Eski Genel Sekreteri Kofi Annan’ın çağrısını önemine binaen buraya aktarıyorum:

“Gelin gerçek küresel vatandaşlar olalım. Haydi gelin tüm dünya vatandaşlarının hayatında olumlu bir değişiklik yapmadıkça dinlenmeyelim. Gelin barışçıl, adil, sürdürülebilir, işlevsel toplumların temelini ortaya koymak için elimizden geleni yapalım. Tarih boyunca hepimizin ortak alanı olan gezegenimizi korumak için bundan daha kritik bir dönem ve daha gerekli bir dakika yok. Tarih boyunca beraber hareket etmek ve küresel işbirliği için bundan daha uygun bir zemin yok. İleriye radikal adımlar atmamız gerekiyor. Eğer biz değilsek, soruyorum size, kim? Eğer şimdi bunu yapmayacaksak, soruyorum size, ne zaman yapacağız? Biz değilsek, kim? Şimdi değilse ne zaman?”

Biz değilsek, kim? Şimdi değilse ne zaman?

BM eski genel sekreteri Kofi Annan küresel anlamda bir değişimin insanlardan başladığını ifade ediyor. Küresel değişimin temelinde ve merkezinde insan yer alıyor. Dünyayı değiştirmek isteyen herkesin başlayacağı yer en önce kendisi. Kuantum felsefesiyle ifade edecek olursak insanların vicdanlarıyla, değerleriyle ve sorumluluk bilinciyle harekete geçmesi, küresel değişimi tetikleyen bir kelebek etkisi vazifesi görebilir. Buna göre küresel problemlere bulunacak çözüm dünya vatandaşlarının eğitiminden, bilinçlenmesinden ve küresel sorumluluk hissetmesinden geçiyor.

Bugün insanlığın problemleri sadece ekonomik, politik ve maddi problemlerden ibaret değil. Asıl büyük problem ve tehlike şu: İnsanlık; ruhsal, ahlaki, sosyal, etik ve psikolojik bir buhranın eşiğinde. Yaşadığımız şu devirde yeryüzünde bir toplum yok ki sosyal krizlerle, şiddetle, ırkçılıkla, önyargı ile, suç oranları ile, terörle, yolsuzlukla uğraşmasın veya bu problemlerden etkilenmesin. Yeryüzündeki her ülkede ve her toplumda paylaşılan insani değerler ve ortak prensipler için bir arayış var. Bu yazıdaki amacım 21. yüzyılda insanlığın ortak geleceği, mutluluğu ve barış içinde yaşaması için 10 evrensel prensip ortaya koymak. Bu evrenasel prensipler, dünyadaki tüm dinlerin, ırkların ve toplumların ortak paydasına ve paylaşılan değrlerine işaret ediyor:

1. EVRENSEL VATANDAŞLIK VE KÜRESEL SORUMLULUK BİLİNCİ:
2. POZİTİF RUHSAL VE ETİK DEĞERLER VE POZİTİF DAVRANIŞ
3. SOSYAL SORUMLULUK VE TOPLUMSAL FAYDA
4. KÜLTÜRLER ARASI İLETİŞİM; FARKINDALIK VE KOZMOPOLİT ESNEKLİK
5. DİNLER ARASI SAYGI; DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ
6. BARIŞ VE İNSAN HAKLARINA SAYGI
DEMOKRASİ, ÇOĞULCULUK VE ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK
8. SOSYAL VE EKONOMİK DENGE VE ADALET
9. EKOLOJİK DENGE VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
10. FARKLILIKLARA SAYGI, HOŞGÖRÜ VE İNSAN SEVGİSİ

21. yüzyılda insanlık artık bir bütün. Yeni tehditler kültür, ırk, renk, dil, din tanımıyor. İnsanlık olarak hepimiz aynı gemideyiz. Tıpkı Nuh’un Gemisi gibi. Üzerinde bulunduğumuz gemi, masmavi gezegenimiz ve kainatın gözbebeği dünyamız.


Kuantum ve komplekslik bilimlerinde ortaya çıkan önemli bir kavram var: Kelebek Etkisi. Tokyo’da kanat çırpan bir kelebek, California’da kasırgalara neden olabilir. Filistin’de yaşanan bir gerilim tüm dünyayı geriyor. New York’ta patlayan bir bomba tüm dünyayı derinden sarsıyor. Moskova’da düşen borsa tüm dünya borsalarına anında yansıyor.


Bütün bunlar gösteriyor ki hepimiz birbirimize bağımlıyız. İster Müslüman olalım, ister Hristiyan, ister Musevi; hepimiz aynı atmosferi soluyoruz. Hepimiz aynı güneşten ısınıyoruz. Hepimiz aynı gezegenin kaynaklarını kullanıyoruz. Toprağımız, havamız, suyumuz ortak. Küresel ısınma hepimizi birden tehdit ediyor. İnsanlık olarak kaderimiz ve geleceğimiz ortak.

Wednesday, July 1, 2009

DİSİPLİNLER ÖTESİ BİR MODEL: SPİRAL DİNAMİKLER

SPİRAL DİNAMİKLER

Dr. Don Beck, son 30 yıldır Spiral Dinamikler modelini oluşturmak, geliştirmek ve uygulamakla uğraşan kişilerden biri. Spiral Dynamics adında bir küresel eğitim ve danışmanlık firmasının da kurucusu. Dr. Beck, Tony Blair’den Bill Clinton’a, Uzakdoğu’dan Chicago eyaletine, Dünya Bankası’ndan Afganistan’a pek çok alanda farklı kişi ve kurumlara danışmanlık yapmış. Enerji, bankacılık, havayolları sektörlerine ve hükümetlere yol göstericilik yapmış. Dr. Beck aynı zamanda Güney Afrika’nın barış ortamına ve demokrasiye geçiş sürecinde de merkezi bir rol üstlenmiş. Bu yazıda Dr. Beck’in ve pek çok akademisyenin çalışmalarında temel olarak kullandığı “Spiral Dinamikler” modelini ele alacağım.

DİSİPLİNLER ÖTESİ BİR MODEL

Spiral Dinamikler; Psikoloji, Sosyoloji, Tarih, Antropoloji, Siyaset Bilimi, Felsefe, Biyoloji, Sistem Bilimleri, Komplekslik Bilimleri ve Kaos Teorisi gibi farklı disiplinler arasında köprü kuran bütüncül ve senteze dayalı bir model. Spiral Dinamikler Modeli; sistem bilimlerini kullanarak hayatımızdaki, toplumlardaki, kültürlerdeki ve insanlardaki değişim, gelişim ve kompleksliği açıklamaya çalışıyor. Bunu yaparken de insanlardaki ve toplumdaki değer sistemlerini, inançları, kimlikleri, kollektif bilinci esas alıyor.

MEMLER

Modelin temelinde MEM kavramı yatıyor. İlk kez biyolog Richard Dawkins tarafından ortaya atılan mem (meme) kavramı, kültürel gelişim ve aktarımın temel birimini ifade ediyor. Genler nasıl insanda biyolojik devamlılığı sağlıyorsa, memler de toplumda kültürel devamlılığı sağlıyor. Memleri toplumların veya bireylerin hafızalarına ve kollektif şuurlarına kayıtlı olan kültürel DNA kodları olarak tanımlayabiliriz. İnsanların kollektif şuuru, yetenekleri, değerleri ve görüşlerinin bileşkesi olarak ifade edebileceğimiz bu DNA kodları kendi içerisinde çok önemli ve kritik şifreler barındırıyor. Toplumsal hafızanın sembolleri ve taşıyıcıları sayılan MEMler kah şarkılar, kah giysiler, kah moda, kah müzik, kah yemek aracılığıyla kodlanıyor, şifreleniyor ve içinde yaşanan ortamı ve çağı yansıtıyor. Memleri, toplumun temel değer sistemleri ve örgütleyici prensipleri olarak da düşünebiliriz.

TOPLUMSAL EVRİM

Memler, insanların ve toplumların problem çözme ve adaptasyon yetenekleri ile paralel olarak yaşanan belli bir devrin ve ortamın içerisinde gelişiyor ve değişiyor. Genler, virüsler, bakteriler, yazılımlar veya uçan kuş türleri gibi MEMler de evrendeki temel değişim ve gelişim ilkesine uygun olarak hareket ediyor, dinamik olarak yoğuruluyor ve evriliyorlar. Memler zamanla esnek, kompleks, dinamik, holistik, kaotik özellikler gösterebiliyor ve hızla değişebiliyorlar. Bu nonlineer dinamikler yüzünden memleri spiraller şeklinde ele alıyoruz. Her mem bir önceki memi de kendi içine alarak, daha da büyüyor ve büyüyerek sentez şeklinde ilerliyor. Böylece memler spiral büyüdükçe daha çok boyutlu, daha bütüncül ve daha kompleks hale geliyor.

BEJ MEM: İçgüdüsel, Doğal, Hayvani, Fiziksel, Hayatta Kalma Memi – 100 bin yıl

Dünya: İnsanların hayatta kalmak için içgüdüleriyle hareket ettikleri doğal bir arena.
Temel Görüş: Hayatta kalmak için gerekeni yap. Yeme, içme, güvenlik, ısınma ve üreme gibi fizyolojik ihtiyaçlar asıl öncelikler.
Yetkinlikler: Avcılık, toplayıcılık, duyusal yetenekler, doğal dürtüler, korku, sensör motor mekanizmalar, kaç veya savaş, yaşama ve hayatta kalma dürtüsü
Değerler: Güçlü olma, dayanıklılık, fırsatçılık, rekabet
Örnekler: İlk topluluklar, açlık sınırındaki toplumlar, evsizler, Afrika kabileleri, 11 Eylül psikolojisi, doğal afetler, kıtlık, savaş
Toplumumuzda yansımaları: Geçim mücadelesi, varoşlar, gecekondu bölgeleri, Güneydoğu bölgemiz

MOR MEM: Sihirli, Mistik, Kabileci, Toplulukçu, Töreci Mem – 50 bin yıl

Dünya: Mistik ve gizemli işaretlerle ve doğa üstü güçlerle dolu sihirli bir yer
Temel görüş: Kabileni ve köyünü koru, kabile geleneklerine uy, korunmak için bir ve beraber ol.
Yetkinlikler: Klana uyum, kabile geleneklerine, ataya, büyüğe saygı, tarım, metafizik inanışlar, takım çalışması, sağ beyin yetkinlikleri, sezgi
Değerler: Bağlılık, aidiyet, uyum, saygı, teslimiyet, gelenekçilik
Örnekler: Aile törenleri, şamanlar, kan davaları ve yeminleri, New Age inanışları
Toplumumuzdaki yansımalar: Nazar boncuğu, kahve falı, batıl inançlar, büyücü kadınlar, töre, toprak kavgaları

KIRMIZI MEM: Egosentrik, Çıkarcı, Bireyci, Benmerkezci Mem – 10 bin yıl

Dünya: En kuvvetli ve en akıllının ayakta kaldığı vahşi bir orman
Temel görüş: İçinden geldiği gibi özgür davran, utanma, çekinme, istediğini elde et, saygı kazan. Yetkinlikler: Öfke yeteneği, geleneği sorgulama, bireyselliğini keşfetme, öne çıkma, kreatif cesaret, kendini gerçekleştirme, gücünü kabul ettirme, otorite kurma
Değerler: Cesaret, özgürlük, bireysellik, maceracılık, atılım, risk, baskınlık
Örnekler: Feodal düzen, derebeylik sistemi, asi gençlik, isyan kültürü, özgür kız, destanlar, kovboylar, efsanevi kahramanlar, savaşçı asker, fight club
Toplumumuzdaki yansımaları: şehir magandaları, satanizm, serseri gençlik, mafya, çeteler, siyasi liderlik sultası

MAVİ MEM: Otoriter, Amaçlı, Düzenli, İnançlı, Muhafazakar, Hiyerarşik Mem – 5000 yıl
Dünya: Mutlak gerçekliğin/kudretin hükmünde ve kontrolündeki düzenli varlık ve evren sistemi
Temel görüş: Bu hayatın, bu dünyanın ve bu kainatın bir anlamı, yönü, amacı var. Doğru ve ahlaklı yaşa, Yaratıcı’ya saygılı ol, evrenin düzenine uyumlu davran.
Yetkinlikler: Kulluk, itaat, inanç, evrendeki düzeni keşfetme, kendi sınırlılıklarının farkında olma, kurumsallaşma, düzene uyum, soyut düşünce ve inanma, prensipli olma ve değer merkezli yaşama, mutlak amaca hizmet etme
Değerler: Anlam ve düzen arayışı, idealistlik, inançlılık, iyi bir insan olma, iyi bir vatandaş olma, ahlaklılık, disiplin, düzen, doğruluk, sorumlululuk, kanaatkarlık
Örnekler: Tek tanrılı dinlerin yeryüzünde yaygınlaşması, Hristiyanlığın ve İslamın yükselişi, kurumsal yapı ve otoritelerin gelişmesi, iyi komşuluk ve iyi kulluk prensipleri, cemaatleşme ve kurumsallaşma
Toplumumuzdaki yansımaları: Sufizm, Osmanlı millet düşüncesi, Ahilik sistemi, cemaatler, kutsal devlet fikri, Cumhuriyet devri fikriyatı

TURUNCU MEM: Stratejik, Kapitalist, Başarma ve İlerleme Odaklı Mem – 300 yıl

Dünya: Ekonomik ve teknolojik fırsatlarla, imkanlarla, kaynaklarla, ilerleme ile dolu serbest bir piyasa
Temel görüş: Oyunu kazanmak için oyna, fırsatları yakala, çıkarlarını kolla, iyimser ol, risk al, kendine güven, hızla ilerle, engelleri aş, verimli ol, başarıyı yakala!
Yetkinlikler: Bilimsel yetkinlikler, teknoloji, rekabet, hız, üretim, adaptasyon, verimlilik, girişimcilik, sayısal ölçümleme, mühendislik, iş yönetimi
Değerler: Üretkenlik, rekabet, başarı, hırs, çalışma, ilerleme, değişim, hızlı yaşama, akıllı üretim, çılgın tüketim, serbest piyasa
Örnekler: Fransız ihtilali, Aydınlanma ve Rönesans, Endüstri devrimi, Wall Street, Fortune, Ivy Ligi, Harvard, Silikon Vadisi, IMF, Dünya Bankası, çok uluslu şirketler
Toplumumuzdaki yansımaları: Jön Türkler, Batılılaşma projeleri, Özal devri, Avrupa Birliği, Liberal görüş, Kariyerizm

YEŞİL MEM: Eşitlikçi, Toplumcu, Çevreci, Hümanist, Sosyal Mem – 150 yıl

Dünya: Yaşamın tecrübelerini beraber eşitlik ve kardeşlik ruhu içinde paylaşacağımız insan habitatı
Temel görüş: Dogmalardan sıyrıl, hırstan ve çıkardan arın, insanı esas al, bölme bütünle, toplumun her kesimine ulaş, kaynakları eşitçe paylaş, insani ve sosyal gelişimi sağla, barış ve uyumu hedefle.
Yetkinlikler: İç barış ve huzuru yakalama, toplumsal mutabakatı sağlama, iletişim yetkinlikleri, çok seslilik, eleştirel düşünme ve sistemi sorgulama, sosyal duyarlılık, etik, ekolojik duyarlılık, halktan ve halk içinde olma
Değerler: İnsan odaklılık, demokrasi, halkçılık, aydınlanma, paylaşım, eşitlik, kardeşlik, hakkaniyet, sosyal devlet, humanist değerler, barış, insani gelişim, sağlık, eğitim, insan hakları, yeşil, doğa, sürdürülebilirlik
Örnekler: İnsan hakları hareketleri, sivil toplumun gücü, sosyal demokrasi, Woodstock, Unicef, BM, Greenpeace, Live8 konseri
Toplumumuzdaki yansımaları: Sosyal demokratlar, solcu ve hümanist söylemler, Alevi söylemler, halkçılık, insan hakları örgütleri, sivil toplum ruhu

SARI MEM: Sistemci, Kaotik, Kompleks, Dinamik Mem – 50 yıl

Dünya: Sürekli değişimin ve farklılıkların baskın olduğu kaotik, dinamik, kompleks, dev bir organizma/katmanlı sistem
Temel görüş: Kalıplardan çık, esnek ol, değişime açık ol, farklılıkları fark et, kaos içinde yüzmeyi öğren, belirsizlikle baş et, farklılıkları hoş gör, sistemci düşün, değişimi yönet, akışa uyum sağla, üçüncü bir yol aç, anı yakala, boyutlar ve sistemler arası iletişim ve diyalog sağla.
Yetkinlikler: Esneklik, sistemci düşünme, farklılıkları yönetme, göreceli düşünme, değişime adapte olma, kompleks düşünebilme, dinamik manevra kabiliyetleri, ekosistem düşüncesi, mikro ve makro sistemler arası bağlantılar kurma, disiplinler arası düşünme, yatay bağlantılar kurma
Değerler: Esneklik, dinamiklik, farklılıklara saygı ve hoşgörü, kompleks düşünme, görecelilik, yeniliğe açıklık, değişim ve gelişim, ekolojik denge, sistem duyarlılığı, ikinci dereceden öğrenme
Örnekler: Beşinci disiplin, komplekslik bilimleri, kelebek etkisi, kaos teorisi, quantum fiziği, internet ve e-dönüşüm, öğrenen organizasyon, constructivism, emergence, appreciative inquiry, sosyal yenilik
Toplumumuzdaki yansımaları: (fazla olmamakla beraber) Alev Alatlı, eğitimde Quantum reformu, diyalog hareketleri, Beyaz Nokta vakfı..

TURKUAZ MEM: Küresel, Bütüncül, Global, Entegre Mem – 30 yıl

Dünya: Kaos içinden düzen çıkarabilen karşılıklı bağımlı güçlerin dengelendiği ve sentezlendiği küresel bütüncül bir sistem
Temel görüş: Bütünü hisset, büyük resmi gör, anlamlı diyalog ve üretim platformları oluştur, bütün insanlığı düşün, evrensel düşün, farklı görüşler arası sentezi ve dengeyi yakala, tüm paydaşların haklarını gözet ve dengele.
Yetkinlikler: Kozmopolit esneklik, çok kültürlülük, yaratıcılık, küresel düşünme, global vizyon, kültürler arası iletişim, evrensel vatandaşlık, büyük resmi görme, müzakere ve diyalog becerileri, çok boyutlu düşünebilme, küresel ekosistem düşüncesi, sistemler, kültürler ve toplumlar arası bağlantı ve diyalog kurma, sentezci düşünme, dijital dünya yetkinlikleri
Değerler: Küresel esneklik, küresel duyarlılık, karşılıklı bağımlılık, küresel bakış açısı, evrensel saygı ve hoşgörü, diyalog, empati, açıklık, değişim ve gelişime açıklık, çok kültürlülük, network
Örnekler: Entegre yapılar, iletişim ağları, sanal ve yatay iletişim ve etkileşim platformları, küresel networkler, küresel sivil toplum oluşumları, kollektif şuur ve öğrenme ortamları, kuantum takımlar
Toplumumuzdaki yansımaları: (Çok az sayıdaki) Küresel vizyona ve yurtdışı tecrübesine sahip kozmopolit aydınlar, akademisyenler, diyalog ve kültür elçileri

BEYAZ MEM: Ruhsal, Derin, Anlamlı, Vicdan ve Kalp Odaklı Mem – 10 yıl

Dünya: Kafa, kalp, vicdan ve hissini ideal şekilde buluşturan insanlardan örülü bir ruhsal sevgi ve demokrasi platformu. Gönüller, milletler, toplumlar, medeniyetler ve dinler arasında zaman ötesi kardeşlik, sevgi ve diyalog bağlarının kurulduğu ideal ütopya
Temel görüş: İçini ve derinliklerini keşfet, evreni ve kendini oku, zaman, mekan ve boyutlar ötesine ulaşmaya çalış, sıfırda sonsuzluğu keşfet, bütün insanlığı yürekten sev ve kucakla, anlam ara, mikrokozmos olarak kendini oku, makro ve mikro kozmosları araştır, evrendeki amacını bul, derinlik ve anlam ara, kendini aş, benliğinin kalıplarını kır, senden öte seni ara, gerçek aşkı keşfet ve yaşa, kendini unut.
Yetkinlikler: Ruhsal derinlik, Yaradana duyulan aşk, kuantum hissediş, tasavvufun ve yaradılışın derununa vakıf olma, anlam arayışı, yakıcı aşk, varoluş ızdırabı, fedakarlık, kendini arama, kendini aşma, benliğini eritme, mutlak teslimiyet, boyutlar ötesi hissediş, aşkınlık, mutlak sevgi ve hoşgörü, evrensel erdemleri yaşama ve temsil etme
Değerler: Kendini sürekli sorgulama, Yaratıcıya duyulan derin bağlılık, sevgi ve saygı, kendini aşma, tevazu, sevgi, duruluk, içtenlik, aşkınlık, sıfır olma, varlıkla uyum, herkesle diyalog, ruhsal duyarlılık, derinlik, içtenlik, hoşgörü, kalple iletişim
Örnekler: Ruhsal demokrasi, küresel kardeşlik, tasavvuf, koşulsuz tevazu, diyalog ve açıklık, peygamberler (Hz. Muhammed, Hz. İsa..), ruhsal liderler, örnek insanlar, ruhsal barış öncüleri
Toplumumuzdaki yansımaları: Mevlana anlayışı, Yunus duruluğu, Hacı Bektaş hoşgörüsü, Anadolu tasavvuf anlayışı, erenler, 21. yüzyıl delileri ve velileri

Her meme sahip olduğumuz zaman spiral giderek genişliyor. Her mem düşünme ve algı kalıplarımıza yeni paradigmalar ve bakış açıları ekliyor. Ancak eski memleri de kaybetmiyoruz, onlar da çok boyutlu mem sisteminin içinde yoğrulmaya ve kullanılmaya devam ediyorlar. Her mem size farklı bir perspektif sunuyor. Spiral büyüdükçe daha kompleks ve çok boyutlu hale geliyor. Spiralin o ana kadar ulaştığı memlerin hepsini bir arada kullanabiliyorsunuz. Ne kadar çok mem kullanırsanız hadiselere o kadar geniş ve farklı açılardan bakabiliyorsunuz.
Bu noktada sizleri memler üzerine daha derinden düşünmeye davet ediyorum. İçinde yaşadığımız çağı yorumlamak için memler bize oldukça zengin hazineler ve düşünme araçları sunuyor. Memleri bilen ve farkında olan bir profesyonel 21. yüzyılı şekillendiren trendleri ve değişimi daha iyi tahmin edebilir.

Sayın Tayyip Erdoğan’ın bu tür modellere vakıf olup olmadığını bilmiyorum. Ancak şunu tahmin ediyorum: Spiral Dinamikler modelinin farkında olan bir başbakan; bence ülkesini, değişimi ve algıları daha iyi yönetebilir.

Bundan sonrasını size ve hayal gücünüze bırakıyorum: Sizce toplum olarak bizde Türkiye’de hangi memler daha baskın? Spiral Dinamikler modeline göre sizce 2009 Türkiyesi olarak bizler neredeyiz? Biraz turuncu? Biraz yeşil? Peki dünya nerede sizce? Sizce ufukta radikal değişim emareleri var mı? Önümüzdeki yüz yıl içerisinde sizce yeryüzünde hangi memler nasıl baskın hale gelecek? Sarı ve Turkuaz memlerin ayak seslerini duyuyor musunuz? Ya Beyaz mem?

Tuesday, June 30, 2009

KUANTUM YETENEKLER


Karmaşıklık, kaos ve kuantum tüm sosyal bilimleri derinden etkiliyor. Tabii ki liderlik, yönetim ve organizasyon anlayışlarını da.

Günümüz iş yaşamında yöneticilik ve liderlik kavramları ve modelleri kaçınılmaz olarak:

· ifade edilmesi ve anlatılması daha zor ,
· daha kompleks,
· durumsal,
· çok boyutlu ve çok parametreli,
· daha bütüncül,
· sistematik hale geliyor.

Bu makalede bana gelen istekler üzerine Türkiye gündemine henüz girmeyen ama küresel gündemde işletme literatüründe önemli yer etmeye başlayan “Kuantum Yetenekler” kavramını ve yaklaşımını ele alacağım. Aşağıda bu konudaki literatürün bir sentezi yer alıyor, benim yorumumla, haydi size iyi okumalar!

Nereden çıktı bu Kuantum?

Newton paradigmasında belirli genelgeçer yasalara ulaşılıyordu ve tek bir doğru vardı. Ancak Newton Fiziği atom altı parçacıkları açıklamakta yetersiz kaldı. Newton paradigmasının yerini Kuantum paradigması aldı. 21. yüzyıla girerken pozitivist, modernist ve materyalist bilim anlayışı kökünden sarsılmaya başladı. Kuantum Fiziği hiçbir şeyin tek sebepli-tek sonuçlu, tek boyutlu, tek renkli olmadığını, ancak; herşeyin çok boyutlu, çok sebepli, çok değişkenli ve belirsizliklerle dolu olduğunu vurguluyor.

Paradigma Değişimi

Kuantum Paradigması sadece pozitif bilimleri değil sosyal bilimleri de kökünden etkiliyor. Bunun bir örneği, McGill’de de görev yapmış olan dünyaca ünlü stratejist ve uzman Immanuel Wallerstein’ın uluslararası ilişkiler alanında yapmış olduğu yeni açılımlar. Immanuel Wallerstein'ın "Dünya Sistemleri Analizi" yaklaşımına göre insani toplumsal sistemleri sistemlerin en karmaşığı. Sosyal bilimlerin nihai ürünü basitlik değil, karmaşıklığın açıklanması.
Aslında sadece pozitif bilimler ve sosyal bilimler de değişmekle kalmıyor; aynı zamanda toplum, organizasyonlar, devletler, STK’lar ve piyasalar da değişiyor. Katı, dikey ve hiyerarşik sistemler tıkanırken yerini doğal, esnek, yatay, eşitlikçi, karşıklıklı etkileşimli sistemlere bırakıyor.

Yeni paradigma değişikliğiyle, denge kavramının içeriği değişti. Denge, artık sadece iki karşıt arasındaki statik eşitlik durumu değil. Denge iç içe girmiş birçok faktörün etkisi doğrultusunda oluşmuş dinamik bir durum. Karmaşanın içinden de bir düzen çıkabiliyor, buna oluşum (emergence) deniyor.

Newton Paradigmasında Yönetim

Planlama, organize etme, yönlendirme ve kontrol etme.
Hiyerarşi, kurallar, kutular, lineer mantık, baskı, kontrol
Ego merkezli, egosentrik, bireysel, otoriter, karizmatik liderlik
Doğrusal kurallar, tek bir doğru, mutlak sonuçlar, kesinlik, hesap
Materyalist, modernist ve pozitivist yöntemler
Problem odaklı, analiz odaklı yaklaşım, Teori X
Rekabet, aşırı kar odaklılık, vahşi kapitalizm, endüstri devrimi
Metaforlar: Makine, buz, saat, kutu, kapalı sistem, bina, tuğla, fabrika

Kuantum Paradigmasında Yönetim

Kaos, değişim, esneklik, dinamik manevra kabiliyeti, strateji
Organik ortam, nonlineer mantık, saçaklı mantık,
Network, güçlendirme, yetkilendirme, proje takımları,
Toplumsal fayda, sosyal sorumluluk, ekolojik denge, kozmopolit esneklik
Hizmetkar liderlik, tevazu, fedakarlık, cesaret, firaset, ruhsal liderlik
Birden fazla doğru, belirsizlik, ihtimal hesapları, senaryolar, görecelilik
Çoğulculuk, demokratik ve katılımcı yaklaşım, farklılıkları zenginliğe dönüştürme, sinerji, takım ruhu, Teori Z
Fırsatlar, sentez, sezgi, ilham, kreatif düşünce, oluşturma (constructivism)
Dayanışma, insan odaklılık, sosyal paydaşlar, bilgi ve iletişim devrimi
Metaforlar: Beyin, yaşayan sistem, ekosistem, bulut, akış, nehir, dinamik açık sistem, network, web, organizma

Yeni çağın yeni liderlik ve yönetim modellerine ihtiyacı var.

Kuantum Yetenekler

Kuantum Fiziğinin prensipleri 21. yüzyıl liderleri ve yöneticilerinin geliştirilmiş versiyon (upgraded) bir yetenek setine sahip olmaları gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Bu yetenek setine “Kuantum Yetenekler” – “Quantum Skills” adını veriyoruz. Doğada ve insan fıtratında yedi Kuantum Yeteneği bulunuyor.

İşte 21. yüzyılın liderleri ve yöneticileri için Kuantum Yetenekler:

1 Kuantum Görüş: Derinlemesine görebilme, niyet, nazar, göreceliliği hesaba katma, basiret, firaset, öngörü, geleceği görebilme, bütüncül bakabilme, büyük resmi görme

2 Kuantum Düşünüş: Kreatif düşünebilme, sağ beyini ve yaratıcılığı kullanabilme, sıradışı düşünme, paradoksu çözümleyebilme, non-lineer düşünme

3 Kuantum Hissediş: Yaşama bağlanma, duyguları rafine edebilme, empati ve bağlantı kurabilme, evrensel ve kozmik bir bilinç düzeyine ulaşma, anlam derinliğine ulaşma

4 Kuantum Biliş: Altıncı hissi kullanabilme, sezme, derinlemesine kavrama, içten gelerek bilme, birden fazla doğruyu bağdaştırabilme, sentez kabiliyeti.

5 Kuantum Davranış:
Sorumlu davranabilme, ekosistem içinde etkilerini hesaplayarak davranma, uzun vadeli ve bilinçli hareket etme, esnek ve organik hareket etme.

6 Kuantum Güven: Akışa uyum sağlama, hayata ve evrene umutla ve güvenle bakabilme, tevekkül etme, olayların gidişatına göre değişime uyum sağlayabilme.

7 Kuantum Oluş: İlişki kurabilme, bütünün parçası olabilme, beraberliği ve ortak kaderi hissetme, bütüncül hissetme ve etik yaşama, akıl kalp ve ruh dengesine ulaşma, bilgelik sahibi olma.

Yedi Varsayım

1 İnsanın algılaması subjektiftir. Görecelilik, niyet ve nazar esastır (Kuantum Görüş)

2 Yaratıcı düşünme, insanın sağ beyin fonksiyonlarını yoğun kullanması ve geliştirmesini gerektirir (Kuantum Düşünüş)

3 İnsan duyguları dış olaylardan ziyade olayların nasıl algılandığı, yorumlandığı, bakış açısı ve iç konuşmalar ile şekillenir (Kuantum Hissediş)

4 Akıllı bir ekosistemde ve mükemmel bir düzeni barındıran bir evrende yaşıyoruz (Kuantum Biliş)

5 Evrendeki her şey birbiriyle bağlantılı hareket eder ve birbirini etkiler (Kuantum Davranış)

6 Evrende kaosun içerisinden ahenkli bir düzen çıkartılır. Kaderi planda dinamik bir harmoni ve akış hakimdir (Kuantum Güven)

7 Mikro ve makro sistemler arasında insan merkezi ve kritik bir konumdadır ve bu konumun gerektirdiği sorumluluğu, aklı, vicdanı, değerleri yaşaması gerekir (Kuantum Oluş)

“Ya o ya bu” değil “Hem o hem bu”

Kuantum Yetenekleri hem liderlik hem yöneticilik için kritik yetenekler.
Kuantum Yetenekleri hem bireyler için hem organizasyonlar için önem arz ediyor.
Kauntum Yetenekleri hem doğuştan geliyor hem sonradan öğreniliyor.
Kuantum Yetenekleri hem çok basit, hem de çok zor.
Kuantum Yetenekleri hem bilimsel hem ruhsal.
Kuantum Yetenekleri hem Doğu’yu hem Batı’yı buluşturuyor.
Kuantum Yetenekleri hem akla hem kalbe bakıyor.
Kuantum Yetenekleri hem geçmiş çağlardan geliyor hem geleceğe uzanıyor.
Kuantum Yetenekleri hem bilgiyi hem bilgeliği kapsıyor.
Kuantum Yetenekleri hem teorik hem pratik.
Kuantum Yetenekleri hem geleneği hem geleceği temsil ediyor.

Sonuç

Kuantum Yetenekleri 21. yüzyılın liderlerine etkinlik, verimlilik, etik, vizyon, sorumluluk, denge, değer katma, sosyal sermaye ve ilişkiler adına yepyeni kapılar aralıyor.
Kuantum Yetenekleri eski zamanların mistik bilgeliğini modern zamanların bilimsel yaklaşımıyla ve postmodern zamanların felsefesiyle buluşturuyor.