Tuesday, June 30, 2009

EINSTEIN'IN EVRENİNİ ANLAMAK: BİLİM AŞKI VE HAYAL GÜCÜ


Einstein’ın hayatını kaleme alan 600’den fazla biyografi var, ama ben 2007’de çıkan Walter Isaacson’un “Einstein: His Life and Universe” adlı eserini okumanızı tavsiye ederim. Kitap, kreatif düşünme, inovasyon, bilim aşkı, keşfetme, öğrenme, tefekkür ve hayal gücü adına size yepyeni kapılar aralayabilir. 2006’da Princeton Üniversitesi Einstein Projeleri kapsamında Einstein’in özel hayatı ile ilgili yeni dokümanlar açıklandı. Bu kitap, bu dokümanların ilk kullanıldığı kitap olma özelliğini taşıyor. Einstein’in çalışan, vatandaş, bilim adamı, baba, arkadaş, eş gibi farklı rollerini derinlemesine anlatan, politik ve tarihi gerçeklerle fizik kuramlarını harmanlayan interdisipliner bir çalışma bu.

Einstein, dünyada müthiş bir belirsizliğin ve peşisıra gelen yıkımların olduğu bir dönemde yaşıyor. O dönem, Pikasso, Freud, Joyce, Schoenberg, Stravisky gibi ezber bozan, otoriteye karşı çıkan, hayallerinin peşinden giden ve isyan ruhu taşıyan entellektüellerin dönemi. Einstein’in üç büyük teorisinin üçü de kabul edilen ve süregelen varsayımları kökünden sarsan ve parçalayan teoriler. Üçü de hayal gücü ile, kuantum sıçrama ile, özgür düşünce ile, isyan ruhu ile, derin tefekkür ile, çocuksu bir merak ile ve uzun uğraşlar sonucu ortaya çıkan sıradışı teoriler.

Einstein hayatı boyunca kariyer, para, rahatlık peşinde koşmadı. Okulda dışlandı, mezun olduğunda iş bulamadı. Okulu hiçbir zaman sevemedi. Gerçekten de, genç Einstein'ın ileride ortaya çıkacak dehasının temelleri okulda değil başka yerlerde atılmıştı. Resmiyetten ve toplantılardan hiç hoşlanmazdı. Geç konuşmaya başladı, etrafındakiler onu geri zekalı diye suçladı. Dört yaşındayken babasının hediye ettiği pusulayı gördüğü anda şiddetli bir merak hissine kapıldı. Pusulanın gizemli ve şaşmaz ibresini saatlerce inceledi ve izledi.

Einstein, memuriyetten hoşlanmazdı, ancak, yıllarca İsviçre patent ofisinde sade bir memur olarak çalıştı. Bunun sebebi iş ortamının ona sağladığı esneklikti. Her gün mesai işlerini 2-3 saatte çok hızlı bitirir, kalan zamanının tümünü soru sormaya, tefekküre, ARGEye, hayal kurmaya, yazmaya ayırırdı. Sürekli hayal kurardı, görsel hafızası ve sağ beyni çok güçlüydü. Hızlanan elektronların hızını ve yerini bulabilmek için hareket eden trenleri, yıldırımın çarpmasını, hızlanan asansörleri hayal eder ve beyninde canlandırırdı. Relativite teorisini ortaya atmadan önce yirmi yıl bu sahada uğraştı, çalıştı, düşündü. Teorisinin tohumlarını matematikçi Maxwell ile buluştuğu zaman attı ve bu tohumların yeşermesi 20 yıl zaman aldı. 20 yıl boyunca Einstein her gün ilgilendiği konuları düşündü ve hayalinde canlandırdı. Benzer konularda düşünen bilim adamlarıyla buluştu, tartıştı, onların fikirlerini aldı. Başarısızlığa uğradığını hissetti, sistemin dışına itildi; ancak asla fikirlerinden ve hayallerinden ödün vermedi.
Einstein, ne kadar iyi bir teorisyen ise, aynı zamanda uygulamalı çalışmalarıyla o kadar sıkı bir kaşifti. 1925'te buzdolabından sızan ölümcül soğutucu gaz nedeniyle yaşamını yitiren bir aile dramı okuduğu zaman fizikçi arkadaşı Leo Szilard'la daha güvenli buzdolabını tasarlamaya koyuldu. Sodyum ve potasyum karışımını borulara pompalamak için elektromanyetik alanı kullanan ve sıvıya dönüşmeden önce dondurucu kimyasal maddeyi sıkıştıran bir tasarım keşfetti. Patenti Electrolux’e satılan bu buluş, buzdolaplarının önemli tasarım bileşeni haline geldi.

Parıldayan gözleri, dağınık saçları, olağanüstü zekasıyla modernizmin zeka ikonu haline gelmiş bu esrarengiz adam, sıradışı yaşam öyküsüyle ve çağımızı değiştiren fikirleriyle bize ideal bir bilim insanı portresi sunuyor. Einstein’in bize verdiği ilhamlardan bazıları:

· Hata yapmamış olan kişi yeni bir şey denememiştir. Başarısız olmadan yenilik yapmak mümkün değil. Bu yüzden başarısızlıktan asla korkma ve içine gelen ilhamları pratiğe uygula. Her hata öğrenme fırsatıdır. Bu yüzden bir an önce dene, gerekirse başarısızlığa uğra, ama sonunda yeni bir şeyler öğrenerek yoluna devam et. Büyük keşifler uzun maraton gerektirir. İnovasyon, devrimden ziyade evrimdir. Sürekli sabır, uzun emek, ciddi disiplin ve çok sıkı çalışma gerektirir.

· Eğitim, okulda tüm öğrendiklerini unuttuktan sonra sende kalanlardır. Seninle ne kalacak? Asıl eğitim, senin hayata dair öğrendiklerin, tecrübelerin, bakış açın, ve keşiflerindir. Kilit de sensin, anahtar da. Bu zihinsel ve ruhsal yolculuk, senin yolculuğun. Sürekli çocuklar gibi merak et ve soru sor.

· Hayal gücü, bilgiden çok daha değerlidir. Bilginiz kısıtlıdır, hayal gücünüz ise dünyayı kucaklayacak kadar büyük. Ben hayal gücünden beslenecek kadar özgür bir sanatçıyım. Geleceği kuran, sizin hayal ettiklerinizdir. Bilinmeyen alanlara yelken açın. Kimsenin girmediği balta ormanlarını keşfedin.

· Kreatif düşünceye giden yol, kendi özgün yöntemlerini, kendi tutkularını, kendi merakını keşfetmekten ve kullanmaktan geçer. Alanınızda ve farklı alanlarda çığır açmış bilim adamlarını inceleyin ve onların çalışmalarından yararlanın. Onların çalışmalarının hepsini sentezleyin, üzerine kendi sosunuzu, renginizi, dokunuzu verin. Sizin özgün katma değerinizin ne olacağına karar verin. Her gün probleminiz üzerine düşünün ve mutlaka çalışın.

· Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de tabiî bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı.

· Konfor ve mutluluk benim için asla ulaşılması gereken amaçlar olmadı. Mal sahibi olma, aldatıcı vitrin başarıları ve lüks hayat ilk gençlik döneminden bu yana bana küçümsenmeye ve hor görülmeye layık şeyler gibi geldi. Hatta ahlakın bu en alt derecesini zevk düşkünü sefihlerin ideali olarak adlandırıyorum.

· Bir insanın değeri insanlığa, toplumuna, çevresine ne değer kattığıyla ölçülür. Alarak değil vererek değer kazanılır. Başarılı insan olmaya çalışmayın. Değerli insan olmaya çalışın. Ne kadar değer katarsanız, o kadar değerlisiniz.

· İki tür yaşama tercihi vardır: Bir: Hayatta hiç bir şey mucize değilmiş gibi yaşa. Böylece kafandaki bariyerlerden kurtulur ve hayallerine ulaşabilirsin. İki: Her şey mucizeymiş gibi yaşa. Böylece hayattaki en küçük detayların dahi güzelliklerini görmeye, merak etmeye ve keşfetmeye başlarsın. Bu iki yaşama tercihini de uygularsan, daha doyumlu ve coşkulu bir hayat sürersin.

· Kendime ve düşünme yöntemlerime baktığım zaman, soyut ve pozitif düşünebilme adına bana en büyük katkının içimdeki ilham, hayal gücü, ve fanteziden geldiğini fark ediyorum. Hayallerinizin peşini bırakmayın ve asla etrafınızdaki insanların cesaretinizi kırmasına izin vermeyin. Engellerle yüzleşmeden ve onları aşmadan bu maraton bitmez. Hayal gücünüzü ve ümidinizi her an canlı tutun.

· Bir alanda evrensel çapta katkı ve etki meydana getirmek istiyorsanız, hemen o okyanusa dalın ve ellerinizi kirletin. Girişimci olmak istiyorsanız, şirketinizi hemen kurun. Satranç şampiyonu olmak istiyorsanız her gün satranç oynayın. Yazar olmak istiyorsanız, hemen yazmaya başlayın ve her gün yazın. Yıllar süren pratiklerle tecrübe kazanın ve o hamurda yoğurulun. Aksatmadığınız rutinleriniz ve iş disiplininiz olsun. Sabırlı olun ve emeklerinizin karşılığını kısa zamanda beklemeyin. Maratonunuz belki de yıllar alacaktır. Unutmayın iğne ile kuyu kazıyorsunuz.

· Oynadığınız oyunun kurallarını en üst düzeyde öğrenmek zorundasınız. Sürekli oynayın ve kendi skorunuzu geçmek için uğraşın. Hayatınız buna bağlıymışçasına çalışın. Herkesten daha güzel oynayana kadar pratiğe ve çalışmaya devam edin. Bir süre sonra rakibiniz kalmayacak. İşte o zaman, kendinizle yarışmaya başlayacaksınız. Kendi zirvenizi geçeceksiniz, kendi rekorunuzu kıracaksınız.

· Hiç bir zaman soru sormayı ve sorgulamayı bırakmayın. Her şeyi sorgulayın. Merak, merak için vardır. Akıllı insan, sürekli merak eder ve soru sorar. Merakınızın sonu hiç gelmesin. Diğer insanların sizin hakkınızdaki fikirlerine gerekenden fazla önem vermeyin. Enerjinizi boşa harcamayın ve odaklanın. Keşif yolculuğunuza ve ideallerinize odaklanın.

2 comments:

Ahmet Alp Balkan said...

Gayet guzel bir yazi, elinize saglik. Ahmet Alp Balkan

Fahri Karakas said...

Rica ederim. Beğendiğine sevindim Ahmetcim. Çalışmalarında başarılar dilerim. Montreal'den selamlar,